warning: Creating default object from empty value in /home/ailem/domains/ailem.gen.tr/private_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Aşk

Bir Leyla Düşlemesi...

Bir Leyla düşlemesidir aşk. Yanmaktır bir gülün kırmızısında, türküler yakmaktır sevgiliye.
Gün batımlarında tutulan sevdaları gün doğumlarında aramanın adıdır aşk. Seherlerde bülbülün yanık nağmelerinde gül hasreti çekmektir; güle rengini veren, yüreğini veren bülbül olmaktır aşk.
Ve biz şimdi büyüsü kaybolmuş zamanlarda aşkın peşine düştük.

Pazar pazar gezinen Zeliha olduk aşkımıza bir Yusuf bulmak için. Yusuf, esrarını gizleyen ebedi iffetti.

Mecnun'a özendik sevdamızı bir Leyla'ya yüklemek için. Leyla bir ışıktı, ab-ı hayattı aşkı filizlendiren.

Ferhat olup Şirin'ler hatırına gönül kazmasını yamaç yüreklere vurmak istedik.

Şirin, gönül aynasında aşkı büyüten bir suretti.

Bitmeyen özlemler büyütüyoruz bağrımızda. Leyla'ya, Şirin'e, Aslı'ya adadığımız yüreklerimiz vardır. Suretten öte aradığımız bir yâr vardır. Yârin adıyla yan yana bilinsin istediğimiz adlarımız vardır.

Seni ele sevirem ki ...

Seni ele sevirem ki ...
Diyirsen ki, niye?
Ne bilim işte ele!
Seni görende bir hoş olir, ölür ölür ölirem...
Ahşam olir davar , nahır, mal gelir.
Komlar, ahırlar dolir
Sayiram sayiram biri eskig
Bi daha sayiram
Bi de bahiram ki, tamam.
Ama üzülirem;
Çünki sen gelmirsen.
Diyacahsan niye?
Bennam, işte ele!

Yassi olir;
Sekide ekmek yiyeceğam
Civil lavaşi dürüm edir , tamkıtliram,
Sen ahlıma gelirsen, yiyemirem.
Sen ahlıma gelirsen, boğazımda dügümlenir.
Gene diyirsen ki, niye?
İşde ele...

Anam örtüleri sarir...
Gendi gendimi yiyirem.
O da gidir , kalli biçare galiram.
Gözlerim süzülir, yuyicağam, uyiyamiram.
Gafam garişir, yüreğim sığışir, yatamiram.
Gene diyirsen niye?
İş de ele!

Guşluğa doğri daliram
Hayal, hülya görirem, sanki yanıbdasan
Sevinir, sevinir bir hoş oliram,
Bir de ayıliram ki, yasdığa sarılmışam
Diyacaksın ki , niye?
Amaan , iş de ele.

Sabah olir, horozlar ötir, gün doğir...
Gahiram tavuhlara, culuhlara yem verirem...
Culuhlari dutir dutir öpirem;
Onlari bile sene benzedirem.
Saggın deme niye ?
Ne bilim , iş de ele !

Gün gibi gelir ,ay gibi gidirsen.

Papatya ve Kelebek

Günlerden bir gün, evrenin bir noktasında, küçük bir tırtıl gözlerini
hayata açmış. Doğal içgüdüleri ile hemen beslenmeye başlamış.
Ne bulursa yemiş. Bir süre sonra, yeterince büyüdüğünde,
kendine güvenli bir yer bulup, bir koza örmeye başlamış.
Bu kozanın içinde geçirdiği uzunca bir sürenin sonunda da,
rengarenk kanatlı bir kelebek olup çıkmış.

Minik kelebek, uçabiliyor olmanın da verdiği mutlulukla uçmaya
başlamış. Dağlar tepeler aşmış, ormanın her yerini dolaşmış.
Derken bir vadiye gelmiş. Rengarenk çiçeklerin bulunduğu bir vadiye.
Etrafına şaşkın şaşkın bakarken, vadinin öbür ucunda bir papatya
görmüş. Bir anda afallamış. Ne düşüneceğini, ne yapacağını
bilememiş. içinden "Ne muhteşem bir çiçek" diye geçirmiş.
Ve vakit kaybetmeden yüzlerce renkli, hoş kokulu çiçeğin
üzerinden geçip doğruca onun yanında almış soluğu.

"Merhaba" demiş papatyaya, "sizi uzaktan gördüm ve yanınıza
gelmek istedim.". Nazlı papatya şöyle bir bakmış konuğuna ve
"Merhaba" demiş, "ben de yalnızlıktan sıkılmıştım zaten."

Matematikçinin aşkına mektubu :))

Türev tanem, bir tanem, bir sigma işareti kadar kıvrak bir Pi sayısı kadar sonsuzsun sevgilim. Sana olan sevgimlimitlerin sonsuzluğuna ulaşıyor. Bir bakışın kalbimde matris kadar derin etkiler yapıyor. Kalem gibi kaşların, trigonametri gibi karışık saçların, tebeşir kokusu gibi burnumda tütüyor. Çarpanlara ayrılmayan denklemler gibi nazlanma. Senden mektup almak inan integral almaktan daha zor. Bilinmeyenlerimiz farklı olsa bile polinomlar gibiyiz. Eğer böyle devam ederse seni keşfedilmemiş dizi kuralları ile izleyeceğim. Seninle bir daire olalım. Merkezde ben, etrafımda eşit uzaklıklarda sen. Nereye bakarsam seni göreyim. Üzüntülerimiz teğet, sevinçlerimiz kiriş olsun. Birbirimize o kadar yakın olalım ki, yarıçaplarımızın limiti sıfıra yaklaşsın. Şu anda y=ax+bx+c parabolünün iki ayrı kolu isek de bir gün tepe noktasında buluşacağız. Sana bir sinx eğrisi gibi sürekli “k” sabiti kadar bağlıyım. Hiçbir parantez bizi ayıramaz.

*Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik Öğretmenliği 1994–1995
Mezuniyet Yıllığı’ndan alınmıştır

Canım, Sevdiğim, Yüreğim

Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin...
Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan...
Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü,
Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır...
Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu.
Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi.
Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim.
Damla damla birikiyor insan.
Damla damla sevgili...
Bir gün akıp gideceğiz hayata...
Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin.
Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur...
Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.

Yılmaz Güney

Yağmur Sonrası

Yolların karıştığı yerde
Birdenbire
Bardaktan boşanırcasına
Yağdın yüreğime

Toprağın ve benim
Yüreğimiz kabarık
Toprak güneşi düşünüyor ben
Ne güzel düşünüyorum seni bilsen

Cengiz BEKTAŞ

Kurumuş Gül

Kurumuş bir gül buldum
Defterimin arasından
Birden içimi sonsuz
Mutluluk kapladı
Yeniden dogmuş gibi
İlk günkü kadar taze degıldı ama
Hatırası o kadar eskımemıstı
Gözlerımı kapadım bır an
Ve..........
Kurumuş bır gülü kokladım
Yagmurlu bir günü hatırlattı
Mutluluktan sarhoş oldugum bır anı
O an senı ıcıme cektım cektıkce daha cok
Gömüldüm anılara yıkıldım
Ah o cocuksu sevdam
Düşündükce göklere çıkardıgım
Saf ve temız cocuksu sevdam
Sonra vakitsiz uyanı verdim
Biliyormusunuz
Şimdiki aşklar sevgiler o kadar cocuksu degıl
Umudun mutlulugun yerıne
Yıkılışı vaad ediyorlar
Belkide bunlardır kurumuş güle düşkünlüğümün sebebi .....

Kardelen & Hercai

ÇOK UZUN YILLAR ÖNCE İKİ KIR ÇİÇEĞİ BİRBİRLERİNE AŞIK OLURLAR,
HER BAHAR DİĞER ÇİÇEKLER GİBİ ONLARDA AÇIP GÜNEŞE MERHABA DERLER.
FAKAT BİR BAHAR BAŞANGICI BU ÇİÇEKLERDEN BİRİ DİĞERİNE; "
BİZ DİĞER ÇİÇEKLER GİBİ BU BAHAR AÇMAYALIM KIŞIN ORTASINDA HERKESİN SOĞUKTAN KAÇTIĞI KARLI GÜNLERDE AÇALIM Kİ BÜTÜN DOĞA BİZE AİT OLSUN" DER.
VE İKİSİDE O BAHAR AÇMAMAYA KARAR VERİRLER.
BİRİ AÇMAK İÇİN KIŞIN GELMESİNİ VE KARIN YAĞMASINI BEKLERKEN, DİĞERİ O YAZ AÇAR.
O GÜN BUGÜNDÜR KARDA AÇAN VE SEVGİLİSİNİ BEKLEYEN ÇİÇEĞE KARDELEN, SEVGİLİSNİ YARI YOLDA BIRAKAN ÇİÇEĞEDE HERCAİ DENİLİR.
İŞTE BU YÜZDEN HAYIRSIZ SEVGİLİYE HERCAİ DİYE HİTAP EDİLİR.....

Giriş

Aşk, evrenin muhteşem bir güzellik ve düzen içinde yaratıldığı zamandan beri var oldu. İlk insanla birlikte insanlar arasındaki en renkli, en zevkli, en zengin bir duygu çağlayanıdır aşk.

Sevginin, en yoğun ve en coşkun bir şelâle gibi çağlamasını anlatan aşk, insanları birbirine bağlayan, birbirine yaklaştıran bir sihir, bir efsun âdeta. İnsanları neredeyse gözü kapalı cezbeden bu sırlar yumağı, çok tatlıdır, çok güzeldir, çok şirindir, çok keyif vericidir...

Ancak her aşkın önünde nice tuzaklar, nice zorluklar ve nice engeller vardır. Onları aşmak; yürek, cesaret, akıl, mantık, bilgi, hüner, sabır, azim ve hepsinden önemlisi bir yöntem ister. Bu erdemleri taşımaz ve yöntemini uygulamazsanız, sevdanız yarım, aşkınız sonuçsuz, yuvanız mutsuz olur.

İşte “Ömür Boyu Aşk”, her duygunun örselendiği ve başkalaştığı bir dünyada; sevgiye ve aşka nitelik ve kimlik kazandırmak için vardır.

Illa

Gözlerinin içine girdim baska alemler gözledim
Ben bunlarla övünmedim beklemedim illa
Beklemedim illa beklemedim sevdim

Gölgelemedim bagini bahçesini
Günü günesi örtmedim
Yapilanlar söylenmezki her zaman
Sömürmedim illa sömürmedim illa

Sömürmedim sevdim
Yapilanlar söylenmezki her zaman
Sömürmedim illa sömürmedim illa
Sömürmedim sevdim

Illa illa illa illa
Illa illa illa illa illa sevdim

Yüregine kulak verdim nefes aldi ben dinledim
Duyduklarim anlatilmaz sir vermedim illa
Sir vermedim illa sir vermedim sevdim
Duyduklarim anlatilmaz sir vermedim illa
Sir vermedim illa sir vermedim sevdim

Gölgelemedim bagini bahçesini
Günü günesi örtmedim
Verilenler istenmezki her zaman
dilenmedim illa dilenmedim illa
Dilenmedim sevdim

leman sam : illa

Gönül

Bunca yıl herkesten kaçtın
En sonunda buldum sandın
Ansızın içini açtın
Yapma dedim yaptın gönül

Gözleri senden uzaktı
Fark edilmez bir tuzaktı
Sana böylesi yasaktı
Yapma dedim yaptın gönül

O bir yolcu sen bir hancı
Gördüğün en son yalancı
İçinde ki serin sancı
Gitmez dedim kaldı gönül

Sen istedin ben dinledim
Senden ayrı olmaz dedim
En sonunda bende sevdim
Şimdi beni kurtar gönül

Gözlerin bakar da görmez
Ellerin tutar da bilmez
Gece gündüz fark edilmez
Demedim mi sana gönül

Sabahın tam üçündesin
Dertlerin en gücündesin
Hâlâ onun peşindesin
Gitme dedim gittin gönül

Böylesi sevdiğin için
Bir kördüğüm oldu için
Ağlıyorsun için için
Demedim mi sana gönül

Sen istedin ben dinledim
Senden ayrı olmaz dedim
En sonun da bende sevdim
Şimdi beni kurtar gönül

leman samdan dinlemenizi tavsiye ederim!

Ölmeyen Sevgi!

Genç adam elinde bir buket çiçek,sahile koşarak geldi..
Gözleri şöyle bir sahilde gezindi,aradığını göremeyince
İlk gördüğü banka oturup sevdiğini beklemeye başladı.Ellerinde
herzamanki çiçeklerden vardı.Sevgilisinin en sevdiği çiçekler bunlardı.
Kırmızı,kıpkırmızı kan kırmızısı güller..Sanki dalından yeni koparılmış
gibi tazeydiler,buram buram kokuyorlardı,sevgi kokuyor,
aşk kokuyor en önemlisi de özlem ve hasret kokuyordu güller...

Hepsinin üzerinde damlalar vardı.Sanki ağlıyor gibiydiler.
Genç adam güllere baktı,sanki onlarla konuşuyormuş gibi
"Neden ağlıyorsunuz,bakın ben ne kadar mutluyum"dedi.

Az sonra sevdiğini göreceği için kalbi deli gibi atmaya başlamıştı.
Ne zaman onu düşünse,onunla buluşacağını hayal etse
kalbi aynı böyle yerinden çıkacakmış gibi oluyordu.
Senelerdir birbirlerini sevmelerine rağmen,ikiside sevgisinden
hiç bir şey kaybetmemişti.Onları hiçbir şey ayıramazdı...
Ne hasret,ne ayrılık,ne de ölüm...

Genç adam,telaşla saatine baktı.Sevdiği yine geç kalmıştı,

Bulutla Yıldızın Hikayesi

Bir zamanlar gökyüzünde Birbirlerini gerçekten çok seven Bir bulutla yıldız
varmış...bulut , gökyüzünün en şeker, en pembe bulutu, yıldızsa; en parlak,
umudu en çok yansıtan yıldızıymış...

gökyüzündeki her varlık onların sevgisi kıskanırmış. tatlı Bir
kıskkançlıkmış taBii ki onların ki... ama Biri varmış ki, bulut ve yıldızın
ayrılmalarını yürekten istiyormuş. hem de yıldızın en yakın arkadaşı
olmasına rağmen...

bulut Biraz safmış, kimseyi kıramazmış... yıldızsa 'bulut' u için elinden
gelen herşeyi yapaBilir, herkese meydan okuyaBilirmiş... zaten onun için Bir
bulutu Bir de çok sevdiği dostu peri varmış... nereden BileBilirmiş ki,
perinin Bir gün bunların hepsini yıldızla bulutun ayrılmaları için
kullanacağını?...

Bir gün nazar değmiş, bulutla yıldıza... hiç yoktan Bir sebepten
tartışmışlar. bulut, çekip gitmiş, hatalı olmasına rağmen...yıldızsa
"nasılsa bulutum beni seviyor, dönecektir." diye düşünmüş. fakat hiç Bir şey
beklediği giBi gitmemiş. ve bulut dönmemiş...kim Bilir, belki de cesaret

Aşık Olduğun İnsanla Dost Kalmaya Çalışmak

-Dost kalalım ne olur? dedi gözlerimin içine bakarak.. ses çıkaramadım, çünkü boğazıma düğümlenmişti kelimelerim.. oturduğumuz banktan kalkıp sahile doğru ilerledi.. bakakaldım arkasından.. ve onu ne kadar çok sevdiğimi düşündüm.. ama o bana dost kalmamız gerektiğini söylüyordu.. düşündüm sonra, dost kalabilir miyim diye?

Ne Yana Bakarsam Bakayım Seninleyim..

Uçurumun kıyısındayken bile,her an’ım seninleymişçesine yüreğimin çırpınışları yankılanıyor her yerde..
An geliyor,beni terk edip gidişini anımsıyor ve kendimi bu uçurumun kıyısından sonsuzluğa bırakıp sana gelmeyi düşlüyorum..
Ama biliyorum
Biliyorum yinede dinmeyecek bu yalnızlığım
Dindiremeyecek hiçbir şey!
Çünkü;
Ne yana bakarsam bakayım seninleyim işte ben. . .
Ne yaparsam yapayım, nereye gidersem gideyim,
Yüreğime kelepçelediğim "sen" varsın aklım da..
Öyle içten , öyle sevgiyle dolusun ki yüreğim de.

Uçurumun kıyısındayken ben;
seni her düşündüğümde
göz pınarlarım dolar
ve durduramam yaşlarımı.
Her damla içime batar,
Kanatır beni
Ve eritir yavaş yavaş bedenimi
Susarım.
Sana susamışlığımın doruklarında yaşarım
senden emanet yalnızlığımı.

Hadi sen yinede;
Git şimdi.
Uçuruma bırak kendini
Bırak sonsuzluğa beni
Ve
Kaç kaçabildiğin kadar!
Hadi….

`20 Kasım 06 ` / Selcan..

Demlenmiş Yalnızlığını Yudumluyorum

Artık kalemimi kırdım gidişinle. Dudaklarımı kanatıp yüreğimin sesini dinliyorum. Baş ucumda sana yazdıklarım ve masada demlenmiş yalnızlığım. Kanayan çığlıklarımı yutkunup kırılmış hayallerimi topluyorum kentimin kaldırımlarından. Üzerimde suskunluğun yeni ütülenmiş elbisesi, yüreğime sunulmuş bir dostun dogum günü hediyesi... Şimdi karanlıklara sarılıp demlenmiş yalnızlığını yudumluyorum. "

" Ya güneş altında yürümüşüz, ya dolunayda…Tenha sevda yollarında …
Benliğimin kirli çamaşırlarını bir kuytuya;
Serdim
Buradayım.
Acılarımızın merkezkaç savrulmaları mıydı acının son kıyısında, “uçurum çiçekleri”nin yanı başında, bizi buluşturan? Yoksa konuşa konuşa, yaza yaza acıları içselleştirme çabası mı?
Böyle ama böyle değil yine de…
Çünkü bekleyeceğiz bin yıl kendi yalnızlığımızın nehirlerinde!
Biz sevince, çoğaldı her yönden
Ki ölüm, Sevgilinin
Yüreğimize okyanus sığdıran gözlerinden

İmkansızlaştırılmış aşk

Kar yağıyor
üşüyorum
hep seni düşünüyorum
ama sadece düşünüyorum

düşünmekle kalmayıp
haykırsam "hayatımın anlamısın sen" desem
hayır .
diyemem.

zamanlamam tam anlamıyla rezalet
bu hatayı hep yapıyorum,az kaldı senide kaybedecem
ama hiç kimseyi senin kadar sevmedim sevmeyeceğim.

yemeden ,içmeden, dokunmadan,konuşmadan geçsem karşına
o güzel gözlerinin içinde kaybolsam ,
o ne bakış yarabbim çok garip bi duygu.
acı çekiyorum,zevkten 4 köşe oluyorum ,karnım ağrıyo,midem bulanıyo,ağlasam mı gülsemmi bi garip oluyorum

elini tuttuğum zaman adeta bir yanardağgibi yanıp kavruluyorum,
senin yanın da başka bir adam oluweriyorum,bu heyecan anlatılmaz ,
allah kahretsin anlatamıyorum da zaten.

biliyorum sen de gerçek duydularımın farkndasınn ,her ne kadar belli etmemeye çalışsamda bi çok kişibu ilginin farkında.
sana bu teklifi yapmayacağım
hayır bekleme
yapmayacağım.

kabul edeceğini bilsem ,emin olsam hayır yinede bu teklifi yapmayacağım sana .
senin gibi hayat dolu,etrafına her zaman pozitif enerji saçan ,anlayışlı,sevgi dolu yüreği olan bir meleğe bunu yapamam .

SABIR neydi...

Nur-ı aynım, iki gözüm, bildinmi neydi sabır?

Ya neydi kirpiğinin kıvrığına tutulup kalan burukluk.Hani neydi nesre çevrilemeyen söz. Neydi bilgiye adanmış ayazların derununu dolduran acı.

Sabır bir aydınlık,sabır bir teselli... Büyük sahraya yağmur,istiridyeye inci... Sabır göz pınarlarını kurutan ferahlık; sabır hüzünler kulübesinin ışığı... Eyyub ile Yakub, Derviş ile Sultan...

Nur-ı aynım,iki gözüm bildinmi neydi sabır?

Haşre dek yokluğa hüküm giymiş bir güzelin kadehindeki iksirmiydi; son gezginin gözyaşlarıyla suladığı bir çiçekmi,ıssız harabelerin eşiğinde ıstırabı emerek büyümüş nazenin bir kelebekmi?

Karlı caddelerin kıyısında açmış ayın ondördü zambaklar bilir sabrı, nur-ı aynım, altın şehirlere uçan ebabiller bilir. Sadık rüyalarda bir gemi Ağrı dağına çıkar sabırla ve yaralı süvariler geçer kehkeşanlardan darüşşifalara doğru. Serazad türküsüyle hercai bir bülbül konar Kitab'ın son sayfasına, sabrı şeydalanır seherler ve sabahlar boyu nur-ı aynım, sabrı şeydalanır.

"Bir Senin Sesin Eyler Gamdan Âzâde Beni"

Bir senin sesin eyler gamdan âzâde beni
Selâmın ganî kılar şâhdan ziyâde beni
Bî-ümîd olsam da endîşe-i istikbâlle
Tebessümün kâfîdir dâim dilşâde beni

Elif bilmez câhil idim cemâlini görmeden
Arz-ı keremin yetti nâgâh irşâde beni

Gam yegâne âşinâmdır dilde hicrânın varken
Bir vuslatın gark ider hadsiz neşâte beni (Hulûsî)

(Beni hüznün ellerinden ancak senin sesin kurtarıyor.
Selâmın bir padişahtan daha zengin kılıyor fakiri.

İstikbal endişesiyle ümitsizliğe düştüğümde
Bir tebessümün yeterli oluyor mutlu olmam için.

Yüzünü görmeden önce hiçbir şey bilmiyormuşum ben,
Ey elif-kâmet, keremin bir anda aydınlatıverdi gönlümü.

Senden ayrıldığımda tek dostum hüzün oluyor.
Kısacık bir kavuşma, sonsuz bir sevinç demek benim için.)

Eğer Seni Sevmeseydim

Her an “ölecekmişim” gibi içimde titreyip duran korkudan...

Ve her an yeni bir hayata “doğacakmışım” gibi içimde çarpıp duran heyecandan habersiz...

Ve sevdiğimi zannedip...

Sevgiyi bildiğimi zannedip...

Yaşayacaktım...

Yaşamak denirse...

Seni sevmeseydim...

***

Mevsimleri sevmeyecektim...

Sevdiğimi zannedip...

Yağmurun mahzun kalbimi okşamasını...

Nefes almakta zorlandığımda rüzgarın yetişmesini...

Güneşi...

Yıldızları...

Gülü ve bülbülü bilmeyecektim...

Ve gizlice ağlamayı...

Bildiğimi zannedip...

Aşkı bilmeyecektim...

***

Seni sevmeseydim...

***

“Bir ömür boyu” yetmezdi bana...

Ben seni severek...

Cenneti istemeyi öğrendim; ve sonsuzluğu...

Uykuyu uysal bir kedi gibi yanıma alıp, şafak vakti ettiğim dualarda...

Sana ve sevgime bakıp...

Rabbimi öğrendim...

O’nun büyüklüğünü öğrenmenin mümkün olmadığını öğrenip...

Hayreti öğrendim...

***

Eğer seni sevmeseydim...

Yaşadığımı zannedip...

...

Murat Başaran

İçeriği paylaş

Anket

Daha iyi çocuk bakımı için en çok ne yapıyorsunuz: