warning: Creating default object from empty value in /home/ailem/domains/ailem.gen.tr/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Özgüven

Çocuklarınızı Anlıyor musunuz? Yoksa...


 
İletişim ne zaman başlar?Dünyaya merhaba diyen bir bebeğin ilk nefesi ve ilk ağlaması ile.Verdiği mesaj ise, Ben buradayım! Benimle ilgilenin! Benim ihtiyaçlarımı giderin! Ve karşılık gecikmez.Bebek annenin göğsüne yatırılır ve yaşamı boyunca unutamayacağı sıcaklığı,şefkati,anne kokusunu yüreğine yerleştirir. Evet!.. annenin bebeğine dokunması geçmişte düşünüldüğünün aksine çok önemlidir.Çünkü bebek dokunma sayesinde dünya ile ilişkide olma durumunu keşfeder ve diğer insanlarla nasıl iletişim kurulacağını öğrenir.Çocuğa sevgi gösterilmesi,ihtiyaçlarının karşılanması yada ağladığında önemsenmesi iletişimin en önemli unsuru olan özgüvenin temelini oluşturur.
 

Ergenlik Çağında Kimlik Arayışı ve Bağımsızlık Çabaları

Ergenlik çağının en önemli çabası kimlik arayışıdır. Gencin kişilik özelliklerinin farkına varması, bu özelliklerin gerçekleşmesini engelleyen her türlü olumsuz şartlarla mücadeleye girişmesi kimlik arayışı olarak isimlendirilmektedir. Başarılı olduğu sürece öz güveni artar, kendisini değerli hisseder. Başarısızlığa uğradığı veya engellendiği zaman hırçınlaşır, saldırgan davranışlarda bulunur. Gencin yeteneklerini keşfetmesi, başkalarından farklı olduğunu görmesi için ailenin dışına çıkması gerekmektedir. Anne babanın verdikleri ona yetmez. Bu dışarıya yönelişe bağımsızlık isteği diyoruz. Anne baba çoğu zaman gencin bağımsızlık isteğini aileden kopma olarak değerlendirir. Halbuki gencin amacı aileden kopmak değildir. O dış dünyayı, diğer insanları tanımak istemekte, ailenin içinde olduğu kadar toplum içinde de bir yer edinmek istemektedir.
 
 

Bağımsızlık konusunda onu bilgilendirin ve beceri kazanmasına yardım edin

Günümüz dünyası artık çok karmaşık bir hale geldi ve en eğitimli, en yetenekli insanlar bile zaman zaman kendilerini çaresiz ve güçsüz hissedebiliyor. Çocuklarımıza "gerçek" anlamda bir bağımsızlığın mümkün olamayacağını anlatmalıyız. Ancak, elbette hayatta kalma becerisi ve bilgisiyle ne kadar donanırsak, toplumumuzun bugünkü durumunda o kadar özgüvenli ve yeterli insanlar olabiliriz. Bu nedenle, sadece onların iyi bir eğitim alması konusunda çabalamanın yanı sıra evden şu becerileri kazanmış olarak ayrılmalarını sağlayın:

- paranın değerini kavramak ve harcamayı bilmek
- kendini savunabilmek
- fiziksel ve ruhsal sağlığının önemini bilmek ve kendine bakabilmek
- bir evi çekip çevirebilmek
- insan ilişkileri konusunda becerili olmak (cinsel beraberlikler de dahil olmak üzere)
- ekip çalışması yapabilmek (gerektiğinde yönetici özellikleri kazanmak)
- toplumun nasıl ve kimler tarafından yönetildiği hakkında yeterli bilgi sahibi olmak
- yasal haklarını bilmek
- gerek duyduğunda nereden ve kimden yardım alacağını, bilgi edineceğini bilmek

Ayrılıkları pozitif bir şekilde kabullenin

Bebeklerimizle "tel sarar" oynamaya başladığımız andan itibaren, onları ayrılığa hazırlamaya başlarız. Bu sürecin, çocuklarımız dış dünyada ayaklarının üzerinde kendileri duracak şekilde, kendine güvenli bir biçimde yaşamını sürdürmeye başlayana kadar çok yavaş bir hızla ve aşama aşama devam etmesi gerekir.

İdeal bir dünyada bu ayrılığın zamanı her çocuğa göre farklı olmalıdır. Oysa, günümüzün modern dünyasında çocukların uyması gereken sosyal normlar vardır. Örneğin, çocukların okula başlama ve bitirme yaşları bile yasalarla belirlenmiştir. Bu ayrılık zamanına uyum gösteremeyen çocukların bir "sorun"u olduğu düşünülür. (Böyle bir etiket çocuğun özgüvenine sadece zarar verir.) Gerçekte ise, bu durumda problem olan çocuk değil, anababasıdır. Ayrılık konusunda ortaya çıkan doğal endişe duygusuyla başedemeyen anababadır çünkü...

Bunun nedeninin, kendi gereksinimlerinizi tatmin etmek amacıyla çocuklarınızdan ayrılmak istemediğiniz olduğunu düşünmek istemiyorum. Bence, sadece ne yapacağınızı bilemediğiniz için, debelenip duruyorsunuz. Peki ne yapabilirsiniz?

Esin kaynağı olun

Elbette ki ilk sorumluluğumuz, dışarıdaki dünyanın heyecan dolu ve çok çekici olduğunu anlamalarına yardımcı olmaktır - burada davranışların sözlerden daha etkili olduğunu unutmamalısınız. Çocuklarımız, bizi dış dünyada kendine güvenen ve bu dünyanın zorluklarından bile zevk alan bireyler olarak görürlerse, bu güvenli cenneti tanımak için sabırsızlanacaktır.

Yuvadan Uçuş

"Çocuklarımıza vermek istediğimiz iki şey vardır. Biri sağlam kökler, diğeri ise bir çift kanat."
Hodding Carter

Bu kitabın büyük bir kısmında çocuklarımıza Hodding Carter´ın söz ettiği "sağlam kökler"i nasıl vereceğimiz üzerinde konuştuk. Kanatlar hakkında konuşmak için ise elimizde tek bir bölüm kaldı.

Eğer anne ve baba duygusal anlamda sağlıklı insanlarsa ve çocuklarının kendine güveni konusunda "sağlam kökler" oluşturabilmişlerse, kanatlar doğal olarak kendiliğinden büyüyecektir. Ancak elbette çocuklarımızın yuvadan uçuşlarını hiçbir sorun yaşamadan gerçekleştirmek istiyorsak (bunu her zaman kontrol etmemiz mümkün olamayabilir ve bazı fırtınaların yaşanması olasılığı vardır), almamız gereken bazı önlemler vardır.

Çocuklarımızın kanatlarını özgüvenle kullanabilmeleri için, almamız gereken önlemlerden söz etmek istiyorum.

Anlaşmazlıklarla Başedebilme

"Gökkuşağını görmek istiyorsan, yağmura tahammül etmen gerekir."Dolly Parton

Ve eğer gerçekten kendine güvenen çocuklar yetiştirmek istiyorsanız, anlaşmazlıklara tahammül etmeniz gerekir.

Çocuklarımızla aramızdaki anlaşmazlıkları onların özgüvenlerini geliştirmek için bir şans olarak değerlendirebiliriz, insanların çoğu anlaşmazlıkların, sevgiye dayanan ilişkilere ve benlik saygısına zarar vereceğini düşünür. Bu kitabın felsefesini ve kitabın önerilerini eğer uygulamaya başladıysanız, umarım çocuklarınızla aranızdaki anlaşmazlıklara karşı daha pozitif bir tutum içine girmişsinizdir ve onlar da bu tür sorunlarla çok daha kolaylıkla başedebiliyorlardır.

Çocuklarımızla aramızda bir anlaşmazlık varsa, özgüven geliştirmeyle ilgili olarak kendimize sürekli sormamız gereken üç soru vardır:

1. Evimizdeki sürekli atmosfer yapıcı sonuçlar elde etmemize yardımcı oluyor mu?
2. Evimizde krizlerle güçlü bir şekilde ve beceriyle başedilebiliyor mu?
3. Sonuçta alınan kararlar karşılıklı bir şekilde adil ve duyarlı oluyor mu?

Yardımcı bir atmosfer

Özgüven Kaybı

10 yaşındaki bir erkek çocuğunun karnesi çok kötüdür ve çocuk duruma çok üzülmekte ve özgüvenini kaybetmiş gözükmektedir.

Konuş

Anne babası duyguları hakkında konuşması için teşvik eder ve ona kendilerinin de benzer bir deneyim yaşadığını ve duygularının işlerini ne kadar etkilediğini anlatır. Konuştukça, kendisini ağabeyinin yanında çok yetersiz gördüğü ortaya çıkar.

Düşün

Anababa bu aşamada şu konularda yardımcı olabilir:

- "en iyi" ve "en kötü" anlarının listesini yapmak
- başarı konusunda ilk kez kendine güvenini kaybetmeye başladığı anı not etmek. Bunun belli bir olaya bağlı olup olmadığı? (Örneğin, ağabeyinin ortaokula başlaması; annesi iş değiştirdiğinde; okulda futbol takımına seçilmediğinde, vs.)
- başarılı ve başarısız olduğu dersleri not alıp, bunları ağabeyininkilerle karşılaştırmak
- farklı öğretmenlere karşı performansına ve duygularına göz atmak

Harekete geç

Uzun süreli hedef: ilk yazılı ve sözlülere kadar notlarını % 5 oranında yükseltmek.
Kısa süreli hedefler:

5 AŞAMALI STRATEJİ: Çocukların problem çözmede kullanabileceği bir strateji

Bu stratejide çocuğun bir problemi hem kendine güvenerek, hem de başarıyla çözebilmesi için beş önemli aşama vardır:

K O N U Ş
D Ü Ş Ü N
D E N E T L E
H A R E K E T E G E Ç
O D Ü L L E N D İ R

Konuş

Sorununuzu paylaşırsanız, sorun bir bütün olmaktan çıkıp yarıya iner.

Çocukların çoğu ya sorunlarını başkalarına hissettirmez ya da farklı biçimlerde dışavurur. (Örneğin, küçük kardeşini dövmek, yatmak istememek ya da başkalarının eşyalarına zarar vermek, vb.) Bu nedenle, atılacak ilk adım, kendilerini üzen ya da endişelendiren konuyu, çok güvendikleri biriyle konuşabilmelerini sağlamaktır. Pek çok vakada bu kişi büyük olasılıkla anababadır. Ancak, eğer sorun anababayla ilgili ise, ya da bunu sizinle herhangi bir nedenle paylaşamıyorsa, sorunu bir başkasıyla konuşabilmesi için onu teşvik edin - bu eşiniz, arkadaşınız, büyükannesi ya da öğretmeni olabilir.

Umarım seçtikleri insan onu umutlandıran, teşvik eden ya da sorununu çözmede yardımcı olmaya çalışan bir insan olur.

Düşün

Yapıcı bir biçimde eleştirmeyi ve eleştiriyi kabullenmeyi öğretin

Bu özgüvenin sınandığı en önemli özelliktir. Çocuklarımızın çok karmaşık becerileri edinmeleri zor olsa da, daha sonra geliştirebilecekleri iyi alışkanlıklar kazanmalarına yardımcı olabiliriz. Size çocuklarınızla paylaşabileceğiniz bazı ipuçları vermek istiyorum.

İyi ifade edilmiş bir eleştiri nasıl yapılır?

Doğru zamanı seçmeyi öğretin

Çocuğunuz, ya siz çok meşgulken ya da başkalarının yanında sizi eleştirmeye başladığı zaman bu konuyu başka zaman konuşmanız gerektiğini söyleyin.

Olumlu birşeyler de söylemeyi ihmal etmeyin "Seninle oyun oynamaktan hoşlanıyorum, ama sen ..." demeyi öğretin.

• Karşısındaki insana anlayış göstermesini öğretin Karşımızdaki insanı hiç değilse anlamaya çalıştığımızı göstererek, onun yapacağımız eleştiriyi daha rahat kabulleneceğini söyleyin (örneğin, "Evin en küçük çocuğu olmak hiç de kolay değil, biliyorum, ama ...").
• Bir seferde tek bir konuyu eleştirmeyi öğretin
Rahatsız oldukları tüm konuları bir seferde ortaya dökmeyi engelleyebilmelerini öğretin.

Yapılan övgüleri kabullenmeyi ve gerektiğinde başkalarını övmeyi öğretin

Kendine güvenen insanlar yapılan övgüleri rahatlıkla kabullenir ve gerektiğinde karşılarındakini överler. Eğer gerçekten kendinize güveniyorsanız, övgüye gereksiniminiz yoktur.’ düşüncesi yanlış bir inanıştır, övgü insanları harekete geçirir ve kendilerini iyi ifade etmelerini teşvik eder. Küçük çocuklar övgüye bayılırlar. Yaptıkları bir resmi ya da giysilerini överseniz, sözcüklere dökemeseler bile, teşekkürlerini pırıl pırıl bir gülümsemeyle ifade ediverirler size. Fakat, okul yaşına geldiler mi en ufak bir övgüde utanır, sıkılırlar. Birkaç yıl sonra da, övgü aldıkları zaman, kendilerini "kibarca" küçümser (Çok iyi yapamadım.), ya da karşılaştırma yaparlar (Bence senin yaptığın daha güzel olmuş.). Yapılan övgüleri reddetmenin gereksiz olduğunu söyleyin ve gülümseyip, teşekkür etmelerini öğretin.

Ayrıca, övgüde bulunma konusunda cimri davranmamalarını, fakat aşağıda söz edeceğim kötü alışkanlıklardan da kaçınmalarını söyleyin.

•Övgüde bulunma İyi ifade edilemeyen alışkanlıkların kontrol listesi

Ödün vermenin normal olduğunu öğretin

Toplumumuzda, özellikle de çocuklara rekabet ve kazanma duygusu öylesine aşılanıyor ki, size düşen görev onlara kendine güvenen insanların da her zaman kazanamayacağını, ödün vermeyi biliyorlarsa, her şeye rağmen başarı duygusu yaşamalarının mümkün olduğunu anlatmaktır. Ödün verebilmeyi öğretmenin en iyi yolu, bu becerilerini sizin üzerinizde denemelerine izin vermenizdir. Ancak, elbette bir konu üzerinde ne zaman ödün verilip, ne zaman verilmeyeceğini açıklamanız gerekir. Ödün verilebileceğine inandığınızda, onları dinleyin.

Hazırlık yapma

Çocuklarınızı, güzel konuşan insanların bile, toplum önünde konuşma yaparken kendilerine güvenemeyebilecekleri konusunda ikna edin. Kendine güvenen insanların büyük çoğunluğu "konuşmadan önce düşünür" ve yapacakları herhangi bir konuşmadan önce ellerinden geldiğince çok hazırlık yapar. Bu nedenle çocuklarınızı hazırlık yapmaya ne kadar erken yaşta alıştırırsanız, o kadar iyi olur.

Çocuğunuzun okuldaki öğretmeninin bu konuda her şeyi yapacağına güvenmeyin, ister, sınıfta geçmiş yaz tatili hakkında konuşacak olsun, ister bir araştırma projesinin sunusunu yapacak olsun, şu konularda onları teşvik etmek (ya da öğretmek) için yeterince zaman ayırın:

a) konusu hakkında ciddi ve yaratıcı bir biçimde düşünmeli
b) dinleyicilerinin gereksinimlerini ve ilgilerini göz önünde bulundurmalı
c) notları ve görsel malzemesi çok net ve okunaklı olmalı

İletişim Becerisi ve Kendini Tanıtabilme

Kendine güvenen insanların gereksinim duyacağı en önemli özelliklerden birisi insanlarla iyi iletişim kurabilmektir. Ancak, maalesef bu beceri doğuştan gelmez, sonradan edinilir. Bu bölümde, çocuklarımızın belli başlı iletişim becerilerinin en önemlilerinden birkaçını çocuklarımızın aktif olarak kullanabilmelerine nasıl yardımcı olabileceğimize bir göz atacağız. Eminim sizler de benim gibi, bu becerileri çocukluğunuzda öğrenmediniz. Eğer öyleyse, neden önce siz bu becerileri edinmeyi denemiyorsunuz? Daha önce de belirttiğim gibi, çocuklarınıza model oluşturmanız, kullanacağınız pek çok yöntemden çok daha etkili olacaktır.

Çocuğunuzun Dış Özgüvenini Geliştirmesine Nasıl Yardım Edebilirsiniz?

Bu bölümde, çocuğunuzun dış özgüven için gereken şu dört önemli niteliği kazanması için çalışacağız:

• iyi iletişim kurabilme
• Kendini iyi tanıtabilme
• Kendini iyi ifade edebilme
• Duygularını kontrol edebilme

Çocuğunuz ileride ıssız bir adada tek başına yaşamayı seçmezse ve onun iç özgüveninden tam olarak yararlanabilmesini istiyorsanız, bu niteliklerin her birini kazanması gerekir.

Çocuğunuzun sizinle ve yakınındaki diğer insanların yardımıyla erken yaşlarda edindiği iç özgüvenin niteliklerinin tersine, yukarıda adı geçen niteliklerin büyük kısmı evin dışında, özellikle de okulda ve medya gibi diğer sosyal öğreti kanalları yoluyla edinilir. Artık, pek çok gelişmiş ülkede iç özgüvenin bu tür niteliklerinin çocuklara kazandırılabilmesi amacıyla öğretmenlerin eğitimine büyük paralar harcanmaktadır. Dolayısıyla çocuğunuz matematik, fizik ve ingilizce derslerinin yanı sıra dinleme, bildiri sunma, eleştirilerle başa çıkma gibi konularda da ders alıyor olabilir.

Eleştirileriniz dolaysız, dürüst ve açık olsun

Anababaların çoğu, kendilerine olan güvenlerini sarsmamak için, çocuklarını fazla eleştirmek istemez. Oysa, kişinin kendini tanıyabilmesi için eleştiri her zaman gerekli bir araçtır. Eleştirilerinizi iyi ifade edebilir ve yapıcı eleştirilerde bulunursanız, çocuğunuz olumsuz da olsa, tüm eleştirilerinizi dikkatle dinleyecektir. Size kontrol listesi olarak kullanabileceğiniz önerilerde bulunmak istiyorum.

- Mümkünse, doğru zamanı ve yeri seçin. (Örneğin, çocuk yatmadan önce, arkadaşlarının önünde, ya da sabah uyanır uyanmaz değil.) Eleştiriler daha uygun bir yerde yapılmak üzere ileri bir zamana ertelenebilir (fakat çocuk küçükse, eleştirinin çok ertelenmemesi gerekir).

- Eleştirilerinize, mümkünse, olumlu bir gözleminiz ya da yorumunuzla başlamanızda yarar vardır. (Örneğin, "Ayşe, seni çok seviyorum, ama ..." ya da "Ödevlerini hiç aksatmadığını biliyorum, ama geçen hafta ...")

Çocuğunuzu tanıyın

Babam her şeyi benim iyiliğim için yaptığını ve beni sevdiğini söylerdi. Hâlâ beni sevdiğine inanamıyorum, beni tanımıyordu ki.

Özgüven Geliştirme Kurslarına katılan bir öğrenci

İşte size özgüven eksikliği sorunu olanlar arasında çok yaygın bir yorum daha. Çocuğumuzu tanımaya çalışmak, hem onu gerçekten sevdiğimizi göstermenin bir yolu, hem de onun kendisini tanıması için uygun olan ortamın hazırlanmasıdır. Kendilerine çok yakın hissettikleri için, ana-babaların çoğu çocuklarını çok yakından tanıdıklarına inanır ve çocuklarının kendilerinin bir kopyası olduğuna dair yanlış bir inanışa kapılır. Ancak, çocuklar ergenlik dönemine girip, gerçek kişiliklerini ortaya koymaya başlayınca, ana babalar "gerçek" çocuklarıyla yüz yüze gelir. Fakat, çocuğun özgüveni çok fazla zarar gördüyse, gerçek benliği hiçbir zaman ortaya çıkamaz.

Çocuğunuzun Kendisini Tanımasına Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz?

Özgüven eksikliğinin nedeni bir başkası olmaya çalışmamızdır. Bu nedenle bir yalanı yaşarken, kişinin kendisine güven duymamasına hiç şaşmamak gerek. Kendini beğenmiş insanlar ne yapacağını bilemeyen insanlardır."

Anne Wilson Schaef Kişinin kendini tanıması iç özgüven için en önemli etkendir, çünkü:

- gücümüzün farkında olmazsak, kendimizi geliştirip ilerleyemeyiz
- hangi konularda güçlü olduğumuzu bilmezsek, zayıf noktalarımızın başarı ve mutluluk getirecek girişimlerimizi sabote etmesini engelleyemeyiz.

Çocuk kendini tam olarak tanımazsa, büyüklerini memnun etmek amacıyla benimseyip uyarladığı davranış ve tutumların meydana getirdiği "yalancı" bir ben geliştirir. Bunu yaparken de, kendisini keşfetmeye duyması gereken içgüdüsel ilgisini kaybeder ve kendisini rahat hissedemez. En önemlisi, kendine güven için hayati önemi olan "kendisi olma" becerisini kaybeder.

Şimdi, çocuklarımızın iç özgüvenin bu çok önemli niteliğini kazanabilmelerine yardımcı olacak yöntemlere birlikte bir bakalım.

3. Aşama - Kendi düşlerinize ve isteklerinize de yer verin

"Düş kurmayı unutanlar umutlarını yitirirler."
Atasözü

Çocukların özgüvenlerine zarar veren ve pek de önemsenmeyen bir diğer konu, anababalarının artık düş kurmamalarıdır. Durum böyle olunca anababalar çocuklarına dolaylı ya da dolaysız yollardan şu mesajı verir: "Artık yaşamımda, sizden ve sizin geleceğinizden öte hiçbir umudum yok."

Anababalarının mutluluğunun tüm sorumluluğunu omuzlarında hisseden çocukların başarısızlık korkusu duymaları kaçınılmazdır. Çünkü, sınav notları ne kadar iyi olursa olsun, ne kadar güzel ve güçlü, itaatkâr ve yardımsever çocuklar olurlarsa olsunlar, arkadaşları ne kadar "iyi" çocuklar olursa olsun ya da ne kadar sorunsuz çocuklar olurlarsa olsunlar, anne ve babaları hiçbir zaman düş kırıklığı duygularından kurtulamayacaktır. (Zaten bir başkasının başarısından alınacak tat insanın kendi başarısından alacağı tat kadar doyurucu olamaz.)

2. Aşama: İçinizdeki yaralı çocuğu tanıyın

Son alıştırmada, terapi dünyasında adına kişiliğinizin "anababa" denilen kısmı üzerinde çalıştınız. Bu, sadece başkalarının gereksinim ve istekleriyle ilgilenen değil, aynı zamanda onları yöneten ve hükmeden kısmıdır. Şimdi de içinizdeki "çocuk"la ilgili kısmı inceleyelim. Bu terimi, diğer bütün çocuklar gibi, sizin de doğuştan getirdiğiniz ya birtakım "doğal" özellikler:

hazırcevaplık, meraklılık, sezgi, yaratıcılık, şakacılık, maceraperestlik, duyarlılık, güvenilirlik, bencillik,ya da çocukluğunuzun ilk yıllarında içinde büyüdüğünüz çevreye veya gereksinimlerinizin karşılanma (ya da karşılanmama) şekline karşı geliştirdiğiniz uyum özellikleri:

Uyum, boyun eğme, beceriksizlik, ilgi çekme ihtiyacı, daleverecilik, asilik ve korkaklıktır.

İçeriği paylaş

Anket

Daha iyi çocuk bakımı için en çok ne yapıyorsunuz: