warning: Creating default object from empty value in /home/ailem/domains/ailem.gen.tr/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Sevgi

Evlilikte Sevgi Nasıl Canlı Tutulur?

"20 yıllık evliyiz" dedi kadın. "Eşimin geleceği saatte kal­bim hâlâ çarpar. O da beni görmek için koşarak gelir."

Belki kimilerine garip gelebilir. "Böyle bir şey olabilir mi? Günümüzde sevgi mi kaldı? Deliler gibi seviyorum, diyen nice çiftler, üç-beş ay sonra mahkeme kapısını çalıyor" diye­bilirsiniz.

Peki, bu çift, sevgilerini nasıl korumuş ve canlı tutmayı başarmış olabilir? Bunun sırrı ne?

Evet, sevgi kâinatın mayası olduğu gibi evliliğin de özü­dür. Eğer bir şeyin özüne bakarsanız dış kabuğunun iyi-kötü-çirkin güzel olması, sizi fazla ilgilendirmez.

Sen Gelmedin

Sen Gelmedin

Seni düsündüm yine
Bilmem kac defadir hayal ettim
Ceylan gibi bakislarini
Kizinca kas catisini
Elimden simsiki tutusunu
Simsicak duygularini düsündüm.

Seni düsündüm yine
Sanki ekmegim suyumdun
Sanki bombosdu dünyam
Sensiz senden uzakken.

Seni düsündüm yine
Ellerin ellerimde
Yüregin avuclarimda cirpiniyordu
Birakmak istemiyordun ellerimi
Kollarima saklaniyordun sanki
Görmesinler duymasinlar diyordun
Dudaklarin kupkuru
Sesin titriyordu hep
Bak ellerin de titriyor
Gözlerin nemli nemli
Tanri ya yalvariyordun durmadan
Yemin ediyordun bitmeyecek diyordun
Simsiki sarilip
Sensiz olmakdansa
Topraga giderim diyordun
kelimeler yarim cikmaya basladi dudagindan
Tüm bedenin titriyordu.

Seni düsündüm yine
Yalniz odamda evimdeyken
Sanki anlam kazandi duygularim
Sanki hayata baglandim yeniden
Yemeden icmeden
Seni seyrettim hep
Sanki yeniden dogmusdum
Sanki mutlulugu ilk kez tatmisdim.

Seni düsündüm yine
Bekledim günlerce seni gelmedin...1986

.......Meraklilarina Almanca!

Du Kamst Nicht

wieder habe ich an dich gedacht
ich weiß nicht,wie oft ich von dir geträumt habe
deine blicke,wie ein reh

SEVGİ DERSİ

Küçük oğlumuz annesine geldi ve ona elindeki kağıdı uzattı. Annesi ellerini önlüğüne kuruladıktan sonra kağıdı okumaya başladı:

Çimleri biçtiğim için 5 Milyon
Bu hafta odamı temizlediğim için 1 Milyon
Alışverişe gittiğim için 500 Bin
Küçük kardeşime baktığım için 250 Bin
Çöpü döktüğüm için 1 Milyon
İyi bir karne getirdiğim için 5 Milyon
Bahçeyi temizlediğim için 2 Milyon
Toplam borç: 14 Milyon 750 Bin

Annesi umutla kendisini süzen oğlumuza baktı. Eline bir kalem aldı, kağıdın arka yüzünü çevirdi ve şunları yazdı:

Seni dokuz ay karnımda taşıdım Bedava
Hasta olduğunda başını bekledim, elimden geleni yaptım, senin için dua ettim Bedava
Yıllar boyu değişik nedenlerle senin için gözyaşı döktüm Bedava
Senin için geceler boyu kaygı duyup, uykusuz kaldım Bedava
Oyuncaklarını topladım, yemeğini hazırladım, giysilerini yıkadım, ütüledim Bedava

Ve oğlum bunların hepsini topladığın zaman gerçek sevginin bedelinin olmadığını görürsün, bedavadır çünkü.

Ailede Mutluluk Gözlerden Okunmazsa Sözlerden Okunur

Aile; insanın dünyaya gelmesinin meşru zemini. Anne ve baba adı verilen mühendislerin, Allah'ın verdiği çocuk denilen malzemeyi işleyerek topluma, renk renk, çeşit çeşit kişilikte insanları yapılandırıldıkları kurum.
 
 
 
Aile; insanı insan olmaya ve daha sonra da topluma hazırlayan donanma üssü. İnsanı insan yapacak cevherleri şartsız sevgi, doğru ilgi ve değer suyu ile dengeli bir şekilde büyütüp, kendi inandıkları ve yaşadıkları yol haritalarını da eline verip hayat yolculuğuna uğurladıkları ana istasyon.
 

Çocuklarınızı Anlıyor musunuz? Yoksa...


 
İletişim ne zaman başlar?Dünyaya merhaba diyen bir bebeğin ilk nefesi ve ilk ağlaması ile.Verdiği mesaj ise, Ben buradayım! Benimle ilgilenin! Benim ihtiyaçlarımı giderin! Ve karşılık gecikmez.Bebek annenin göğsüne yatırılır ve yaşamı boyunca unutamayacağı sıcaklığı,şefkati,anne kokusunu yüreğine yerleştirir. Evet!.. annenin bebeğine dokunması geçmişte düşünüldüğünün aksine çok önemlidir.Çünkü bebek dokunma sayesinde dünya ile ilişkide olma durumunu keşfeder ve diğer insanlarla nasıl iletişim kurulacağını öğrenir.Çocuğa sevgi gösterilmesi,ihtiyaçlarının karşılanması yada ağladığında önemsenmesi iletişimin en önemli unsuru olan özgüvenin temelini oluşturur.
 

İslam'da Ailenin Önemi

Aile, anne baba ve çocuklardan oluşan en küçük toplum birimidir. Bu bakımdan aile toplumun temel taşı sayılmıştır. İlk toplumlardan günümüze kadar, bütün toplumlarda aile vardır. İnsanları diğer canlılardan ayıran önemli özelliklerden biri, insanların aile düzeni içinde yaşamalarıdır. Anne baba ve çocukların yanında nine, dede, amca, hala, dayı ve teyzeler de aileden sayılır.
 

 

Kendimizi Çocuğumuza Nasıl Tanıtıyoruz?

 Yeni doğmuş bebekler ağlarken "anne" dermiş gibi gelir etrafındakilere çoğu zaman. Belki de o çaresiz ve aciz çığlıklarda gizli "anne" lafzını duymak için hazır olduğundan kulaklar ve kalpler. İlk kelimeler de dört gözle beklenen baba ya da anne olur genellikle. Yavrularımızın bizlere ilk hitâbı ne heyecan vericidir! Dünyaya gözlerini açmalarından itibaren yaşanılan en özel anlardan biri, çocuklarımızın bizi zikredişleri. Anne- baba olduğumuzun ilk sözlü tasdiki, onların minik dudaklarından dökülenlerle. Anne ve baba oluş... Hem büyük bir ikrâm, hem büyük bir sorumluluk.
 
 
 

Nasıl Bir Anne - Babasınız? (1)

 Ailede, anne baba ile çocuk arasındaki iletişim ve anne babanın disiplin anlayışı, çocuğun eğitiminde önemli bir yer tutar. Anne babanın çocuklarıyla arasındaki ilişkilerine ve disiplin anlayışına göre, aileler, değişik şekillerde sınıflandırılmıştır.
 
Genel olarak aile ortamını sağlıklı ve sağlıksız olarak ayırabiliriz. Sağlıklı ailede bireyler, doğru bildiklerini söylemekte ısrar edebilir ve gerçekçi olmaya özen gösterir; kendi düşünce, duygu ve davranışlarından kendilerini sorumlu tutarlar. Sağlıksız ailede ise, bireyler dıştan denetimli kişiler olarak yetişir.
 
 
 

Bir Kadını Ağlatırken Dikkatli Olun

Bir kadını ağlatırken dikkat edin !...
Kadın her asırda hep ezildi, ağlatıldı. Bazen ikinci sınıf insanı, bazen diri diri toprağ gömüldü, bazen emtiya ile eşdeğer tutuldu. Günümüzde hala kadına yapılan zülüm ve baskı hafife alınacak tipten değil. Son
zamanlarda "töre kurallarına" kurban edilen kadın, dışlanan kadın, ezilen ve birçok sıkıntılara maruz bırakılan kadın... Oysa kadın bir annedir, bir
kardeştir, bir sevgilidir, bir arkadaştır, bir dostur...
Hepimiz ne çok düştük yanılgıya, son zamanlarda...
Bir kadını ağlatırken çok dikkat edin, çünkü Yüce Yaratıcımız, kadının gözyaşlarını sayar...
Kadın erkeğin kaburgasından yaratıldı, ayaklarından yaratılmadı, öyle olsaydı ezilirdi...
Üstün olmasın diye başından da yaratılmadı.
Ama göğsünden yaratıldı, eşit olsun diye,
Kolun biraz altında korunsun diye,
Kalp hizasında sevilsin diye...
Bütün kadınlara ithaf olunur...

Bir Kız Kulesi Macerası

Sıradan bir hikâye değil bu; kendi hayat hikâyemde kayboluşumun hikâyesi… Anlatacak çok şey var aslında, ama anlatmam gerekenlerin bir çoğu halüsinasyon bir kısmı da simülasyon. Bilmenizi istediğim tek şey bu hikayenin bir başlangıcı olan her şey gibi zamanla değiştiği ve acizleşerek sonlandığı kadar gerçek oluşudur.

Çocuklarınıza onları ne kadar sevdiğinizi söyleyin

Anababası tarafından sevilen bir çocuk, kendini sevmeyi öğrenir. Bu artık bilinen bir gerçek, ama her terapist, sürekli olarak, değişik nedenlerle, bu çok değerli psikolojik armağandan nasibini almayan insanlarla karşı karşıya gelmektedir. Bu tür insanlardan başka, daha sıklıkla karşılaştığımız pek çok insanın yorumları ise şu doğrultuda olmaktadır:

"35 yaşıma gelinceye kadar babamın beni sevdiğini bilmiyordum. Bunu da üstelik kız kardeşimden öğrendim, babamdan değil."

"Annem herhalde bizleri çok seviyordu, çünkü bizler için hep fedakârlık yapardı. Ama yine de emin değilim, çünkü bunu bize hiçbir zaman ifade etmedi."

Süper özgüven

Bu terimi, daha önce de söz ettiğim özelliklerin tümünün biraraya gelmesinden oluşan özgüven tipi için kullanıyorum. Süper özgüvenin diğerlerinden daha güçlü olmasının nedeni, iç ve dış özgüven arasındaki ilişkinin sürekli birbirini desteklemesidir.

İşte, çocuklar yuvadan uçmadan önce, hepsinin geliştirmesini yürekten istediğim ve "ideal" olan özgüven tipi budur. Ancak, gerçekçi olmak gerekirse, anababaların asıl amacının çocuklarına iç ve dış özgüveni "yeterince" vermek olmalı. Ayrıca, bir diğer önemli konu ise, özgüven çocuklukta kazanılırsa, "süper" özgüveni yetişkin oluncaya kadar geçen sürede kendiliklerinden kazanabilirler.

Hüznü Çalan Mevsimler

Ben hüzne çalan mevsimler yaşarken
Sen hüznü çalan mevsimler yaşadın
Yaşadığın mevsimler hüznü çalıp durdu hep
Bir kapı aralığından usulca süzülen
Sessiz bir rüzgar gibi
Alıp götürdü seni sensizliği

Kaderimizdi hüzün
Birlikte paylaşmıştık hüzne dair ne varsa
Karanfiller hüzün kokuyordu
Güller hüzün...
Ve mahzun bakıyordu Lalezar
Zaman hüzünle akıyordu
Hüzünlü geçiyordu ömür
Hüzne teğet geçiyordu kutsal bildiğimiz ne varsa

Biz hüzne ayarlanmıştık
Şarkılar hüznü mırıldanıyordu
Ve hüznü çalıp duruyordu mevsimler
Bir kapı aralığından usulca süzülen
Sessiz bir rüzgar gibi
Ağır aksak çarpan yüreğime
Seni sensizliği öğütlüyordu

Ben hüzne çalan mevsimlerde yaşarken
Sen hüznü çalan mevsimler yaşadın hep
Hüzün kaderimizdi.

Sevgi anneden, güven babadan

Arkadaşlarına ya da öğretmenine "En güzel anne benim annem" ya da "En güçlü baba benim babam" demeyen çocuk var mıdır? Kaç çocuk, "Benim annem senin annenden daha güzel", "Benim babam senin babam döver" cümlesini gururla söylememiştir? Çocuğun iç dünyasında güzel anne tanımlaması gi duygusunu, güçlü baba tanımlaması da güven duygusunu simgeler. Daha sonraları en güzel yemek yapan anne, en güze giyinen anne, en hızlı araba kullanan baba, topu en uzağa atan baba, uçurtmayı en yükseğe çıkaran baba gözlemleri çocuğu anne-babasında pekiştirdiği sevgi ve güven duygularının daha geliştirilmiş saptamaları olarak karşımıza çıkar.

Annenin sevgi ve şefkati, babanın gücü ve koruyuculuk çocuğun kişilik gelişimde çok önemli bir rol oynarken, çocuk aynı zamanda bu iki duygunun rehberliğinde hayatı anlamlandırmaya, tanımaya ve bu iki duyguyu kendi kişilinde oluşturup büyütmeye başlar. Tüm bu duygu alışverişi sırasında çocuk sevildiğim ve güvenildiğini de hissetme gereksinimi duyar. Bütün psikolojik rahatsızlıkların temelinde, sevgi ve güven duygusunun eksikliğinin yattığını biliyor muydunuz?

SEN...

Sen deyince bildiğim bütün sözler uçuyor hafızamdan.
‘’Sen’’ diyorum gerisini getiremiyorum…
Bulamıyorum sen’den başka...
Sen’den öncesi de yok sonrası da…
Yalnızca belleğimde sen…
‘’Sen’’diyorum ve susuyorum…
Söylenebilecek tüm sözler korkup kaçıyor sen’den…
Ya sen’den sonrasına yakışmazlarsa…
Evet!
Bilmiyorum sen’den başka bir sen…
Kalbimde sen…
Ruhumda sen…
Dilimde sen…
Duamda sen…
Her yer böylesi sen’ken neden?
Neden sensizim ben?
Neden?

SANA SEVGİM'İ BİR ÖMÜR MUHAFAZA EDERİM YETER Kİ SANA OLAN NEFRET'İMDEN KURTULAYIM...

Çok garip geliyor şu an ,aslında hep bildiğim o gerçek; HİÇ SEVMEDİĞİN BENİ….Özünde hep bildiğim ve sıklıkla kendi kendime ve hatta sana tekrarladığım bir şeydi aslında ama şu an bunu kanıtlayan tüm tavırların daha doğrusu tavırsızlıkların,içimde gizliden gizliye daima taşıdığım yanılma ihtimalimin umudunu tamamen yok ettiği için olsa gerek,garip geliyor..

Nasıl Bir Sevgi

Sevgi insanın en derin ve en yoğun olarak hissedebildiği duygulardan biridir. Aynı zamanda da Allah'ın dünya hayatında yarattığı en güzel, en büyük nimetlerdendir. Insan Allah'ın yarattığı maddi manevi tüm nimetlerden çok büyük zevk alır, güzel bir manzara, güzel bir ev, etkileyici bir müzik, estetik hazırlanmış bir sofra, bunların hepsi insan ruhunda büyük bir coşkuya neden olur. Ancak hiçbiri sevgiden alınan zevklerin yerini tutmaz.

İnsanların birbirlerine duydukları sevgi iki ayrı amaca göre şekil alır. Birincisi, samimi ve Allah rızasına dayalı sevgi; ikincisi ise samimiyetten uzak menfaate dayalı bir sevgi. Dünya hayatında insanın önündeki iki ayrı yolun sonuçları ise şöyledir: iman edip Allah'tan bu eşsiz nimete dünyada ve ahirette en güzel şekilde sahip olmak ya da sevgi maskesi altında insanları kendi menfaatleri için kullanıp böylesine güzel bir nimetten uzak, sıkıntılı bir hayat sürmektir.

Samimi Sevgi mi?

Çaresizlik

Çok sevdim ve hala çok seviyorum,ama öyle bir an geldi ki tıkandım çaresiz kaldım,insanın içini dökebileceği bir arkadaşının veya dostunun olmaması ne kötü,sonra bu siteyi gördüm,içimi dökebileceğim insanlar buldum galiba dedim.
Eşimle uzun yıllar bi tanışma sürecinin ardından evlendik, büyük bir aşkla çok seviyoruz birbirimizi,ben bir gün eşimin bana söylediği yalanla sarsıldım, ufak bir kumar ama kumarın ufağı nasıl olur onuda bilmiyorum,biraz sert bi tepki gösterdim,(düğündeki takılarımı sattık bu yüzden ama önemli değildi benim için, dünya malı ondan daha değerli olamazdı ve hatasız kulda olmaz)söz verdi bir daha olmayacağına,sonra ikinci defa gene söyledi gene affettim ve gayet yumuşak davrandım,sonra üçüncü defa gene yaptı aynını ve bu defa daha büyük ve boyumuzu aşan bir borç yüküyle,nasıl davransam bilemedim,bana söylediğinde çok kötüydü yüzüme bakamamıştı kendisinin bana layık olmadığını, benim bunları haketmediğimi söyledi,yüreğim onun böyle oluşuna dayanamadı affettim.

Bir KIVILCIM

bir kıvılcım YANGINA sebeb olurmus
YANGIN felaketin habercisiydi
ben biliyordum
sense inatla tersini idda ediyordun

kıvılcım öylece kala kaldı
nereye gitseydi
ilerisi karanlık
gerisi bosluk
yolu uzundu

sönmemek icin zemin arıyordu
ama akan zaman ve atılmamıs adımlar onu yorgun düsürmüstü
gel görki uzaklardaki YANGIN haberi yerine ulasmamıstı
cünkü sadece sözler vardı
ne anılar nede umut birikimi
gidis gelisler vardi

Dost Dediğin

Dost Dediğin

Sevilecek biri olmadığı zamanlarda bile seni sevmeli

Sarılacak biri olmadığı zamanlarda bile sana sarılmalı

Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile sana dayanmalı

Dost dediğin fanatik olmalı

Bütün dünya seni üzdüğünde sana moral vermeli

Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli

Ve ağladığında seninle ağlamalı

Ama hepsinden daha çok, dost matematiksel olmalı

Sevince çarpmalı

Üzüntüyü bölüşmeli

Geçmişi çıkartmalı

Yarını toplamalı

Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı

Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı

İşi bitince bir tarafa atmamalı...

dostunuz var mı? düşünün

ALINTIDIR.

İçeriği paylaş

Anket

Daha iyi çocuk bakımı için en çok ne yapıyorsunuz: