warning: Creating default object from empty value in /home/ailem/domains/ailem.gen.tr/private_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Gül

Şimdilik avuçlarıma alamıyorum gül'ü

/şimdilik avuçlarıma alamıyorum gülü,
dikenlerini avuçlayabiliyorum.
razı oluyorum can’ımın yanmasına;
can’ımı yakıyorum avuçlarımı sıkarak…/

ey benim sîne-i nurum,
ey benim nûr-u aynım,
ey benim sabrı cemîl’im,
ey avuçlarımı dikenlerine rağmen kendine toprak bildiğim gül’üm,
şimdilerde yakubî bir soluktur içime çektiğim,
dilimin kıyısına dokunan, bir baba yüreğinin niyazı kadar beyaz;
“artık bana güzel bir sabır yakışır!”
dilim, yusuf’umu besleyen bir dua için dokunur söze.
bir yusuf kuyumda ağlar, arşta yükselirken adı
bir yusuf nazarımdaki kıymetini bilmez, eza olurken ahvali sol yanıma…
bir yusuf, yusufluğunu bilmez;
ve ben korkarım bir hasetlik canına dokunur yusuf’un diye…
ben korkarım karanlık eza olur yüreğe diye…

ey benim derûnumdaki sevda,
yarınlarıma dair hüsn-ü zannım,
hatrına niyaza dokunur dilim her dem,
hatrına yüreğim buruk heyecanlar yaşar doğan günle,
hatrına boyun bükerim sevgili’ye,
hatırı sayılır olurum diye yar nazarında..

GÜL MASALI

Bir zamanlar uzak diyarlarda küçük bir kasabada dürüst ve çalışkan bir genç yaşarmış. Tüm gün ustasından öğrendiği gibi demir döver kasabanın tüm ihtiyaçlarını giderirmiş. Sutean adındaki bu genç adam herkes tarafından sevilen sayılan biriymiş.Bir gün dükkanına eski bir tencereyi tamir ettirmek isteyen hizmetçisi ile birlikte Rosa adında çok çok güzel bir kız gelmiş.. Sutean görür görmez bu kıza aşık olmuş, ama kız ona fazla yüz vermemiş. Tencereyi bırakıp dükkandan çıkmış. Güzel kızın ayrılması ile birlikte sanki dükkandaki ateş sönmüş; demirci Sutean'in kalbini buz gibi bir şey kaplamış. Güzel kızın kalbini kazanabilmek için bir çare aramaya başlamış. Ocağının başına oturmuş düşünürken bir parça demir almış ve onu şekillendirmeye başlamış. Çalıştıkça çalışmış ve ortaya çıkan şey şimdiye kadar yaptığı hiçbir şeye benzememiş. Eşi benzeri görülmemiş bir çiçek yapmış demirden... incecik yaprakları birbiri etrafında kapanan dünyanın en güzel çiçeğini... Sabah tencereyi almaya sadece hizmetçi kız gelmiş.

Yüreğimi bir gül çizdi

Gülün dikeni batti dün parmagima, ve hala gülümseyerek bakiyorum parmagimdaki kücük siyriga...

kizamadim... cünkü gülün dikeni batmadan önce sükretmistim; " Ya Rabbi, ne kadar güzel yaratmissin " demistim. Kizamadim, cünkü bir dakika önce güzel kokusunu sineme cekmistim , bakmaya kiyamamis kokusuna hayran kalmistim, cünkü batmadan önce yüregime koymus onu sevmistim... dikenini unutmusmuydum? unutmustum dikenini... unutmustum iste....

acitmayayim diye dokunmaya cekindigim gül, ince ve derin bir yara acmisti parmagima... gülümsedim yarayada... süzülen iki damla kanada... cünkü o yarayi acan bakmaya kiyamadigim o güldü...

.... .... ....

sevdiklerimizin yüregimizde actiklari yaralarda aslinda o gülün actigi yara gibi degilmiydi... ince ve derin bir yara... aslinda cok önemsiz gibi görünsede her kimildadiginizda yüreginizi inceden sizlatan bir yara... ama dostlariniz o yarayi acmadan önce siz muhabbet dolu kokularini sineye cekmistiniz, zamani, mekani ve kalbinizi paylasmistiniz... yarayi acmadan önce siz onlari kalbinize koymustunuz... kizabilirmiydiniz... kizamazdiniz elbet...

Kurumuş Gül

Kurumuş bir gül buldum
Defterimin arasından
Birden içimi sonsuz
Mutluluk kapladı
Yeniden dogmuş gibi
İlk günkü kadar taze degıldı ama
Hatırası o kadar eskımemıstı
Gözlerımı kapadım bır an
Ve..........
Kurumuş bır gülü kokladım
Yagmurlu bir günü hatırlattı
Mutluluktan sarhoş oldugum bır anı
O an senı ıcıme cektım cektıkce daha cok
Gömüldüm anılara yıkıldım
Ah o cocuksu sevdam
Düşündükce göklere çıkardıgım
Saf ve temız cocuksu sevdam
Sonra vakitsiz uyanı verdim
Biliyormusunuz
Şimdiki aşklar sevgiler o kadar cocuksu degıl
Umudun mutlulugun yerıne
Yıkılışı vaad ediyorlar
Belkide bunlardır kurumuş güle düşkünlüğümün sebebi .....

Bilirim yine kifayetsiz kalır

Söyleyecek söz var mıdır su dünyada
Onu anlatmaya..

Kifayetsizdir her hece ilmik ilmik bağlar beni
Belki bir gül yaprağıdır içimde, onu söyleyen
Kirli ellerim, ziftten kara kalbim, çelimsiz bakışlarım…
Yıllarca onunla onsuz gecen yıllarım.

İçimdeki aşk denizinin damlalarıdır su satırlarda biriken
Ne hoştur Onu söylemek, ne hoştur Onu anlatmak
Kararan birkaç satir…

Ey Muhammed ne yücesin ki, anlatamıyorum seni
Su titreyen yüreğimle, su unutan...

Arar dururum yıllardır seni anlatacak bir söz
Sözler derki, yoktur onu anlatacak bir söz.

Toplasam da gülleri çeksem içime bir solukta
Üflesem bahar rüzgarı gibi sen koksan hecelerimde sen koksan
Bilirim yine kifayetsiz kalır Ey Muhammed.

İbrahim Cemil

Güle kim âşık olmaz ki!

Bizim pazarımızda geçer tek akçedir gül.

Ümmi Sinan’ın deyişiyle:

Gül alıp gül satarlar
Gülü gül ile tartarlar
Gülden terazi tutarlar
Çarşı Pazar güldür gül”.

Gül içimize işlemiştir bizim. Bir gül medeniyetinin çocuklarıyız hepimiz. Gül’le yatarız akşamları ve gülle uyanırız sabahları. Geceleyin terlemişsek mutlaka gül kokarız. Bahçemizde renk renk güller vardır her mevsim. Kırmızı güller, beyaz güller, sarı hatta mavi güller... Mevlidlerde gül suyu ikram ederiz konuklarımıza gül kokulu lokumla birlikte. Nişanlarda gül şerbeti içeriz. Hastalarımızı gül şurubuna katılmış ilaçlarla tedavi ederiz. Sezai Karakoç’un deyimiyle gül kokusunu Hızır’ın fısıltısı sayarız biz, baharın salavatıdır gül bahçeleri çünkü.

İçeriği paylaş

Anket

Daha iyi çocuk bakımı için en çok ne yapıyorsunuz: