Çocuk Eğitimi

Ödev yapmak nasıl zevkli hale gelir?

Unutmayın ki siz de bir zamanlar çocuktunuz... Arkadaşlarınızın oyun oynadığı saatlerde oturup ders çalışmak sizin için de can sıkıcıydı, değil mi? Ama siz, Bebeğim ve Biz dergisinin önerileriyle çocuğunuza daha kolay ödev alışkanlığı kazandırabilirsiniz

Okul hayatımızın kabusu olmuştur 'ev ödevi'. Hiçbir çocuk yoktur ki ev ödevine karşı istekli olsun. Fakat doğru yaklaşımlarla bu durumun, çocuğunuz ve sizin için bir kabusa dönmesini engelleyebilirsiniz. NP İstanbul Nöropisikiyatri Hastanesi'nden Psikolog Aynur Sayım, çocuğa nasıl ödev yapma alışkanlığı kazandırılabileceğinizle ilgili önerilerde bulundu.

BECERİLERİNE DİKKAT!
Öncelikle her çocuğun bireysel farkları olduğunu ve öğrenme tarzının değişkenlik gösterdiğini unutmamak gerekir. Çocuğun gelişimi, öğrenme becerileri, dikkatini yoğunlaştırma ve sürdürme becerisi; yaşına uygun mu, ders çalışma motivasyonu nasıl, çocuğun çalışma disiplinini etkileyen nedenler nelerdir incelemek gerekir. Eğer çocuğun zekasında, öğrenmesinde ve dikkat becerilerinde sorun yoksa, tek başına çalışma disiplinini kazanabilir. Fakat bu alanlarda sorun yaşayan bir çocuğun özel eğitim desteği alması, birlikte ders çalışılması gereklidir.

Şiiştt... Amca Kızıyor!..

Ülkemizde amcalar, teyzeler, ablalar hiç bitmez... her yerde vardırlar... sürekli de kızarlar zaten...

Çünkü bir çocuk ne zaman yaramazlık yapsa, annesi veya babası, o kaçınılmaz cümleyi söyler:

"Şişşştttt... Dur yapma kızım... Bak amca kızıyor..."

Amcanın kızması bir şey değil de, keşke her şey sadece amcanın kızmasıyla sınırlı kalsa!..

Amca kızar... çocuk bildiğini okur...

Teyze kızar... çocuk bildiğini okur...

Abi kızar... çocuk yine bildiğini okur...'

Çocukların merhamet ve vicdan duygularını nasıl geliştirebiliriz?

Anne-babanın birbirlerine ve aile üyelerine karşı sevgi dolu, saygılı, yardımsever ve anlayışlı olması çocuklarda vicdan ve merhamet duygularını geliştirir.

Çocuklar olumsuzluklardan ne kadar uzak kalır ve güzel örnekleri görerek büyürse sevgi ve merhamet de o derece yer bulur. Çocukların hayvanlara ve çevrelerine karşı acımasız davranışları dikkatle izlenmeli.

İnsanı insan yapan bütün hasletler merhamet ve vicdan duygularının iyi gelişmesiyle güçlenir. Bu da anne-babanın çocuğuna vereceği iyi bir bakım ve eğitim ile başlar. İnsanda var olan merhamet ve vicdan duyguları hem korunmalı hem de sağlıklı çevresel ve sosyal ilişkiler ile geliştirebilmelidir. Çocuğun temel ihtiyaçlarının karşılanması anne ve babasıyla sevgi ve güvene dayanan bir iletişim içinde olması ve zararlı alışkanlıklardan korunması merhamet ve vicdan duygularının hassasiyetini sağlar.

Anne-babalar, çocuklarının başarısı için ne yapmalı?

Günümüzde, çocukların okul başarıları, göz ardı edilmeyecek kadar önem kazanmıştır. Eskiye nazaran iş ve kariyer sahibi olmak zorlaşmış, çocukların da derslere olan ilgisi azalmıştır.

Bu nedenle yeni nesil anne-babalara daha fazla görev düşüyor. Eğitimin sadece okulda olmadığını, evin de eğitimde önemli bir rolü olduğunu unutmamalıyız.

Okullar açıldığı zaman velileri tatlı bir telaşe sarar. Bu telaşenin altında hem çocuğun geleceğiyle ilgili planlar, ümitler hem sorumluluktan doğan korkular vardır. Günümüzde, ebeveynler ve öğretmenler, öğrencilerin niçin her geçen gün okula ve derslerine daha az ilgili göründüklerini anlamak için çaba sarf ediyor. Ancak, çocukların eğitimi konusunda bazı anne-babaların yaptığı tek şey ise karne zamanında görüşlerini ileri sürmektir.

Çocuklar ve Biz

7 TEMMUZ 2000 tarihli gazetelerde şöyle bir haber var­dı: ingiltere Başbakanı Tony Blair "Baba olmak, başbakanlıktan zormuş." dedi. Tony Blair, bu sözü, körkütük sarhoş olup polisle tartışan 16 yaşındaki oğlu sebebiyle söylüyordu.

Bir kış ortası, iki genç kadın ilk çocuklarım doğuruyor. Saatlerce süren yorgunluktan sonra biri, sevinçle "Zor kısmı bitti!" diyor. On yaş büyük doktoru, gülerek "Hayır!" diye cevap veriyor: "Henüz yeni başlıyor."

Kitap piyasasında çocukla ilgili olanları "çok satanlar" grubuna girememektedir. Dedikodu kitapları ve politik olanları baskı üstüne baskı yaparlar. Maalesef insanlar, ken­di çocuklarının temiz yüreğinden çok, başkalarının kirli yüzleriyle ilgilenmektedirler. Siz, hiç 900'lü telefonlarla, ana babaların çocuklarını nasıl terbiye edeceklerine dair reklâm verildiğini duydunuz mu? Devletler, sosyal kurumlar ve ana babalar, bu konuyu gerektiği gibi ciddiye almamaktadır. Meslekten de Öte, bir sanat olan ana babalığa, gençler, hazır­lıksız yakalanmaktadırlar.

Çocuklarınızı İnançlı Yetiştirin

Dinin çocuk eğitimindeki yeri, sanıldığından daha önemlidir. Din bütünüyle bir eğitim sistemi içerir. İnsanları iyilik yapmaya ve kötü şeylerden uzaklaşmaya çağırır. Bir anlamda insanların melekleşmesini tavsiye eder.

Çocuk hayatında dinin ve din eğitiminin önemi, sanıldığın­dan fazladır. İnanç, hayata anlam kazandırır. Neyi, niçin yapa­cağımızı öğretir.

Din ve din ile ilgili şeyler, en iyi ve en evvel evde öğrenilir. Anne ve baba bu konuda çocuğa örnek olmalıdır.

Çocuğumuzun bilgili olmasını, yalan söylememesini, çalış­kan ve yardımsever olmasını, kimseyi aldatmamasını, namaz kılmasını, oruç tutmasını istiyorsak, kendimiz örnek olmalıyız.

Kız Çocuğu Nasıl Yetiştirilir?

Psikolog Fatih Reşit CİVELEKOĞLU, “Bebeklikten Ergenliğe Başarılı, Mutlu, Huzurlu Kız Çocuğu Nasıl Yetiştirilir?” adlı kitabının ilk satırlarında çok önemli bir paylaşımda bulunuyor:

“Meslek hayatımda şunu fark ettim ki, bana başvuranların üçte ikisi bayan ve sorunları çocukluk dönemine dayanıyor.” diyor ve bu sorunların kaynağının “hatalı anne-baba tutumları” olduğunu vurguluyor.

Kitapta, bebeklikten ergenliğe kadar çocuğun bedensel, kişilik, zihinsel ve manevi gelişimine yer verilmiş ve bu gelişim alanlarını desteklemek için yapılması gerekenler sohbet havasında anlatılmış. En önemlisi konular, yazarın karşılaştığı vakalarla örneklendirilmiş. Hayatınızda olumlu değişiklikler yapmanıza vesile olacağına inandığım bu samimi kitabı tavsiye ediyor; hatalı anne baba tutumlarının başlıcalarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Çocuklarımıza karşı görevlerimiz

Çocuklar, her şeyin gerçek sahibi olan Allah'ın insanoğluna lütfettiği en güzel ve şükrü en meşakkatli nimetlerden biridir hiç şüphesiz. En güzel nimet olmasının yanında şükrünün eda edilmesi de en ciddi titizliği isteyen, büyük bir sorumluluktur. Her nimetin şükrü, nasıl kendi cinsindense, çocuk nimetinin şükrü de, onları salih bir mü'min ve mü'mine olarak yetiştirmektir.

Çocuklar, anne babaları için dünya hayatında gurur ve övgü kaynağı olabileceği gibi, utanç kaynağı da olabilirler. Bu ikisi arasındaki durum, anne babaların çocuklarına verdiği eğitim ve terbiye ile ilgilidir. Kur'an-ı Kerim'de; "Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür" buyrulur. Evlilik kurumunun ilk temeli olan neslin devamını sağlama düşüncesinin meyvesi olan çocuklara karşı, ölçülerini Allah'ın çizdiği sınırlar ve sorumluluklar vardır.

Saldırganlığının önüne geçmenize yarayacak öneri

Eğer son günlerde çocuğunuz olur olmaz her şeye sinirlenmeye ve şiddet içerikli davranışlar sergilemeye başladıysa, bir an önce tedbir almanızda fayda var. İşe, olumlu davranışlarınızla ona model olarak başlayabilirsiniz

Hiç uykunuzdan başınıza vurulan bir oyuncak araba, kumanda veya benzeri sert bir cisimle uyandırıldığınız oldu mu? Çocuğunuzun size ve çevresine karşı şiddet içerikli davranışları karşısında ona 'saldırgan' etiketi yapıştırmadan önce, Bebeğim ve Biz dergisinin önerilerini okuyun. Psikolojik Danışman Alev Köymen, saldırganlığın doğuştan getirilen bir dürtü olduğunu söylüyor: "Başlangıçta, içinden gelen saldırganlığı bütün çıplaklığı ve yalınlığıyla dışa vuran çocuk, zamanla öfkesini ve saldırgan davranışlarını engellemeyi öğrenir. 2-3 yaş döneminde, çocuğun yaşantısındaki değişimlerde ve oyunlarda normal kabul edilebilir. Fakat eğer sürekliliği varsa ve yoğun yaşanıyorsa, o zaman yardım alınması gereken boyutta demektir."

Çocukların sinirli ve stresli anları

Çocuğunuz bir yaşını geçtikçe daha çok hareketlenmeye, evde ne var yok keşfetmeye başlar. Hiçbir yaptırımdan anlamaz. Ne kadar “dur, yapma, hayır” deseniz de gözünüzün içine baka baka bildiğini okur. Çekmeceleri boşaltırken siz yanına yaklaştıkça daha hızlı boşaltmaya başlar. Bunların yanlış olduğunu ona anlatmak çok zordur. Bu dönemde çocuklar “hayır”ın en azından hoşlanılmayan bir şeyi ifade ettiğini fark ederler, fakat buna uyma davranışı geliştiremezler. Çocuğa sürekli müdahalede bulunulduğunda o da benliğini daha çok ortaya koyma yarışına girerek yaramazlıklarında ısrar edecektir. Bu yaştaki çocuklar hayli meraklıdırlar ve daima istediklerini yaptırmak isterler. Güvenliğini sağladıktan sonra, araştırıp keşfetmesine, merakını gidermesine izin vermek gerekir.

Çocuğun güvenliği için ulaşabileceği yerlerdeki temizlik maddelerini, tehlikeli eşyaları ve boğazına kaçacak türdeki her şeyi ortadan kaldırdıktan sonra çekmecelerin birine eline almasında bir mahsur olmayan küçük kaplardan koyarak merakını gidermesine yardımcı olabilirsiniz. Diğer dolapların kapaklarını açamayacağı şekilde lastiklerle bağlamak, vitrin kapaklarını bantlamak gerekebilir. Bunları yaptıktan sonra asıl mesele çocuğun ilgisini nelere yöneltmesi gerektiğini bulmaktır.

Çocuğumuzun Her İstediğini Yerine Getirmeli miyiz?

Eğer çocuğunuz varsa ve yukarıdaki gibi düşünüyorsanız, bu yazıyı okumanızı tavsiye ederiz. Çünkü çocuğunuzla iyi bir iletişim kurmanın ve iyi birer anne-baba olabilmenin anah­tarı, sadece onun isteklerini karşılamakla sınırlı değildir. Başarılı bir iletişim kurabilmek ve iyi birer anne-baba ola­bilmek Özveri ister ve kuralları vardır.

Çocuğumuza zaman ayıralım. Unutmayalım ki çocuğu sev­mek ona bolca ve pahalı oyuncaklar almak değil; onunla or­tak faaliyetleri paylaşmak, ona zaman ayırmak ve onunla oynamaktır. Çocuğu sevmek; sevgiyi sözle ifade etmenin öte­sinde, eylemle bu duyguyu ona yaşatmaktır.

Çocuğumuzla beraberken tüm dikkatimizi ona yoğunlaştı­ralım. Anne-baba olmanın keyfini çıkaralım.

Aşağılamak, suçlamak, çocuk adına karar vermek yerine, çocuğumuzu dinleyelim.

Dinlendiğini gören çocuk kabul edildiğini, dolayısıyla se­vildiğini düşünen çocuktur.

Anneye bağımlı çocuklarda öğretilmiş çaresizlik

Bir çocuk nasıl anneye bağımlı hale gelir? Anneye bağımlı hale gelen çocukların kişilik özellikleri nedir? Bu soruların cevabını verebilmemiz için doğumdan okul çağına kadar çocuğun zihinsel gelişimini izlememiz gerekir. Bilindiği gibi, çocuğun doğuma kadar olan zihinsel potansiyeli genetik mirasa, yani anneden babadan ve atalarından genler vasıtasıyla intikal eden kodlara bağlıdır. Buna doğuştan gelen zihinsel yetenek diyebiliriz. Yeni doğan bir bebeğin genetik kodlar vasıtasıyla sahip olduğu zihinsel yeteneklerin açığa çıkması ve işlerlik kazanması aileden alacağı eğitime bağlıdır.

Yeni doğan bir bebek, annenin koruması ve bakımı olmadan hayatını devam ettiremez. Annenin şefkatli kollarında ve sıcak kucağında s?t emen, altı kirlendiğinde temizlenen, koruyup kollanan bir bebek, geldiği bu yeni dünyada yalnız ve korumasız olmadığını hissetmeye ve anneye güven duymaya başlar. Güven duygusu sadece beslenme ve bakıma bağlı olmayıp, anneden aldığı sevgi ve şefkatle yakından ilişkilidir. Bu sebepledir ki, en az iki yaşına kadar anne çocuk beraberliği güven duygusunun gelişiminde çok önemlidir. Bu süreyi anne sevgisinden ve şefkatinden ayrı geçiren bir bebek, resmi kurumlarda çok iyi bakılıp beslense dahi, zihinsel ve duygusal yönden geri kalmakta; güven duygusu gelişmemektedir.

Annem-Babam Artık Beni Sevmiyor!

Bu sözler çocuğumuzun yeni doğan kardeşi hakkında düşün­celerini çok güzel ifade ediyor değil mi?

insanoğlu çok eski çağlardan beri sevdiklerini paylaş­mayı, ilginin bölünmesini ve bir başkasına yönelmesini içgü­düsel olarak kabul edemez. Çocukların iç dünyası o kadar karmaşıktır ki o küçücük yüreklerinde fırtınalar koparan, anne ve babasının sevgisini paylaşan, sürekli ağlayan ve ilgi isteyen bu konuğu kabullenmekte çok zorlanırlar.

Burada en önemli görev ve sorumluluk anne-babaya düşmektedir. İkinci bir çocuk sahibi olmayı planlamak, çocuklarına bunu uygun bir dille açıklayabilmek, onu hazırlamak, yeni bir bebek dünyaya getirmek kadar önemlidir. Annenin hamile­lik döneminde yaşayacakları, bebek dünyaya geldikten sonra aile düzeninde nasıl değişiklikler olabileceği açıklan­malı, ilk çocuğun psikolojik olarak neler yaşayabileceği göz önüne alınmalıdır.

Yaz sıcağında cami serinliği

Okulların kapanmasıyla birlikte yeni bir yaz dönemine başlangıç yapmış olacağız. Üç ay gibi uzun bir tatil süreci çocukları beklemekte. Bu zamanın nasıl değerlendirilmesi gerektiği konusunda anne-babaların alacağı kararlar önemlidir. Çünkü tatile dair atılan adımlar çocuklar için anlamlı birer mesaj ifade eder.

Tatilin sadece oyun ve eğlenceden ibaret boş bir zaman dilimi olmadığı, bilakis kış boyunca derinlik kazandırılamamış alanlara dönük çalışmaların yapılabileceği iyi bir fırsat olduğu çocuğa öğretilebilir. Bu alanlardan en önemlisi ise, okulda yüzeysel bilgilerle geçiştirilen din bilgisidir.
Kişilik gelişiminde dinin etkisi

Çocukların kişilik yapısı büyük oranda okul öncesi dönemde oluşmaktadır. Kişiliğin çocukta sağlıklı oturması ise her ebeveynin kayıtsız şartsız arzusudur. Çünkü sağlam bir kişilik geliştirebilen bir kişi ancak, kendisiyle ve toplumla gerekli olan irtibatı gerekli olan şekilde kurabilir ve sürdürebilir. Dini inancın bu anlamda sağladığı gücü, başka hiçbir öğretiyle karşılamak mümkün değildir.

Çocukların masala neden ihtiyacı var?

Masallar çocuklara, en sıkıntılı zamanlarda, karamsar bir haldeyken bile hiç olmayacak şeyleri başarabileceğini fısıldar. Çocukların içindeki kahramanı ortaya çıkarır. Hayal kurmak sadece eğlendirmez. Fantastik öğeler çocukların hayal dünyasını zenginleştirir ve onları hayata hazırlar.

Çocukların masala neden ihtiyacı vardır? Sebebi çok basit: Her halk çocuğuna masal anlatırken hayal kurmuş, onu eğlendirmiş, masala fantastik öğeler katarak hayal dünyasını zenginleştirmiş. Masalın sonunu mutlu bitirmiş. Çocuk hep sevinmek istiyor, masalcı onun bu ihtiyacını fark edince hem onun isteğini yerine getirmiş, hem de masalı detaylandırmış, ballandırmış, masala birçok işlev yüklemiş. Bir masalla bunu en iyi şekilde açıklayabiliriz.

Çizgilerle Çocuk

Çocuklar dünyanın en tatlı varlıkları. Onların olmadığı bir hayat, cıvıltılarının olmadığı bir ortam, neşe dolu kahkahala­rının çınlatmadığı bir dünya, gülücükleri­nin olmadığı bir evren ve nefeslerinin ol­madığı bir kainat düşünemiyorum bile. İnsanlar için Allah'ın en büyük hediyesi çocuklarımız. On­larla sevinip onlarla gülüyoruz. Mutlulukları mutluluğumuz, hastalıkları hastalığımız oluyor. Minicik bir tebessümleri için gözümüzü kırpmadan dünyayı ayaklarına sermeye çalışıyoruz. Varlıkları, hayatımızın anlamı oluyor çoğu zaman.

Yaşamaktan bıkmış insanların, evlatları için yeniden doğ­duğuna şahit olmayanlarımız var mı?

Kaçımız onlar için gecelerce uykusuz kalmadık? Kaçımız kara gözlerindeki yaşları dindirmek için uğraşıp yorulmadık?

Kaçımız üstlerini örtmek için, geceler boyu uykumuzdan olmadık? Kaçımız?..

Çocuklarımız Neden Doyumsuz?

Çoğu anne baba çocuklarını üzmemek için her istediklerine “evet” demekten kaçınmaz ve onların doyumsuz bireyler olarak yetişmelerine neden olur. Böylece evlatlarımız hayatlarını yönlendirme konusunda yetersiz kalıp, kendilerini ciddi sorun yumakları içinde bulur. Zira bugünün doyumsuz çocukları, geleceğin tatminsiz bireyleri olmaya adaydır. Bu tatminsizlikleri her şeye yansır. Elindekilerle hiçbir zaman yetinmez, hep daha fazlasını ve daha yenisini isterler. Bu sayede tatmin olacaklarını sansalar da, arzu ettikleri şey, elde edildiği andan itibaren hemen eskir ve değersizleşir. Bugün oyuncaklarını kolayca eskiten ve atan çocuk, yarın hayatındaki insanları da kullanılıp tüketilecek bir eşya gibi görmeye başlayacaktır.

Doyumsuz olarak yetişen çocuklar sorunlu kişilikler sergiler. Fedakarlık yapamaz, sıkıntıya gelemez, sorumluluk alamazlar. Şükretmek ve sabretmek onlar için çok uzak kavramlardır. Bencil ve tahammülsüzdürler. Kolay kolay sağlıklı bir ilişki kuramazlar. Başta ebeveynleri olmak üzere herkesle sorun yaşarlar. İnsanlığın kendi emirlerinde olduğunu düşünürler. Dünyanın etraflarında döndüğü varsayımıyla herkesten özel ilgi ve saygı beklerler. Bunu göremediklerinde ise depresif ve mutsuz olurlar. Böylece iş ve sosyal yaşamlarında, beklenilen başarıyı gösteremeyen bireyler olarak yetişirler.

Yeni Fatih’ler Yeni Osman’lar yetiştirmek bizim elimizde

Annesi gül koklasa, ağzı gül kokan çocuk; Ağaç içinde ağaç geliştiren tomurcuk. Pek çoğumuz, büyüklerimizden, daha 4 yaşında Kur’an’ı ezberleyenlerin, küçük yaşta ilimde yol kat edenlerin hikayelerini dinlemiş ve bunların nasıl olup da mümkün olduğuna hayret etmişizdir. ‘Onlar geçmişte kalmış, şimdi öylesi nerede?’ diyorsanız, yanılıyorsunuz. Bakın bugünlerde 6 yaşındaki Zeynep’in Kur’an’ı hatmetmesi, çevresindekileri hem şaşırtmış hem sevindirmiş durumda. Çocuk anne karnındayken ve daha öncesinde hâl, tavır ve meşguliyetlerine dikkat edenler, çocuklarında bunun tesirlerini belirgin şekilde gördüklerini söylüyorlar.

Evliliğe çok temiz ve güzel niyetlerle adım atmış olan Yasemin Hanım, evliliğinin ilk yıllarını, güzel geçen hamilelik dönemini ve ilk çocuğundaki farklılıkları anlattı bize. Evliliğinin çok bereketli geçen ilk yıllarında Yasemin Hanım ve eşi, akşamları evde Kur’an okuyor, tefsir ve hadisle meşgul oluyorlarmış. Yasemin Hanım, özellikle hamilelik döneminde, çokça Kur’an okuduğunu, namazlarında dikkatli ve devamlı olduğunu anlatıyor.

Çocuklar da el yıkama alışkanlığının önemi

Çocuk, dünyaya gizemli bir paket içinde gelmiş bir armağan gibidir. Zaman geçtikçe o paket yavaş yavaş açılır, büyür, serpilir, gelişir. Bizler bu paketten neler çıkacağını her zaman bilemeyiz. Fakat zaman içinde sahne arkasını görebiliriz. Bu süreç tam da bir tohumun ne ağacı olacağını başlarda bilemezken, filizlenip büyümeye başlarken ne ağacı olduğunu anlayabilir, ihtiyacına göre ona en iyi suyu ve gübreyi bulabiliriz.

Batılıların dediği gibi, çocuklarımız bize ‘kullanma klavuzu’ ile gelmiyorlar. Anne-babaların görev bu noktada çocuğun dünyayı nasıl algıladığını ve tepkilerini hangi süreçlerden geçirerek verdiğini anlamaya çalışmaktır. Her ne kadar ‘kendi çocuğumuzu’ en iyi tanıyan kişi olduğumuzu düşünsek de, anne ve baba olmanın getirdiği bazı küçük körlükler yüzünden çocuğumuzla ilgili kimi noktaları istesek de göremeyiz.

Onların bizi her zaman gözlemlemediğini düşünebiliriz ya da gözlemleseler bile algılamadıklarını düşünürüz. Çocuğumuzun el yıkama alışkanlığı da bu örneklemelerin içine alınabilecek en güzel davranımlardan bir tanesidir.

Çocuk Gelişim Devreleri

Çocuğu gelişimi derken, sadece fiziksel gelişmeyi kastetmiyoruz. Çoğu zaman aile büyükleri, iyi beslenmiş, kilolu çocuğun annesini tebrik ederler: "Çok iyi bakmışsın; maşallah tosun gibi!"

Diğer taraftan, zayıf vücutlu bir çocuğun annesi ona iyi bakamadığı endişesiyle hep suçluluk duygusu içindedir. Aile büyükleri ve komşu kadınları da zavallı anneyi çekiştirmekten geri durmazlar.

Çocuğun kilosu ve boyu, beslenmeden ziyade soyaçekimle ilgilidir. Önemli olan çocuğun kilosu değil, sağlığıdır. Ancak daha da önemlisi, beden sağlığı ile birlikte ruh sağlığıdır. Öyle anneler vardır ki; elinde kaşık çocukla kovalamaca oynar. Ona bir kaşık fazla yemek yedirmeyi marifet zanneder. Çocuğa kilo kazandırmaya çalışırken, ruh sağlığını tehlikeye soktuğunu ve çocukla çatışmaya girdiğini bilmez.

İçeriği paylaş

Anket

Daha iyi çocuk bakımı için en çok ne yapıyorsunuz: