warning: Creating default object from empty value in /home/ailem/domains/ailem.gen.tr/private_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Sevgi

Hissettiğimiz Kadar Severiz

Hayatımıza geldiği gibi
giden insanlar vardır...
Geldiği gün bizi sevince;gittiği gün ise hüzne boğar...
İçimiz kararır,hayata küseriz
Fırtına öncesi sessizlik gibidir aslında yaşadığımız...
Bir gölün yüzeyi gibi sakinizdir.Hatta dingin ve umarsız...
Sonra yavaş yavaş dağılır bulutlar,gün ışığı tekrar içimizi ısıtmaya ve buz tutmuş yüreklerimize işlemeye başlar...
Bu bir şanstır seven ve sevilen için,
Bir kısmet belkide bir daha bulunamayacak;
El ele tutuşmanın coşkusunu tekrar yaşama şansı
Belki;belki de bir hayal...Kurmanın bile insanı mutlu ettiği,eskiyi yaşayıp acı çekmeyi göze alabildiği,acı çekmenin bile güzel geldiği....
HEPİMİZ HAYALLERİMİZ KADAR VAROLURUZ;
VE HEPİMİZ SÖYLEDİĞİMİZ KADAR DEĞİL
HİSSETTİĞİMİZ KADAR SEVERİZ...
Ve bir gün anlarsınız ki sevgilerde gurur olmaz,gururun olduğu yerde zaten sevgi barınamaz..."

-alıntı-

Seninle Başım Dertte

Seninle başım dertte
Ne yapsam bilmiyorum,
Canımdan bir parçasın ,
Söküp atamıyorum.

Bilmiyorum seninle
Sonumuz ne olacak,
Belki bu aşk ölümsüz,
Belki yarım kalacak.

Her gün değişiyorsun,
Avutuyorsun beni,
Bir bilmece gibisin,
Çözemedim ben seni.

Seninle başım dertte,
Ne yapsam bilmiyorum,
Canımdan bir parçasın,
Söküp atamıyorum.

Bazı gün darılırsın,
Bazı gün barışırsın,
Bazı günde kaybolur
Hasrete karışırsın.....!!!

Seninle başım dertte,
Ne yapsam bilmiyorum,
Canımdan bir parçasın,
Söküp atamıyorum...

Selami Şahin

Ben Dilenciyim

Ben dilenciyim Sevgi dilendim sevdiğim den Yürek dolusu Sevdiğim için Mutlu yaşamak için Sevilmek için sevgi dilendim Ben dilenciyim

Dostluk dilendim dostum dan Gerçek dost olmak için Zor günde yanımda görmek için Dostum demek için Güvenmek için dostluk dilendim Ben dilenciyim

Sohbet dilendim yaren den Tadı şeker gibi, bal gibi Şerbet tadında muhabbet için Paylaşım için duyguları, anıları Yaren olmak için sohbet dilendim Ben dilenciyim

insaf dilendim zalimden Şefkat dilendim Merhamet dilendim taş yüreğinden Canlar almasın diye can dilendim Yaşama hakkını bilsin diye İnsafa gelsin diye insaf dilendim

-alıntı-

Evlilikte ALTIN Kurallar

“Mutlaka evlenin, eşiniz iyi çıkarsa mutlu olursunuz. Kötü çıkarsa filozof olursunuz.” Sokrates

Toplumsal yapımızın sağlıklı bir şekilde devam edilmesinin yolu sağlıklı ve mutlu bir evlilik kurumunun devamıyla mümkündür. Sorunlu evlilikler sorunlu kişilerin ve sorunlu çocukların nedenidir. Sonunda ekonomik sıkıntılarında eklenmesiyle kendiyle ve toplumla kavgalı, toplum ve devlet yapısı için tehlikeli bireyler meydana gelir. Bu durum toplumsal çatışmaları ve terörü destekler. İşte bu nedenlerden dolayı bu yazımın amacı, evlilik aşkınızı öldürmeden, evlilikte yaşanabilecek pek çok sorunun çözüm yollarının anlatılması ve uzun evliliklerin gizemli görünen sırlarını vermektir.

EVLİLİKTE ALTIN KURALLAR

Beni çok seviyordu neden aldattı ki

"İnsanlar çok eşlidir, onları tekeşliliğe zorlarsanız aldatır" diyen Prof. Dr. Mansur Beyazyürek, aldatmayı psikolojik bozukluk olarak değerlendirmenin yanlış olacağını söylüyor. Beyazyürek'e göre; eğitimsel, sosyal, kültürel özellikler bir araya geldiğinde aldatma kaçınılmaz olarak ortaya çıkıyor.

Ünlü Psikiyatrist Prof. Dr. Mansur Beyazyürek, hastası Bayan C'nin evliliğinin aldatmayla nasıl sarsıldığını ve terapi süreci içinde neler yaşadığını anlattı. Beyazyürek, Türk toplumunda en sık rastlanan aldatma türlerinden birini, psikiyatrik açıdan yorumladı...

1. Seans:
İlk geldiği gün aldatıldığı için mutlaka boşanmak istediğini söylüyordu

Âciz iki yüreğiz...Sen ve Ben..

Sende kendimi görmek ürkütür beni…

Arkadaşımsın, canımsın…

Yüreğimi paylaştığım, ama sınırları aşamayansın…

Herkes gibisin… Âilem desem değil, ben desem değil, sen tam ortadasın…

Yürümek ve ardımızda koca seneleri devirmek…

Bir edeb hikâyesi yazmak hayalim seninle!

Alnım açık, her ânım, konuştuğumuz kelâmlar dizilir gözlerimin önüne..

Sonra düşünürüm, seni bu beden üzdü mü diye?

Aynaya bakarım… Konuşurum kendimle, gözlerimle ve sonra kalbime ilişir gözlerim…

Seni ararım… Kapladığın yer kadar büyür gözlerim!

Ve sonra hâtıralar kendilerini sergiler ve «İzle bizi!..» derler!

Ellerim senden uzak olmamalı, ama ellerini de sarmamalı! Hep yan yana durmalı…

Arkadaşımsın… Canımsın...

Korkarak Yaşıyorsan

...............

Öyle bir aşk yaşadım ki,
Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.

Bazıları seyrederken hayatı en önden
Kendime bir sahne buldum oynadım.

Öyle bir rol vermişler ki;
Okudum, okudum anlamadım.

Öyle bir hayat yaşadım ki;
Son yolculukları erken tanıdım

Öyle çok değerliymiş ki zaman
Hep acele etmem bundan anladım.

Kendi kendime konuştum bazen evimde
Hem kızdım, hem güldüm halime.

Sonra dedim ki,
Söz ver kendine!

Denizleri seviyorsan,
Dalgaları da seveceksin.

Sevilmek istiyorsan,
Önce sevmeyi bileceksin.

Uçmayı seviyorsan,
düşmeyi de bileceksin

Korkarak yaşıyorsan,
Yalnızca; hayatı seyredersin...

Sevgi Testi

John Blanchard banktan ayaga kalkti, askeri üniformasini düzeltti ve ana terminale giden insan kalabaligini inceledi. Yüzünü degil, ama kalbini tanidigi ve üzerinde gül olan kizi aradi. Ona olan ilgisi 13 ay önce, Florida kütüphanesinde baslamisti... Raftan aldigi bir kitabin içindeki yazilar degil ama kenarinda gördügü, kursun kalemle yazilmis bir not onu etkilemisti. Yumusak el yazisi düsünceli bir ruhu ve akilli bir zekayi yansitiyordu. Kitabin ön yüzünde, ilk sahibinin adini farketmisti: Miss. Hollis Maynell.

Sus gönlüm...susabilirsen tabii...

Sus gönlüm. Çok dile getirme. Sen dile getirdikçe gönlün daha da coşuyor, daha meraklanıyor ve beklemek daha da zorlaşıyor.

Sus gönlüm. Çok laf etme. Az söyle ki işimiz olgunlaşsın. Az söyle ki Hakka karşı yanlış kelam çıkmasın.

Sus gönlüm. Bir elif miktarı sus. Az kaldı bahara. Dayan gönlüm. Denizin içinde meydana gelen görünmeyen dalgalar gibi yüreğin biliyorum. Beklemekten başka çare olsaydı, seni durdurmazdım... İnan bana... Ama yok. Başka çare yok. Unutma ki ilaç bile beklemeden tesir etmez, çiçek bile vakti gelmeden önce açmaz...

Sus gönlüm. Bu kışın bahara dönünceye kadar. Bu gece gündüz oluncaya kadar. Uzak yollar yakınlaşıncaya kadar. Bu sıkıntının ardından ferahlık gelinceye kadar. Ve yüzümüz vuslat gözyaşlarıyla ıslanıncaya kadar sus...

Sus gönlüm. Seni senden daha iyi bilen Rabbinin hükmü vuk'u buluncaya kadar. Senin nasibin sana ulaşıncaya kadar, ulaşmayanlarınsa senin nasibin olmadığını anlayana kadar sus...

Kararsızım

sürekli baska baska rolleri üslenip
üstümüze uygun kiyafet secerek dalýyoruz cemahat icine.
"yerine göre davranmasini bilmeli", buda basit bahanelerimizden biri, kendimiz olmaktan cýktýgýmýz bu yolda.
yüzüme karsý yüzün gülüyor,
peki ya dýs yüzeye cýkmamýs yüzün?
bazen gercekleri his edebiliyoruz,
samimiyetsizlik var bunca sevgi dolu sözlerde....
ama bazen....
ama bazen öyle usta oyuncular karsýna cýkýyor ki, güvendigin daglara kar yagýyor derler ya hani, iste bu yüzden güvenimi yitirdim.
sadece sözde kalan arkadaslýk, dostluk bana göre degil, ama tam sana göre!
niye mi?
sana soruyorum o zaman, arkadas, dost kelimesini ne kadar sýk kullanýyorsun?
bu sözlerinin arkasýnda bir maneviat bulabilirmyiim arkadas!

gecen gece tartýsmakdayken birden
acý gercek üstüme dogru yürüdü.
saygýyý bilirmisin?
ben bilirim sanmýstým, yanýlmýsým.

Yalnız Gitme

Yapma beni birakma eller ne der sonra diller ne der sonra

Yalniz gitme giderken benide götür,
Ben gelmesem hic durma,
Bu aski bitir
Yapma beni birakma
Eller ne der sonra ,diller ne der sonra

Sen insafliydin sevmeden önce,
Sen vicdanliydin bu askdan önce
Yüzüme baksana bir sey sorunca
Hosunami gidecek bensiz kalinca

YALNIZ GITME, GIDERKEN BENI DE GÖTÜR

(asef den dinlemenizi tavsiye ederim:) )

Tıkanıp Kaldığında Hayat

Bir yerlerde tıkanıp kaldığında hayat, soluk almak güçleştiğinde,

Yüreğin susup, mantığın sürüklemeye başladığında ayaklarını,

Dağlara dönmeli yüzünü insan.

Yeni patikalar, yeni yollar seçmeli, yüreğini ferahlatacak;

Yeni insanlarla 'tanışmalı, yeni keşifler yapacak....

Hep isteyip de, bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa, Gerçekleştirmeyi denemeli!

Her geçen gece, ölüme bir gün daha yaklaştığını; zamanın bir nehir,

Kendisinin bir sal olup da, O dursa da yolculuğun devam ettiğini anlamalı.

Baş döndürücü bir hızla geçiyorsa birbirinin aynı günler,

Her akşam aynı can sıkıntısıyla eve giriliyorsa,

Değiştirmeye çalışmalı bir şeyleri;

Küçük şeylerle başlamalı belki; örneğin, bir kaç durak önce inip

Servisten, otobüsten; yürümeli eve kadar, yüreğine takmalı güneş gözlüklerini;

Gördüğünü hissedebilmeli!

Sağlığını kaybedip, ölümle yüz yüze gelmeden önce.

İlla büyük acılar çekmemeli, küçük mutlulukları fark etmek için!

Başkasının yerine koyabilmeli kendini;

Bencilin Hikayesi

"Bencil "yalnız " olarak doğmuştu. Çok büyük sıkıntıları vardı yaşama gözlerini açarken. Aç , güçsüz ve çaresizdi. Lakin bunu anlatacak çok güçlü bir silahı vardı Elinde " Gözyaşları" Sadece kendini düşünmeliydi çünkü sadece o vardı ve tek başına idi.

Derken önce "Şefkat " daha sonra da " Sevgi" ile tanıştı. Onu hemen kollarına almışlar, giydirip ısıtmışlar, karnını doyurmuşlar, şarkılar söyleyip uyutmuşlardı. Onun bütün kaprislerine içten bir sıcaklıkla göğüs geriyordu onlar. Birde kalplerindeki en güzel duygularla sarıp sarmalıyorlardı onu büyürken "Bencil " şımarıktı. Onu dizginleyip uslandırmak oldukça güçtü.

Bu yüzden bir süre sonra "Eğitim" devreye girdi.

Kelebek

Öncesinde kırmak için verdin uğraşı
Çırpınışın boşa değildi bilemezdin ki
Vurdukça kanatlarını durmaksızın
Kozasına hayatın öğrenmeliydin
İki günlük nefes için bu çırpınış
Uçtun , heveslendin
Gözlerinden ışıklar saçtın
Renkler açtın kanatlarında
Bir köşede çürüyen kozana bakmadan
Gittin gidebildiğin kadar
Bilmeliydin kelebek
Önce çıktığına
Sonra uçtuğuna
Rengine, nefesine
Şükretmeliydin.
Ölümdü gelen peşin sıra
Bakmalıydın ardına

Sen rüzgarın savurduğu yöne mahkum
Kuru kanatlı iskelet
Bahara ihanet eden çiçekler
Şimdi hani nerde
Nerde güzellikler
Hayat hiç bitmezmiş gibi gelir
Demedi mi sana melekler ?
Yoksa duymadın mı ?

Can ki emanet
Sen ki seni sakınana ettin ihanet
Rüzgara kapıldın
Savurduğunu bilmeden seni alevlere
Uçuramadı kanatların
Yalvarışların boşa
Sen ki kelebek
Duymalıydın
Ne diyor semada melekler

Ve ışığında dönen semazen kanatlılar
O yüce sevgi yumağının
Sonsuzu beklemekdi gayretleri
Korkuya yer yoktu
Bir bir düşüyorsa da canlar
Bilirlerdi kelebek
Onları bekliyordu
Tüm güzellikler

Kapatıyorum Gözlerimi Sonsuzluğa...

Kapatıyorum gözlerimi sonsuzluğa...
Tek bir anı bırakmadan
Yokluğundan yapılmış bu kenti siliyorum...
İçimin unutulmayan yüzü!
Sen hiç anlamadın gözleri sensiz kızı...
İçi seninle dolup taşan
Varlığına ağrılar büyüten
Bu çaresizi hiç anlamadın!...
Bu kentte yaşamak ölüm kadar yalnızlıktı bana
Olmayanı hayalimde görürdüm,
Olanlarsa hep uzağımda...
İşte ben de gidiyorum;
Uzağındayken daha da uzağına...
İçimin çoğunluğu doludur seninle...
Bendeki seni anlatamaz sözlerim ama,
Sensiz kere sen varsın içimde!
Ne kadar sensizsem
O kadar senle doluyum işte!...
Düşünce değil
Ben her daim seni yaşarım buralarda...
Oysa şimdi
Kapatıyorum gözlerimi sonsuzluğa...
Dayanma gayretim çok ama,
Çarem yok!
Kalbim delik,deşik!
Mıhlanıp kaldığın sol yanımda
Sancılar şiddetini arttırdı...
Sabahladığım her gecenin sonunda
Seni bugün de sevebileceğim diye şükrediyorum,
Mevla’ya senin için dua sunacağım’’diye akşama varıyorum..
Bekliyorum;kapı eşiğinden girecek ölüm meleğini...
Kapatıyorum gözlerimi sonsuzluğa…

Anne bana daha iyi bir yalan bul!

Aklımın olmazlarınla darmadağın ettim geceyi,
Kaçtığım aşka yakalandım
Bulduğum an yitirdiğim sözcükler gibiyim,
Sesimden kaçıyorum ele veriyorum kendimi

Gecenin bir vakti yürüyüp gidiyorum içimden,
Yüzümün yarım kalan gülüşleri resmeder bir hali var...
Önümde hep iki yol,
Birini yürüsem geç kalıyorum diyerine
Hep ucu ucuna yetişmeyim sevmelere...

Başı boş bir rüzgar gibi gelip geçiyorum nesneden,
Gizli bir özneyim adımı çağırmıyor kimse...
Hep bir ayrılığı soyunup giyiniyorum,
Hep yarım kalıyor nota,
Hep aynı şarkıyı söyleyip, aynı yerde detone olan biriyim...
Bezginim, kaldırmaz aldanışları artık yüreğim...

İnceldiği yerden bir düğüm daha atabilirim,
Delinin biriyim asfaltın ortasına yatabilirim...
Bir düğüm daha atabilirim,
Dönüp baktığımda ipteki düğüm sayısıdır yaşamalar bilirim...

Anne bana daha iyi bir yalan bul!
Kendimi avutmaya gücüm yok artık
Kendimi taşımaktan yoruldum,
Anahtarı kırılmış kapı gibiyim
Kilitliyim üstelik, kimsesizin biriyim,
Suya atılmış buz parçası gibiyim...
Vakitsiz bir yağmurum,

BUGÜN BİR İYİLİK yapın kendinize...

Image Hosted by ImageShack.us

BUGÜN BİR İYİLİK yapın kendinize...
Bir selam verin sevdiklerinize.
Yağmur damlalarıyla halleşin yahut...
Eski günlerdeki gibi masal diyarında yolculuğa çıkın şöyle bir.
Hatırlayın hayalin ne kadar uçsuz bucaksız olduğunu.
Çünkü hayal, hayatın rengidir, tadıdır, tuzudur.
En fakiri zengin eder hayaller.
Çünkü cebi dolu, hayal dünyası boş insanlar vardır her yerde.
Kâinatta zerreyi göremeyenlerin yanında,
Zerrede kainatı görenlerden olun.

Bugün bir iyilik yapın kendinize...
Dostlarınızla güzel bir yemek paylaşın.
Tebessüm edin minik bir çocuğa.
Vedalaşın sonbahar yapraklarıyla.
Çayınızın her yudumunda,
İçinize dolan ılık sevinci paylaşın.
Ve paylaştıkça çoğalsın güzellikler.

Bugün bir iyilik yapın kendinize...
Işığı seyredin bugün.
Alışılmışın dışında bir kitap edinin.
Sayfalarda gezindikçe, dünyanıza bir dünya daha katın..

Bugün kendinize çok büyük bir iyilik yapın...

Mavi kurdela

New York'ta yaşayan bir öğretmen, lise son sınıf taki öğrencilerini, "diger insanlardan farklı özelliklerini" vurgulayarak onurlandırmaya karar vermişti. California Del Mar'dan Helice Bridges tarafından geliştirilmis süreci kullanarak, her bir öğrencisini teker teker tahtaya kaldırdı. İlk önce öğrencilere sınıf ve kendisi için ne kadar özel olduklarını belirtti.

Sonra her birine üzerinde altın harflerle "Siz çok önemlisiniz" yazılı birer mavi kurdele verdi. Daha sonra kabul görmenin toplum üzerinde ne gibi etkileri olacağını anlayabilmek amacıyla sınıfına bir proje yaptırmaya karar verdi. Her bir öğrencisine üçer tane daha kurdela verip, onlardan bu töreni gerçek dünyada devam ettirmelerini istedi. Öğrenciler, daha sonra sonuçları takip edecek, kimin kimi onurlandırdığını tesbit edecek ve bir hafta boyunca sınıfa bilgi vereceklerdi.

Çocuklardan biri, gelecekteki kariyer çalışmaları için kendisine yardımcı olan yakınlarındaki bir şirketin üst düzey görevlisini onurlandırmış, adamın yakasına mavi kurdeleyi iliştirmişti.

Seni ele sevirem ki ...

Seni ele sevirem ki ...
Diyirsen ki, niye?
Ne bilim işte ele!
Seni görende bir hoş olir, ölür ölür ölirem...
Ahşam olir davar , nahır, mal gelir.
Komlar, ahırlar dolir
Sayiram sayiram biri eskig
Bi daha sayiram
Bi de bahiram ki, tamam.
Ama üzülirem;
Çünki sen gelmirsen.
Diyacahsan niye?
Bennam, işte ele!

Yassi olir;
Sekide ekmek yiyeceğam
Civil lavaşi dürüm edir , tamkıtliram,
Sen ahlıma gelirsen, yiyemirem.
Sen ahlıma gelirsen, boğazımda dügümlenir.
Gene diyirsen ki, niye?
İşde ele...

Anam örtüleri sarir...
Gendi gendimi yiyirem.
O da gidir , kalli biçare galiram.
Gözlerim süzülir, yuyicağam, uyiyamiram.
Gafam garişir, yüreğim sığışir, yatamiram.
Gene diyirsen niye?
İş de ele!

Guşluğa doğri daliram
Hayal, hülya görirem, sanki yanıbdasan
Sevinir, sevinir bir hoş oliram,
Bir de ayıliram ki, yasdığa sarılmışam
Diyacaksın ki , niye?
Amaan , iş de ele.

Sabah olir, horozlar ötir, gün doğir...
Gahiram tavuhlara, culuhlara yem verirem...
Culuhlari dutir dutir öpirem;
Onlari bile sene benzedirem.
Saggın deme niye ?
Ne bilim , iş de ele !

Gün gibi gelir ,ay gibi gidirsen.

Zamanı Geldi

Hani ya sensiz severim demiştin
Hani ya aşkını ona vermiştin
Hani ya herşeyi Hak'tan bilmiştin
İspat et gönlüm zamanı geldi

Hiçbir sözden alınma
Gülü dikensiz sanma
Bülbül susar gül hatrına
Zamanı geldi

Her hayat başka bir dünya
beklediğim var
gönlün görür gözün görmez
içte neler var
aradığın zenginlik,
kırık kalplerde var
ispat et gönlüm zamanı geldi

çiçeklerin koparma
sevgiliye darılma
bir sözle bir yorgan yakma
zamanı geldi

Zara dan dinlemenizi tavsiye ederim:)

İçeriği paylaş

Anket

Daha iyi çocuk bakımı için en çok ne yapıyorsunuz: