warning: Creating default object from empty value in /home/ailem/domains/ailem.gen.tr/private_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Paylaşmak

3. Aşama - Kendi düşlerinize ve isteklerinize de yer verin

"Düş kurmayı unutanlar umutlarını yitirirler."
Atasözü

Çocukların özgüvenlerine zarar veren ve pek de önemsenmeyen bir diğer konu, anababalarının artık düş kurmamalarıdır. Durum böyle olunca anababalar çocuklarına dolaylı ya da dolaysız yollardan şu mesajı verir: "Artık yaşamımda, sizden ve sizin geleceğinizden öte hiçbir umudum yok."

Anababalarının mutluluğunun tüm sorumluluğunu omuzlarında hisseden çocukların başarısızlık korkusu duymaları kaçınılmazdır. Çünkü, sınav notları ne kadar iyi olursa olsun, ne kadar güzel ve güçlü, itaatkâr ve yardımsever çocuklar olurlarsa olsunlar, arkadaşları ne kadar "iyi" çocuklar olursa olsun ya da ne kadar sorunsuz çocuklar olurlarsa olsunlar, anne ve babaları hiçbir zaman düş kırıklığı duygularından kurtulamayacaktır. (Zaten bir başkasının başarısından alınacak tat insanın kendi başarısından alacağı tat kadar doyurucu olamaz.)

Çocuklarınızın, yaşamınızdaki olumlu etkilerini onlarla paylaşın

Onlara, varlıklarının yaşamınızın niteliği üzerinde ne kadar olumlu bir etki yaptığını anlatın. Eğer sorunlarınızı da onlarla paylaşıyorsanız, onların her türlü sıkıntıya değdiğini belirtin ve yaşammızdaki olumlu katkılarından söz ederek, paylaştıklarınızı dengeleyin. Tanıdığım insanların çoğu çocukluklarını, ya doğum esnasında annelerine çektirdiklerinin, ya aile bütçesine getirdikleri yükün ya da zaten stresli bir insan olan babalarının sıkıntısını daha da arttırdıklarının ezikliği ile geçirmişlerdir.

Bu nedenle, çocuklarınız dünyayı yepyeni bir gözle görmenizi sağladı ise ya da her şeyin üzerinde tuttuğunuz bir sevgiyi ve güveni size ya-şattılarsa, lütfen bunları onlarla paylaşın ve kendinize saklamayın. Çünkü, her türlü sıkıntıya değdiklerini bilmek isterler.

Evlendiğinizi çocuğunuzdan saklamayın

Kimi zaman ebeveyn evlendiğini çocuğundan saklar, davranışının doğru olmadığını söylememe bilmem gerek var mı? Bir danışanım evlendiğini hem çocuğundan hem de eski sinden tam iki yıldır sakladığını söylemişti. Nedenini sorduğumda ise, çok fazla sorun çıkacağım ve bu sorunlarla uğraşmak istemediğini belirtmişti.

Eski eşe söyleyip söylememek ayrı bir tartışma konusu olabilir ama çocuğa mutlaka söylemek gerekir. Bu danışanımın davranışı, baba olma sorumluluğunu üstlenememenin bir başka göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Aynı zamanda bu davranışın içinde, sorunlardan kaçma ve erteleme de var. Ama sorumluluk ve sorunlarımızdan nereye kadar kaçabiliriz?

Çocuğunuzla kararlarınızı paylaşın

Evlenecek olan ebeveyn, çocuğa durumu anlatmalıdır. Birisiyle hayatını birleştireceğini, artık onunla aynı evde yaşayacağını, ancak bunun bundan sonra onu sevmeyeceği ve ilgilenmeyeceği anlamına gelmediğini söylemelidir. Çünkü çocuklar anne-babalarının evlenmelerinden, bir daha artık kendilerini sevmeyecekleri çıkarımında bulunurlar. "Annem evleniyor ve artık eskisi gibi benimle ilgilenmeyecek" ya da "Babam evleniyor ve artık yeni karışım daha çok, beni daha az sevecek" diye düşünen çocuklar çok fazladır. Çocuğun bu kaygılarını giderecek tek l kişi, evlenmekte olan ebeveyndir. Evlenince asla hiçbir şeyin değişmeyeceğini, kaygılanmasına ve üzülmesine gerek olmadığını, insanın kalbinde herkesin yerinin ayrı olduğunu, hele çocuğunun yerinin bambaşka olduğunu, evlenecek olan ebeveyn, çocuğuna sakin bir şekilde anlatmalıdır. Çocuk evlenecek olan ebeveyninin evleneceği eşini tanıyorsa ve seviyorsa sorunlar daha az ya da hiç yaşanmayacaktır.

Hayatınızı düzenlerken çocuğunuzu unutmayın

Artık tek kişilik bir yaşam sizi bekliyor diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Artık evli olmayabilirsiniz ama bu artık baba olmadığınız anlamına gelmiyor. Çocuğunuz annesiyle yaşıyor olabilir ama aynı zaman da sizinle de yaşayacak. Bu yüzden hayatınızı düzenlerken çocuğunuzu da göz önünde bulundurmalısınız.

Evinizde çocuğunuzun da mutlaka odası olmalı: Çocuğunuz sizde kalacağı zamanlarda da kendisini evinde hissetmeli. Çünkü ev çocuğun güven duygusunu pekiştiren bir faktördür. Bu nedenle, yaşayacağınız ev bekâr evi gibi olmamalı. Evin bir odasını çocuğunuza ayırmalısınız. Yatağı, giysi dolabı, oyuncakları, çalışma masası, kütüphanesi ve özel eşyalarının olduğu kendisine özel bir oda yapmalısınız.

Ben Böyle Biriyim

Sana hayatındaki sorunlar, şüpheler veya korkularınla ilgili çözümler sunamam....
Ama seni dinleyebilir ve senle beraber cevaplarını araştırabiliriz.

Geçmişini acılarını ve hayalkırıklıklarını değiştiremem ne de gelecekte olacakları...
Ama yardım etmek için her zaman yanında olabilirim.

Ayağının kaymasını engelleyemem...
Ama düşmemen için ve tutunman için sana elimi uzatabilirim.

Eğlencelerin, zaferlerin, başarıların ve mutluluğun benim değil..
Ama bunlar neşe içinde seninle paylaşabilirim.

Hayatta yapman için aldığın kararlar benim değil, yargıların da...
Ama sana destek olabilirim, cesaret verebilirim ve istediğinde yardım edebilirim.

Yollarımızın, değerlerimizin, ikimizin ayrı düşmesini engelleyemem...
Ama senin için dua edebilir, seninle konuşabilir ve seni bekleyebilirim

Kalbinin kırılmasını ve acı çekmeni önleyemem..
Ama parçaları toplamak, kırıkları yerine koymak için yardım edebilir ve seninle birlikte ağlayabilirim

Sana kim olduğumu söyleyemem...
Ama seni sevebilir ve dostun olabilirim..

Ben Böyle Biriyim

Gerçek Sevgi

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine:

"Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?"

Bakın göstereyim demiş, ermiş.

Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine.

Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasındanda derviş
kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar.

"Ermiş bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş.

Peki demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun
geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına.
En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.

Bunun üzerine şimdi demiş ermiş, sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım
yemeğe.

Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar
gelmiş oturmuş sofraya bu defa.

Âciz iki yüreğiz...Sen ve Ben..

Sende kendimi görmek ürkütür beni…

Arkadaşımsın, canımsın…

Yüreğimi paylaştığım, ama sınırları aşamayansın…

Herkes gibisin… Âilem desem değil, ben desem değil, sen tam ortadasın…

Yürümek ve ardımızda koca seneleri devirmek…

Bir edeb hikâyesi yazmak hayalim seninle!

Alnım açık, her ânım, konuştuğumuz kelâmlar dizilir gözlerimin önüne..

Sonra düşünürüm, seni bu beden üzdü mü diye?

Aynaya bakarım… Konuşurum kendimle, gözlerimle ve sonra kalbime ilişir gözlerim…

Seni ararım… Kapladığın yer kadar büyür gözlerim!

Ve sonra hâtıralar kendilerini sergiler ve «İzle bizi!..» derler!

Ellerim senden uzak olmamalı, ama ellerini de sarmamalı! Hep yan yana durmalı…

Arkadaşımsın… Canımsın...

Kurabiye hirsizi...

Daha epeyce zaman vardı, uçağın kalkmasına.
Kadın havaalanındaki dükkandan bir kitap ve bir paket
kurabiye alıp,buldu kendisine oturacak bir yer.
Kendisini kitabına öyle kaptırmıştı ki, yine de yanında
oturan adamın olabildiğince cüretkar bir şekilde aralarında duran
paketten birer birer kurabiye aldığını gördü. Ne kadar
görmezden gelse de.
Bir taraftan kitabını okuyup, bir taraftan kurabiyesini
yerken, gözü saatteydi, "kurabiye hırsızı" yavaş yavaş
tüketirken kurabiyelerini.
Kulağı saatin tik taklarındaydı ama yine de
engelleyemiyordu tik taklar
sinirlenmesini.
Düsünüyordu kendi kendine, "Kibar bir insan olmasaydim,
morartırdım şu adamın gözlerini!"
Her kurabiyeye uzandığında, adam da uzatıyordu elini.
Sonunda pakette tek bir kurabiye kalinca "Bakalim şimdi
ne yapacak?" dedi kendi kendine.
Adam, yüzünde hafif asabi bir gülümsemeyle uzandi son
kurabiyeye ve böldü kurabiyeyi ikiye.
Yarısını kurabiyenin atarken ağzına, verdi diğer yarıyı kadına.
Kadın kapar gibi aldı kurabiyeyi adamın elinden ve
"Aman Tanrım, ne cüretkar ve ne kaba bir adam,

BUGÜN BİR İYİLİK yapın kendinize...

Image Hosted by ImageShack.us

BUGÜN BİR İYİLİK yapın kendinize...
Bir selam verin sevdiklerinize.
Yağmur damlalarıyla halleşin yahut...
Eski günlerdeki gibi masal diyarında yolculuğa çıkın şöyle bir.
Hatırlayın hayalin ne kadar uçsuz bucaksız olduğunu.
Çünkü hayal, hayatın rengidir, tadıdır, tuzudur.
En fakiri zengin eder hayaller.
Çünkü cebi dolu, hayal dünyası boş insanlar vardır her yerde.
Kâinatta zerreyi göremeyenlerin yanında,
Zerrede kainatı görenlerden olun.

Bugün bir iyilik yapın kendinize...
Dostlarınızla güzel bir yemek paylaşın.
Tebessüm edin minik bir çocuğa.
Vedalaşın sonbahar yapraklarıyla.
Çayınızın her yudumunda,
İçinize dolan ılık sevinci paylaşın.
Ve paylaştıkça çoğalsın güzellikler.

Bugün bir iyilik yapın kendinize...
Işığı seyredin bugün.
Alışılmışın dışında bir kitap edinin.
Sayfalarda gezindikçe, dünyanıza bir dünya daha katın..

Bugün kendinize çok büyük bir iyilik yapın...

Sevgi nedir?

Hemen hemen herkes bu soruya kendince bir cevap bulmustur.
Sevgi kimine göre bir duygudur,kiminin inanmadigi,kiminin taptigi bir
duygu.
Sen arkadasim! Bana sevginin tanimini yap dedigimde ,bana verecegin ilk
cevap ne olurdu?
Tahmin edebiliyorum.
Buna cevap vermek gerçekten çok zor.
Imkansiz degil ama zor.
Sevgi için bir çok tanim yapilir.
Ama gerçek cevabin "sevgi" kelimesinin içinde oldugunun kimse farkinda
degildir.
Sevgi sevgidir!
Sevgi bir sakizi sevdiginle paylasmaktir,sevgi hissetmektir,sevgi
dokunmaktir,sevgi aglamaktir sevgi gülmek,sevinmektir
sevgi,düsünmektir,sevgi acimaktir,sevgi annedir,sevgi çocuktur,sevgi
devlettir,sevgi Allahin Kullarina hediyesidir... Sevgi sensin ,sevgi ben,sevgi o....
Sevgi çok seydir,sevgi asktir,arkadasliktir,dostluktur,komsuluktur...
Sevgi her seydir be güzelim...Sevgi her sey...

SEVGI SENSIN BE GÜZELIM SEVGI SENSIN ANLIYOR MUSUN SEN!!!

Bir Yürekte Cannn olabilir misiniz?
O yürege Can Katabilir misiniz?
Bir Cannn'immm kelimesine o yürekte bin anlam katabilir misiniz?
Gözlerde isiltilar, piriltilar görebilir misiniz?
Çalinmis Zamanlari renk renk yasayabilir misiniz?

İçeriği paylaş

Anket

Daha iyi çocuk bakımı için en çok ne yapıyorsunuz: