warning: Creating default object from empty value in /home/ailem/domains/ailem.gen.tr/private_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Güven Duygusu

Bağımsızlık konusunda onu bilgilendirin ve beceri kazanmasına yardım edin

Günümüz dünyası artık çok karmaşık bir hale geldi ve en eğitimli, en yetenekli insanlar bile zaman zaman kendilerini çaresiz ve güçsüz hissedebiliyor. Çocuklarımıza "gerçek" anlamda bir bağımsızlığın mümkün olamayacağını anlatmalıyız. Ancak, elbette hayatta kalma becerisi ve bilgisiyle ne kadar donanırsak, toplumumuzun bugünkü durumunda o kadar özgüvenli ve yeterli insanlar olabiliriz. Bu nedenle, sadece onların iyi bir eğitim alması konusunda çabalamanın yanı sıra evden şu becerileri kazanmış olarak ayrılmalarını sağlayın:

- paranın değerini kavramak ve harcamayı bilmek
- kendini savunabilmek
- fiziksel ve ruhsal sağlığının önemini bilmek ve kendine bakabilmek
- bir evi çekip çevirebilmek
- insan ilişkileri konusunda becerili olmak (cinsel beraberlikler de dahil olmak üzere)
- ekip çalışması yapabilmek (gerektiğinde yönetici özellikleri kazanmak)
- toplumun nasıl ve kimler tarafından yönetildiği hakkında yeterli bilgi sahibi olmak
- yasal haklarını bilmek
- gerek duyduğunda nereden ve kimden yardım alacağını, bilgi edineceğini bilmek

Rahatlama

Çocuklarımızın duygularının sorumluluğunu üstlenmelerini başarabilirsek, gerektiğinde güvenli ve yapıcı bir şekilde rahatlamalarını da öğrenmelerine yardımcı oluruz.İnsan bir duyguyu yaşamaya başladığında, vücudunda fiziksel bir rahatlamanın olabilmesi için, hemen kimyasal bir değişim gerçekleşir. Örneğin:

- mutlu olduğumuz ya da heyecanlandığımız zaman kahkaha ya da çığlık atma
- sevgi duyduğumuz zaman, öpme ya da sarılma
- utandığımız zaman, kızarma ya da kıkırdama
- üzüldüğümüz ya da kırıldığımız zaman, sızlanma ya da gözyaşı
- korktuğumuz zaman ürperme, titreme ya da çığlık atma
- kızdığımız zaman, ayağı yere vurma ya da homurdanma.

Küçük çocukların büyük bir kısmı duygularını ifade etmekte güçlük çekmez, ama kültürel koşullanma kısa zamanda bunu yok eder. Eğer çocuk bu toplumda yaşayacaksa, elbette bu duyguların bir ölçüde kontrol edilebilmesi gerekir.

Eleştirileriniz dolaysız, dürüst ve açık olsun

Anababaların çoğu, kendilerine olan güvenlerini sarsmamak için, çocuklarını fazla eleştirmek istemez. Oysa, kişinin kendini tanıyabilmesi için eleştiri her zaman gerekli bir araçtır. Eleştirilerinizi iyi ifade edebilir ve yapıcı eleştirilerde bulunursanız, çocuğunuz olumsuz da olsa, tüm eleştirilerinizi dikkatle dinleyecektir. Size kontrol listesi olarak kullanabileceğiniz önerilerde bulunmak istiyorum.

- Mümkünse, doğru zamanı ve yeri seçin. (Örneğin, çocuk yatmadan önce, arkadaşlarının önünde, ya da sabah uyanır uyanmaz değil.) Eleştiriler daha uygun bir yerde yapılmak üzere ileri bir zamana ertelenebilir (fakat çocuk küçükse, eleştirinin çok ertelenmemesi gerekir).

- Eleştirilerinize, mümkünse, olumlu bir gözleminiz ya da yorumunuzla başlamanızda yarar vardır. (Örneğin, "Ayşe, seni çok seviyorum, ama ..." ya da "Ödevlerini hiç aksatmadığını biliyorum, ama geçen hafta ...")

Kusursuz anababaların 7 melek özelliği

1. Güç - Ortalama 15-20 yıl boyunca, birkaç insanın kendilerine bağımlı olmalarına dayanabilecek kadar güçlü olmak; çocukları büyüyünceye kadar, onlara çok güçlü ve güvenilir oldukları izlenimini verebilmek için, kendi ruhsal ve bedensel sağlıklarına daima öncelik verebilmek. Bu nedenle de bu tür anababalar, enerjilerinin tümünü ve aşırıya kaçmayan ve bağımlılıktan uzak sevgilerini çocuklarına sonsuza dek verecek güce sahiptir.

2. Duyarlılık - Duygularını ve gereksinimlerini henüz gerektiği gibi ifade edemeyen ailenin küçük bireylerinin bu durumuna karşı hazırlıklı olmak. Bu anababalar tek tek her bir çocuğun özelliğine göre insiyatif kullanabilir, çocuk yetiştirme konusundaki kuramlara ya da katı kurallara körü körüne bağlanmazlar. Kendi gereksinimleri konusunda da duyarlı davranırlar, kendilerine bağımlı olan aile bireylerine gereken sevgiyi ve şefkati gösterebilmek için, duygularını birtakım paravanların arkasına gizlemezler.

Güven

Çocukların, ideal olarak, içlerindeki maceraperest ruhu tatmin edebilecekleri, hiçbir kısıtlama olmadan araştırabilecekleri bir çevreye gereksinimleri vardır. Bugünkü koşullarda ortalama bir evde çocukların cesaretinin koşulsuz olarak kısıtlanacağı bir gerçek, ama o yaşlardaki merak duygularının gereksiz birtakım tehlikeler ve sınırlamalar nedeniyle engellenmesini önlemeniz gerekir. Benlik saygısını, dolayısıyla da özgüvenini, geçirdikleri kaza sonucunda sakat kalmaları nedeniyle kaybetmiş pek çok hastam oldu. Psikolojik özgeçmişlerine sakar, dikkatsiz ya da aptal etiketleri yapıştırılması yüzünden, benlik saygıları önemli ölçüde zarar gören insanlar tanıdım. Çünkü bu insanlar:

- çok değerli bir vazoyu uzanabileceği yükseklikteki bir raftan düşürüp kırmış,
- çok önemli bir kağıdı şömineye atmış,
- yasak olan ama ortada bırakılan şişeyi içip boşaltmış,
- annesinin ağzı açık çantasından cüzdanını alıp kaybetmiş,
- babası jiletini ortada bırakınca, kapıp köpeği traş etmiş veya
- bahçe kapısı olmadığı için sokağa fırlamıştır!

Süper özgüven

Bu terimi, daha önce de söz ettiğim özelliklerin tümünün biraraya gelmesinden oluşan özgüven tipi için kullanıyorum. Süper özgüvenin diğerlerinden daha güçlü olmasının nedeni, iç ve dış özgüven arasındaki ilişkinin sürekli birbirini desteklemesidir.

İşte, çocuklar yuvadan uçmadan önce, hepsinin geliştirmesini yürekten istediğim ve "ideal" olan özgüven tipi budur. Ancak, gerçekçi olmak gerekirse, anababaların asıl amacının çocuklarına iç ve dış özgüveni "yeterince" vermek olmalı. Ayrıca, bir diğer önemli konu ise, özgüven çocuklukta kazanılırsa, "süper" özgüveni yetişkin oluncaya kadar geçen sürede kendiliklerinden kazanabilirler.

İç özgüven

İç özgüvenleri sağlam olan insanlarda şu çok önemli dört özellik bulunur.

Bunlar:

• Kendini sevme
• Kendini tanıma
• Kendine açık hedefler koyma
• Pozitif düşünmedir

Kendini sevme

Özgüvenli insanlar kendilerini severler. Üstelik bunu saklamaya da gerek duymazlar. Dışarıdan bakanların, bu insanların kendilerine özen gösterdiklerini anlamaları çok kolaydır, çünkü yaşam tarzları bunu yansıtır, iç özgüvenin bu özelliği çocuklarınızda kendini şöyle gösterir:

- Hem fiziksel, hem duygusal gereksinimlerine değer verme konusunda çok doğal eğilimleri vardır ve kendi gereksinimlerini başkalarınınkilerle eşit olarak değerlendirirler.
- Bu gereksinimlerinin karşılanmasını hakları olarak görürler, istedikleri şeyi elde etme konusunda suçluluk duymaz ve kendilerine de içten içe eziyet etmezler.
- Övgü almayı ve ödüllendirilmeyi açık açık talep eder ve kimsenin bunu dolaylı yollardan ifade etmesini istemezler.
- Başkalarının kendileriyle ilgilenmesinden ve kendileri için birşeyler yapmasından çok hoşlanırlar.

Özgüven (Kendine Güven) Nedir?

Son yıllarda "özgüven" sözcüğünü kullanmak çok moda oldu. Artık, araba, sigorta poliçesi, futbolcu, hatta hatta ruj satışlarında bile özgüven sözcüğü sık sık kullanılıyor. Bu sözcük herkese farklı şeyler ifade ediyor. Öyleyse, önce bu sözcüğü insanlar için kullandığımızda ne anlama geldiğini netleştirmemiz gerekir.

Pek çoğumuzun da bildiği gibi en çok karşılaşılan tanım şudur: "Özgüvenli insanlar, kendilerinden memnun ve kendileriyle barışık insanlardır."

Genel anlamda bu kavram çok net değildir ve kendimiz ya da çocuklarımız hakkında "kendinden memnun" ya da "kendisiyle barışık" terimlerini kullanmak isteyince, hemen birtakım sınırlamalar koymamız gerektiğini farkederiz. Ve işte bu noktada, "Özgüvenli insan nedir?" sorusunun yanıtını tam olarak verebilmenin önemini kavrarız.

Evlendiğinizi çocuğunuzdan saklamayın

Kimi zaman ebeveyn evlendiğini çocuğundan saklar, davranışının doğru olmadığını söylememe bilmem gerek var mı? Bir danışanım evlendiğini hem çocuğundan hem de eski sinden tam iki yıldır sakladığını söylemişti. Nedenini sorduğumda ise, çok fazla sorun çıkacağım ve bu sorunlarla uğraşmak istemediğini belirtmişti.

Eski eşe söyleyip söylememek ayrı bir tartışma konusu olabilir ama çocuğa mutlaka söylemek gerekir. Bu danışanımın davranışı, baba olma sorumluluğunu üstlenememenin bir başka göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Aynı zamanda bu davranışın içinde, sorunlardan kaçma ve erteleme de var. Ama sorumluluk ve sorunlarımızdan nereye kadar kaçabiliriz?

Kendinize ve hayata güvenin

Eşlerinden ayrılan kişilerin en büyük sorunu güven sorunudur. "Bir evliliği bile yürütemedim" diye düşünen kişinin kendisine ve hayata olan güveni azalır.

Erkekler her ne kadar duygularını gizleyip belli etmeseler de onların da iç dünyalarında kendilerine, kadınlara ve hayata karşı güvensizlik besledikleri biliniyor.

Evliliğiniz herhangi bir nedenden ya da birçok faktörün birleşmesiyle sona ermiş olabilir. Şu bir gerçek ki, evliliğinizin bitişinden sadece siz sorumlu değilsiniz. Her ilişkide eşler o evliliğin iyi ya da kötü gitmesinden yüzde elli sorumludurlar. Hiçbir evlilikte, evliliğin bitişinden hiç kimse yüzde yüz sorumlu değildir. Akıl hastalıklarını ve madde bağımlılıklarını bu kategoriye almıyoruz tabiî ki.

Destekleyici ve paylaşımcı babalar

İnsanın kişilik özellikleri çeşit çeşit. İnsanda olması gereken en güzel özelliklerden biri de paylaşımcı ve destekleyici bir yapıya sahip olması. Eleştirmek, kurallar koymak, baskı yapmak, kızıp-bağırmak, yönetmek gibi eylemler kolay yapılabilen davranışlar arasında yer alırken, sevdiklerini desteklemek ve duyguları, düşünceleri paylaşmak ne yazık ki çok sık rastlanmayan ve insanın yapmakta zorlandığı davranışlar arasında yer almakta. Davranış bilimciler bunun nedenini, kişinin kendini kontrol etmesi ve bu kontrolün kolay olmaması olarak açıklıyorlar. Gerçekten de iç dünyamızı ve tepkilerimizi kontrol etmemiz çok da kolay değil. Ancak bunu başarabilen insanlar da yok değil.

Burada önemli faktörlerden birinin de, çocuklara saygı duymayı öğrenmemiş olmamız diye düşünüyorum. Çocuk büyütmeyi; onu devamlı kontrol etmek, onu yönlendirmek değil de, yönetmek, yasaklar koymak olarak niteliyoruz. Çocukları her an yanlış yapacak, potansiyel güvenilmez varlıklar olarak görüyoruz.

Çocukların Özgüveni

Bir çocuk sahibi olduğunuzda , bir insan hayatının sorumluluğunu almış kendine yetinceye kadar kimliğinin gelişimine ortak olmuşsunuz demektir. Peki ya sizler, çocuklarınıza kendi olma eğitimi mi veriyormusunuz yoksa çocuğum benim gibi olsun diye mi uğraşıyorsunuz? Çocuklarınız büyüdüklerinde kendi başlarına karar vermek zorunda kaldıklarında bir şeyler yapmaları gerektiğinde kısaca sizden ayrı oldukları zamanlarda başarılı olabilmeleri için özgüven duygularının gelişmiş olması gerekir. Bunun için de siz ana babalara belli sorumluluklar düşmektedir.

ONA SIK SIK SÖZ HAKKI VERİN

İçeriği paylaş

Anket

Daha iyi çocuk bakımı için en çok ne yapıyorsunuz: