warning: Creating default object from empty value in /home/ailem/domains/ailem.gen.tr/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Şiir

Kelebek

Öncesinde kırmak için verdin uğraşı
Çırpınışın boşa değildi bilemezdin ki
Vurdukça kanatlarını durmaksızın
Kozasına hayatın öğrenmeliydin
İki günlük nefes için bu çırpınış
Uçtun , heveslendin
Gözlerinden ışıklar saçtın
Renkler açtın kanatlarında
Bir köşede çürüyen kozana bakmadan
Gittin gidebildiğin kadar
Bilmeliydin kelebek
Önce çıktığına
Sonra uçtuğuna
Rengine, nefesine
Şükretmeliydin.
Ölümdü gelen peşin sıra
Bakmalıydın ardına

Sen rüzgarın savurduğu yöne mahkum
Kuru kanatlı iskelet
Bahara ihanet eden çiçekler
Şimdi hani nerde
Nerde güzellikler
Hayat hiç bitmezmiş gibi gelir
Demedi mi sana melekler ?
Yoksa duymadın mı ?

Can ki emanet
Sen ki seni sakınana ettin ihanet
Rüzgara kapıldın
Savurduğunu bilmeden seni alevlere
Uçuramadı kanatların
Yalvarışların boşa
Sen ki kelebek
Duymalıydın
Ne diyor semada melekler

Ve ışığında dönen semazen kanatlılar
O yüce sevgi yumağının
Sonsuzu beklemekdi gayretleri
Korkuya yer yoktu
Bir bir düşüyorsa da canlar
Bilirlerdi kelebek
Onları bekliyordu
Tüm güzellikler

Kapatıyorum Gözlerimi Sonsuzluğa...

Kapatıyorum gözlerimi sonsuzluğa...
Tek bir anı bırakmadan
Yokluğundan yapılmış bu kenti siliyorum...
İçimin unutulmayan yüzü!
Sen hiç anlamadın gözleri sensiz kızı...
İçi seninle dolup taşan
Varlığına ağrılar büyüten
Bu çaresizi hiç anlamadın!...
Bu kentte yaşamak ölüm kadar yalnızlıktı bana
Olmayanı hayalimde görürdüm,
Olanlarsa hep uzağımda...
İşte ben de gidiyorum;
Uzağındayken daha da uzağına...
İçimin çoğunluğu doludur seninle...
Bendeki seni anlatamaz sözlerim ama,
Sensiz kere sen varsın içimde!
Ne kadar sensizsem
O kadar senle doluyum işte!...
Düşünce değil
Ben her daim seni yaşarım buralarda...
Oysa şimdi
Kapatıyorum gözlerimi sonsuzluğa...
Dayanma gayretim çok ama,
Çarem yok!
Kalbim delik,deşik!
Mıhlanıp kaldığın sol yanımda
Sancılar şiddetini arttırdı...
Sabahladığım her gecenin sonunda
Seni bugün de sevebileceğim diye şükrediyorum,
Mevla’ya senin için dua sunacağım’’diye akşama varıyorum..
Bekliyorum;kapı eşiğinden girecek ölüm meleğini...
Kapatıyorum gözlerimi sonsuzluğa…

Halkın Ekmegi

Bilin: Halkýn ekmeðidir adalet.
bakarsýnýz bol olur bu ekmek,
bakarsýnýz kýt,
bakarsýnýz doyum olmaz tadýna,
bakarsýnýz berbat.
Azaldý mý ekmek,baþlar açlýk,
bozuldumu tadý,baþlar hoþnutsuzluk boy atmaya.

Bozuk adalet yeter artýk!
Acemi ellerle yuðurulan,iyi piþirilmemiþ adalet yeter!
Yeter katýksýz,kara kabuklu adalet!
Dura dura bayatlayan adalet yeter!

Bolsa insanýn önünde ekmek,lezzetliyse,
gözler öbür yiyeceklere yumulsada olur.
Ama her þey bollaþmaz ki birdenbire...
Bilirsiniz,nasýl bolluk doðurur ekmek:
Adaletin ekmeðiyle beslene beslene.

Ekmek her gün nasýl gerekliyse nasýl,
adalet de gerekli her gün,
hem o,günde bir çok kez gerekli.

Sabahtan akþama dek,iþ yerinde,eðlencede,
hele çalýþýrken canla baþla,
kederliyken, sevinçliyken,
halkýn ihtiyacý var piþkin, bol ekmeðe,
günlük, has ekmeðine adaletin.

madem adaletin ekmeði bu kadar önemli,
onu kim piþirmeli, dostlar, söyleyin?

Öteki ekmeði kim piþiren?

Adaletin ekmeðini de
kendisi piþirmeli halkýn,
gündelik ekmek gibi.

Bol,piþkin,verimli.

Aglamak için gözden yas mi akmali?

Aglamak için gözden yas mi akmali?
Dudaklar gülerken insan aglayamaz mi?

Sevmek için güzele mi bakmali?
Çirkin bir tende güzel bir ruh,kalbi baglayamaz mi?

Hasret özlenenden uzak mi kalmaktir?
Özlenen yakindayken hicran duyulmaz mi?

Hirsizlik;para,mal mi çalmaktir?
Saadet çalmak,hirsizlik olamaz mi?

Solmasi için gülü dalindan mi koparmali?
Pembe bir gonca iken gül dalinda solmaz mi?

Öldürmek için silah,hançer mi olmali?
Saçlar bag,gözler silah,gülüs kursun olmaz mi?

Canım, Sevdiğim, Yüreğim

Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin...
Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan...
Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü,
Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır...
Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu.
Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi.
Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim.
Damla damla birikiyor insan.
Damla damla sevgili...
Bir gün akıp gideceğiz hayata...
Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin.
Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur...
Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.

Yılmaz Güney

Çocuklara Şiirler

ÇOCUĞUM

Ey ümidim, geleceğim sevincim,
Ey çicek kadar nazlı, güzel çocuk.
Ey gözlerimde nur, gönülde incim,
Sevgi bağlarında yetiş gel çocuk.

Alnın, kalbin temiz kalsın heryaşta.
Ahlâk ara seçtiğin arkadaşta.
Doğrulukta yaşamak bir zaferdir.
Kahramanlık yalnız değil savaşta.

Ey sevgili çocuk ey güzel çiçek,
Herşey sende olgunluğa erecek.
Annen baban özlediği rüyayı.
Yıllar sonra belki sende görecek.

Çocuğum çocuğum, güzel çocuğum,
Dünyaya açacak gül tomurcuğum.
Seni pırıl pırıl yetiştirmektir.
Hem kendime, hem vatanıma borcum.

***

ALLAH vardır

Allah vardır, Allah birdir.
Eşi ve benzeri yoktur.
Mekândan münezzehdir.
Bizi yaratan, bizi yaşatan,
Bize yediren bize içiren
Bizi giydiren O'dur.
Ben Allah'ımı
Anamdan, babamdan ve canımdan
çok severim.
Allah'ımında beni sevmesi için,
O'na kulluk, itaat ve ibadet ederim.

***

Küçük Müslüman

Mutluluğa uzanan,

Kurumuş Gül

Kurumuş bir gül buldum
Defterimin arasından
Birden içimi sonsuz
Mutluluk kapladı
Yeniden dogmuş gibi
İlk günkü kadar taze degıldı ama
Hatırası o kadar eskımemıstı
Gözlerımı kapadım bır an
Ve..........
Kurumuş bır gülü kokladım
Yagmurlu bir günü hatırlattı
Mutluluktan sarhoş oldugum bır anı
O an senı ıcıme cektım cektıkce daha cok
Gömüldüm anılara yıkıldım
Ah o cocuksu sevdam
Düşündükce göklere çıkardıgım
Saf ve temız cocuksu sevdam
Sonra vakitsiz uyanı verdim
Biliyormusunuz
Şimdiki aşklar sevgiler o kadar cocuksu degıl
Umudun mutlulugun yerıne
Yıkılışı vaad ediyorlar
Belkide bunlardır kurumuş güle düşkünlüğümün sebebi .....

Kardelen

Bu bendeki bir dert ki, anlatamam kimseye...
Kulak verip de beni dinler misin kardelen?
Sardı tüm benliğimi, mecalim yok gülmeye
Sen de benle aĞlayıp, inler misin kardelen?

Mis gibi sıla kokan eş-dost mektuplarında,
Taze güller yeşerir eski anılarında
Hatıralarla dolu gurbet akşamlarında
Hasret denen türküyü söyler misin kardelen?

Bütün duygularını bir deftere yazmanın,
Dertlerini duymayan duvara anlatmanın,
içinde ne var ise, hep içine atmanın,
Ne demek olduğunu, bilir misin kardelen?

Dostu oldum kaç defa sabahsız gecelerin.
Defterimde yeri yok anlamsız hecelerin.
Çözemedim bir türlü; bu zor bilmecelerin
Cevabını sen bana, çözer misin kardelen?

Ne kadar tattırsa da ayrılık acısını,
Unutamazsın yine onun hatırasını.
Bir kenara bırakıp acısı, tatlısını
Hepsini bir kalemde siler misin kardelen?

Anlat sen de içinde, dök dışına ne varsa...
Hiç düşünme kalbimi, bırak yansın yanarsa.
Bu derdi sen benimle paylaşır mısın yoksa,
Bakıp bakıp halime, güler misin kardelen?

Bilirim ben yerini, sormam sana nerdesin...
Senin yurdun dağlarda, sen hep yükseklerdesin.

::::SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN:::

YERİN SENİ ÇEKTİĞİ KADAR AGIRSIN,
KANATLARIN ÇIRPINDIĞI KADAR HAFİF.
KALBININ ATTIGI KADAR CANLISIN
GÖZLERİNİN UZAĞI GORDUGU KADAR GENÇ,

SEVDIKLERIN KADAR IYISIN,
NEFRET ETTIKLERIN KADAR KÖTÜ,
NE RENK OLURSA OLSUN KAŞIN GÖZÜN
KARŞINDAKİNİN GÖRDÜGÜDÜR RENGİN,

YAŞADIKLARINI KÂR SANMA,
YAŞADIGIN KADAR YAKINSIN SONUNA,
NE KADAR YAŞARSAN YAŞA,
SEVDİĞİN KADAR ÖMRÜN,

GÜLEBİLDİĞİN KADAR MUTLUSUN,
ÜZÜLME BİL Kİ AĞLADİGİN KADAR GÜLECEKSİN,
SAKIN BİTTİ SANMA HERSEYİ,
SEVDİĞİN KADAR SEVİLECEKSİN,

GÜNEŞİN DOĞUŞUNDANDIR,DOĞANIN SANA VERDİĞİ DEGER,
VE KARŞINDAKİNE DEGER VERDİĞİN KADAR İNSANSIN,
BİR GÜN YALAN SÖYLEYECEKSEN EĞER,
BIRAK KARŞINDAKİ SANA GÜVENDİĞİ KADAR İNANSIN,

AY IŞIGINDADIR SEVGILIYE DUYULAN HASRET,
VE SEVGİLİYE HASRET KALDIĞIN KADAR ONA YAKINSIN,
UNUTMA YAĞMURUN YAĞDIĞI KADAR ISLAKSIN,
GÜNEŞ'İN SENİ ISITTIGI KADAR SICAK,

KENDİNİ YANLIZ HİSSETTİĞİN KADAR YANLIZSIN,
VE GÜÇLÜ HİSSETTİĞİN KADAR GÜÇLÜ,
KENDİNİ GÜZEL HİSSETTİGİN KADAR GÜZELSİN,
İŞTE BUDUR HAYAT, İŞTE BUDUR YAŞAMAK,

BUNU HATIRLADIGIN KADAR YAŞARSIN,

Ne Yana Bakarsam Bakayım Seninleyim..

Uçurumun kıyısındayken bile,her an’ım seninleymişçesine yüreğimin çırpınışları yankılanıyor her yerde..
An geliyor,beni terk edip gidişini anımsıyor ve kendimi bu uçurumun kıyısından sonsuzluğa bırakıp sana gelmeyi düşlüyorum..
Ama biliyorum
Biliyorum yinede dinmeyecek bu yalnızlığım
Dindiremeyecek hiçbir şey!
Çünkü;
Ne yana bakarsam bakayım seninleyim işte ben. . .
Ne yaparsam yapayım, nereye gidersem gideyim,
Yüreğime kelepçelediğim "sen" varsın aklım da..
Öyle içten , öyle sevgiyle dolusun ki yüreğim de.

Uçurumun kıyısındayken ben;
seni her düşündüğümde
göz pınarlarım dolar
ve durduramam yaşlarımı.
Her damla içime batar,
Kanatır beni
Ve eritir yavaş yavaş bedenimi
Susarım.
Sana susamışlığımın doruklarında yaşarım
senden emanet yalnızlığımı.

Hadi sen yinede;
Git şimdi.
Uçuruma bırak kendini
Bırak sonsuzluğa beni
Ve
Kaç kaçabildiğin kadar!
Hadi….

`20 Kasım 06 ` / Selcan..

"Dön"

denize karşı bir bankta oturmuştu yalnızlık..
çağırsa gelir miydi peşinden onu en çok seven?
sevgi emekti hani?
gelmeliydi..affetmeliydi..yanarsa pişmanlıktan,
kendi karanlığında kaybolursa insan,
ne verilen selamı anlar ne de bi ışık görür gönül gözü..
o çok sevendir tek çare!
yalnızlık acı sözün özü...

aklıma düştün yine yine bu gece,
andım aslında seni her gün her gece!
yalnızca bir heceydi aşk,yetmezdi bize,
cümlelerden ibaret şiirdik senle..
yanıp tutuştum döndüm deliye,
neden bırakıp gittin niye bu çile?
yanıp tutuştum döndüm deliye
niye bu ayrılık niye bu çile?

dön gel hadi gel,sensiz dünya bana dar!
nerde şimdi bende büyük umutlar,
dön gel hadi gel sensiz dünya bana dar!

özledim seni yine yine bu gece,
gönül yerinde durmuyor hasret gelince..
ihtimal yok mu sanki dönüp gelmene?
ne imkansız engeller aşmıştık senle..

dön gel hadi gel,sensiz dünya bana dar!
nerde şimdi bende büyük umutlar,
dön gel hadi gel sensiz dünya bana dar!

"Aşk Denen Tek Hece Hâlâ Sende"

Ne işim var bu saatte burada
Belki gelirsin diyemi bekliyorum seni
Gelmeyeceğini bilerek beklemek, sanki
Öleceğini bilerek kurşundan kaçmak gibi
O metalin soğuğunu hissetmek teninde
Son kez nefes almak istersin ya hani...

Gecenin ayazı çok soğuk
Gözyaşımsa beni ısıtmak istercesine sıcak
Yanaklarımda izler oluşturmuş akan yaşlar
Hissediyorum, geçtiği yerler hala ıslak
Ve ben gecenin dört buçuğunda ağlarken
Aklımda sen varsın, yanımda da hayalin...

Zor bir karara vardım, seni düşünerek
Ben vazgeçtim senden, o güzel gözlerinden
Belki de üzdüm seni, kırdım istemeden
Hem kendime hem de sana ağladım bu gece
Ama hâlâ sende, bana ait olan, aşk denen tek hece.
Ben senden vazgeçtim, sen beni istemeyince...

"Aşk Denen Tek Hece Hâlâ Sende
Her Ne Kadar Vazgeçtim Desem de..."

Eğer sana yâr olayım diyorsan!?

Eğer sana yâr olayım diyorsan
Beş vakit farzını kıl kara gözlüm
Sen de benim gibi binamaz isen
Var git cehennemde yan kara gözlüm

Müslümanlık kıldan bir ince yoldur
Eğer ki sorarsan nimeti boldur
Sabah namazında nefsini öldür
Yönünü cennete dön kara gözlüm

Bir temizce abdest aldığın zaman
Dininin kadrini bildiğin zaman
Öğle namazını kıldığın zaman
Bütün tamam olur din kara gözlüm

Geçirme elinden gençlik fırsatın
Çıkarma kalbinden mahşer firkatin
Terk eyleme ikindinin sünnetin
Bir bölük bırakma bin kara gözlüm

Gönlünü yüceden uçurma sakın
Elinden devleti kaçırma sakın
Akşam namazını geçirme sakın
Dünya güzelisin sen kara gözlüm

(Ruhsati) korkumda olduğun zaman
Yalnız kabire girdiğin zaman
Yatsu namazını kıldığın zaman
Sana kurban olsun can kara gözlüm

Bilirim yine kifayetsiz kalır

Söyleyecek söz var mıdır su dünyada
Onu anlatmaya..

Kifayetsizdir her hece ilmik ilmik bağlar beni
Belki bir gül yaprağıdır içimde, onu söyleyen
Kirli ellerim, ziftten kara kalbim, çelimsiz bakışlarım…
Yıllarca onunla onsuz gecen yıllarım.

İçimdeki aşk denizinin damlalarıdır su satırlarda biriken
Ne hoştur Onu söylemek, ne hoştur Onu anlatmak
Kararan birkaç satir…

Ey Muhammed ne yücesin ki, anlatamıyorum seni
Su titreyen yüreğimle, su unutan...

Arar dururum yıllardır seni anlatacak bir söz
Sözler derki, yoktur onu anlatacak bir söz.

Toplasam da gülleri çeksem içime bir solukta
Üflesem bahar rüzgarı gibi sen koksan hecelerimde sen koksan
Bilirim yine kifayetsiz kalır Ey Muhammed.

İbrahim Cemil

Aydınlık

Hicbir vakit tam karanlik degil gece
Kendimde denemisim ben
Kulak ver dinle
Her acinin sonunda acik bir pencere vardir
Aydinlik bir pencere
Hayal edilecek bir sey vardir
Yerine getirilecek istek
Doyurulacak aclik
Cömert bir yürek
Uzanmis acik bir el
Canli canli bakan gozler vardir
Bir yasam vardir yasam
Bolusulmeye hazir.

Paul ELUARD

Başka Türlü Birşey

Başka türlü birşey benim istediğim
Ne ağaca benzer ne de buluta
Burası gibi değil gideceğim memleket
Denizi ayrı deniz havası ayrı hava

Nerde gördüklerim nerde o beklediğim
Rengi başka tadı başka

Bir başka yolculuk dalından düşmek yere
Yaşadığından uzun
Bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
Ağacın yüksekliğince dalın yüksekliğince rüzgarda
Ve bir yeni ömür vardığım çimen yeşilliğince

Elhan-ı Şita

ir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş,
eşini gaib eyleyen bir kuş gibi kar
gibi kar
geçen eyyâm-ı nevbaharı arar...
ey kulûbün sürûd-i şeydâsu,
ey kebûterlerin neşideleri,
o baharın bu işte ferdâsı
kapladı bir derin sükûta yeri
karlar
ki hamûşâne dem-be-dem ağlar.
ey uçarken düşüp ölen kelebek
bir beyaz rîşe-i cenâh-ı melek
gibi kar
seni solgun hadîkalarda arar.
sen açarken çiçekler üstünde
ufacık bir çiçekli yelpâze,
nâ'şun üstünde şimdi ey mürde
başladı parça parça pervâze
karlar
ki semâdan düşer düşer ağlar!
uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar;
küçücük, ser-sefîd baykuşlar
gibi kar
sizi dallarda, lânelerde arar.
gittiniz, gittiniz siz ey mürgân,
şimdi boş kaldı serteser yuvalar;
yuvalarda -yetîm-i bî-efgân!-
son kalan mâi tüyleri kovalar
karlar
ki havada uçar uçar ağlar.
destinde ey semâ-yı şitâ tûde tûdedir
berk-i semen, cenâh-ı kebûter, sehâb-ı ter...
dök ey semâ -revân-ı tabiat gunûdedir-
hâk-i siyâhın üstüne sâfî şükûfeler!
her şahsâr şimdi -ne yaprak, ne bir çiçek!-
bir tûde-i zılâl ü siyeh-reng ü nâ-ümid...

Bizim Hikayemizi Biz Yazarız! ...

Ha sonbahar gelmiş;
Sarısını hüznümden, serinliğini yüreğimden damıtıp...
Ha gündüze küsmüşüm...
Boynumun büküklüğüne bahanem çok!
Gözyaşı ustasıyım; işsiz...
Ve yalnız...
(Sonra seni düşündüm... Bir an! Ey sevgili! “Ahir zaman” deyip geçiştirmek çok zor! Ne kılıcımda kan izi var. Ne muhabbetin dindiriyor acımı. Bu hal nedir?)

Şiir aramayın enkazımda...
Ha sonbahar gelmiş; ha gündüze küsmüşüm...
‘Aşk yâresi’ anlatmaz hâlimi,
Aşk bendim!
(Adını koyamadığımız bu işte: Bin kere düşüp, bin kere kalktık ayağa... Çokça haykırıp, çokça sindik... Aynada suretimiz yok şimdi...)

Şimdi bir musalla taşından seyrediyorum gökyüzünü...
Akşam sonrası, alacakaranlık.
Çıplak dalların arasından; koyu bulutlar...
Hiçbir şeyin vakti değil; avlu bomboş...
Sözün bittiği yerdeyim yani...
Yani herşey nafile...
(Biliyorum; son nefesten önce ölünmez. Biliyorum; hâlâ buradayız. Biliyorum; bu miras bizim...)

Gözyaşı ustasıyım; işsiz...
Ve yalnız...
Acımı ezan dindirir!

Bugün seninle son günüm

son defa senin icin gözyaslarima boguluyorum bugün
icim aciyor, yalanla dogru kardes olmus
saglar sollar birlesiyor
yollumu kesiyor

bu yüzden son defa senin icin
inancim beni yalniz birakmadigi icin
yanildim, yalanmis dememek icin
hatiralari bozmadan son kez aliyorum kalemi elime
sanadir bu satirlarim, sen dinlemesende
tanimadan güvendim, sen bilmezsin
hergün yollunu gözledim hayallere dalip
bir adim atmani, simdi yarin diyerek
virgüller sakladim sana
gizlice, kimse duymasin seni yüregimde
bagiriyordun cünkü, yüregim aciyordu
nerde ismin ciksa ayaklanirdim
sen olmadigini biliyordum aslinda
yinede seni anlatan, sana yakin durana yakin olmak istedim

son ayaklanisim bugün
sana küsmemek icin
hislerime yenilip kuslara inandigim icin
seni sana karartmamak icin
zaten ne haddime
simdi ne zaman cigliklar duysam yüregim acir

yüregime söz hakki verdigim son gün bugün
üc kelimenle yiktin bilmeden sana varan yollari
susturdugum kuskularima yanit verdin
korkularimi üzerime saldin
simdi ne zaman kuslar görsem inancim solar

kalbimin senin icin son carpisi bugün...

BUGÜN SENINLE SON GÜNÜM!

Sorgucular

Kimileri hep suçluyor
Kimileri sorguluyor
Yaralı yüreğime kara çalıyor.

İhanet zincirini tutan utansın
Dönüp arkasına bakan utansın
Dost diye bağrıma bastığım insanlar
Arkamı dönünce vuran utansın

Durmadan hep soruyorlar
Aç bırakıp gülüyorlar
Emekleyen yüreğime usta diyorlar

Usta değil acemi bir işçiyim ben
Onurlu bir kavganın neferiyim ben
Dostun dostu, düşmanımın eveliyim ben
Bilip de söylemeyen diller utansın.

İçeriği paylaş

Anket

Daha iyi çocuk bakımı için en çok ne yapıyorsunuz: