warning: Creating default object from empty value in /home/ailem/domains/ailem.gen.tr/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Sevgi

Kur'an'da Sevgi

Kur'ân'da sevgi; genel anlamda rahmet kelimesi ile belirtilmiştir. Rahmet, Allahü Teâlâ'nın bir tavrı ve temel özelliğidir. Araf 156’da: "...Rahmetime gelince, O herşeyi topyekün sarıp kuşatmıştır. " ve En'am 54’te: "...Rabbiniz, rahmeti Kendisine bir tavır olarak yazdı..." buyurulur. Cenabı Allah'ın; rahmet kökünden türeyen rahman ve rahîm sıfatları; sevgi, şefkat ve merhamet anlamlarını da içermektedir. Yüce Yaratıcı'nın sonsuz sevgisi; insan-hayvan, melek-şeytan, dost-düşman hiçbir ayırım yapmadan bütün varlıkları kuşatmış, hepsi de korunma altına alınmıştır. Zaten yaratılış ve devam eden oluşun var edilme sebebi de sevgi değil midir?

İnsanlardaki Sevgi Duygusu

Biz sevgiden sudûr ettik
Sevgi üzerine yaratıldık
Sevgiye doğru yöneldik
Sevgiye verdik gönlümüzü

Sevgi, Yüce Yaratıcı'nın rahmet denizinden varlıklara yansıttığı eşsiz bir duygudur. Güzelliğin ve Sevginin Kaynağı Allahü Teâlâ, kâinatı sevgi üzerine yaratmış, insanlara da sevgi duygusunu en büyük güç ve kudret olarak vermiştir. Yavrusunu korumak için çok daha güçlü düşmanlarına saldırarak kendini feda eden anaların ve çevresini parçalayan en vahşi hayvanların bile yavrularına olan olağanüstü yakınlıkları, hep sevgi sırrının yansımalarıdır.

İnsanlar kimleri sevmeli ve kimleri de sevmemelidir? Cenâbı Allah; kullarına bir güç ve kudret olarak verdiği sevgi duygusunu, rıza ve isteği doğrultusunda yönlendirilmesini istemektedir. İnsanlar, vahyin ışığında yaratılanları severek basamak basamak yükselmeli, sonunda İlâhî Aşk'a kavuşabileceğinin umut ve mutluluğunu yaşamalıdır.

Sevmek

  • Sevmek inanmaktır.
  • Sevmek yaşamaktır.
  • Sevdiğini kendisi gibi, kendisinden de çok duyumsamaktır.
  • Sevmek sevdiği olmaktır.
  • Sevmekte ikilikler kalkar, bir olmalara gidilir. İki ten, iki kalp, iki gönül yoktur sevgide. Tek bir kalp olunur, tek bir yürek olunur.
  • Sevmek paylaşmaktır . Sevdiğiyle sevdiğini paylaşmaktır. Sevdiğiyle kalbini bölüşmektir sevmek. Ki tek kalp olunsun.

Rüya Evlilik

bekârlık yıllarımda hedefsiz ve sonuçsuz bir koşturmaca hâlinde geçen hayatım, evlenince, bir tezgahın başına oturup üretime başlamak gibi bir değişim geçirdi ve maddî, manevî, sosyal sahalarda bugüne dek ne ürettiysem, hep evlendikten sonra oldu. (Eşime buradan teşekkürler!)

kim ki evlenip yuva kurmuş; daha huzurlu, daha verimli, hedeflerini gerçekleştirmiş. “Nasılsın?” diye sorunca gevrek gevrek gülerek “İyii” diyor. Kim ki düzenli bir aile hayatı kuramamış; huzursuz, şaşkın, meslekî yönden de verimsiz, başıboş dolanıyor. “Yaa, bildiğin gibi işte, birşey yok, ne olsun?”

****

“Bekâr erkek üçte iki erkek, üçte bir çocuktur. Bekâr kadın üçte iki kadın, üçte bir erkektir.” Yani erkeklerin haylazlıktan kurtulup olgunlaşmaları, bayanların ise kişiliklerini oturtmaları için evlenmeleri lâzımdır

****

Yıllar Sonra (Elbet Bir gün Buluşacağız)

Genç kız her üzüldüğünde sıkıntılarından sıyrılıp, hayata yeninden dönmek için evlerinin yakınındaki gölün kıyısına gider, uzun uzun seyre dalıp düşünürdü.

Yine böyle bir gündü..

Ama bugün gölün kıyısında sadece o ve küçük martılar yoktu…

Az öteye başını çevirdiğinde onun gibi yüzünü göle çeviren,düşünen genç adamı görmüştü.

Genç delikanlı üzerinde gezinen bakışları fark etmiş olacak ki;o da genç kızı görmüş ve uzun uzun bakmıştı kızın yüzüne..

Bir an düşündü, "Allahım yıllardır aradığım,düşlediğim güzel karşımda mı?

Yoksa bir serap mı gördüğüm…

Kız mahçup gözlerle yüzünü yere çevirmiş ve oradan uzaklaşmıştı…

Ama kalbinin çarpıntısını duymasını engelleyememişti bu kaçışı…

Yaşamak, Sevmek ve Öğrenmek

Aşıklar sadece daha iyiyi umut etmeyi değil,
onu yapmak için çaba göstermeyi de öğrenirler.
Aşkı sıradan şeylerin tutsağı yapmak, onun tutkusunu almak
ve onu sonsuza kadar yitirmek demektir.
Gerçek sevgi, kimin daha kârlı çıkacağını düşünmeden
bir insana vermeyi düşünmektir.
Engellere üzerinden aşılacak fırsatlar olarak bakarsak
sadece çözüm bulmakla kalmayız,
kendimizin genel sorun çözme yeteneklerimizi de artırırız.
Sevgi yetişmek için en verimli toprağı sunar bize.
Sevgi, eski yaraları açmak değildir, onları kapatmaktır.
Ayağa kalkıp yaşamaya devam etmek demektir.
Kalp; tutkularımızın yaşadığı yerdir.
Çok narindir, kolayca kırılır ama inanılmaz derecede esnektir.
Kalbi aldatmaya çalışmanın anlamı yoktur.
Onun yaşaması bizim dürüstlüğümüze bağlıdır.
Yaşam; sevgiyle de korkuyla da yürütülse her zaman

Kamelyam

Serin kavak yelleri esiyordu başımda
Ümit ekmiştim nadasa bıraktığım tüm tarlalara
Alnımdaki teri kurutsam diye
Bağrımı açtığım rüzgarlar
Tutam tutam
Saçlarımı götürdüler
Nasıl anlatsam
Kurşun sıktılar hayallerimin
En umulmaz yerinden

Tuzlu Kahve

Kıza bir partide rastlamıştı.. Harika bir şeydi. O gün peşinde o kadar delikanlı vardı ki.. Partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti. Kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı,ama tam bir kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular. Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu. Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı..

"Ben artık gideyim" demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı..

"Bana biraz tuz getirir misiniz" dedi.. "Kahveme koymak için.."

Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı..

Kahveye tuz!..

Delikanlı kıpkırmızı oldu utançtan, ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı. Kız, merakla "Garip bir ağız tadınız var" dedi..

Delikanlı anlattı:

Eski Bir Mezar Yazıtı

Gürültü patırtının ortasında sükunetle dolaş; sessizliğin içinde huzur bulunduğunu unutma. Başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe herkesle dost olmaya çaliş. Sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin en iyi karşılık unutmak olsun, bağışla ve unut. Ama kimseye teslim olma. İçten ol. Telaşsız, kısa ve açık seçik konuş. Başkalarına da kulak ver. Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları; çünkü, dünyada herkesin bir öyküsü vardır. Yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkarmaya çalış. İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen. Hayattaki dayanağın odur. Seveceğin bir iş seçersen yaşamında bir an bile çalışmış olmazsın. İşini öyle sev ki, başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken, verdiklerinle de yepyeni hayatlar başlatmış olacaksın.

Çiçekle Suyun Hikayesi

Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar, ilk önceleri arkadaşlık olarak devam eder bu durum. Tabi ki zaman lazımdır birbirini tanımak için, gel zaman git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki mutluluktan içi içine sığmaz artık ve anlar ki suya aşık olmuştur. İlk kez aşık olan çiçek etrafa kokular saçar ‘sırf senin hatırın için ey su!’ diye.

Öyle zaman gelir ki artık su da içinde çiçeğe karşı bir şeyler hissetmeye başlar, zanneder ki çiçeğe aşık oldum ama su da ilk defa aşık oluyordur.

Günler ve aylar birbirini kovalar ve çiçek ‘acaba su beni sevmiyor mu?’ diye düşünmeye başlar. Çünkü su pek ilgilenmez çiçekle. Halbuki çiçek alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz.

Bir Kadını Ağlatmak

Bir kadini aglatmak çok zor degildir aslinda. Kadinlar her seye aglayabilir; bir filme, bir sarkiya, bir yaziya...
En az erkekler kadar yani!

Ama bir kadini yürekten aglatmak zordur. Eger bir kadin yürekten agliyorsa, aglatan onun yüregine ulasmis demektir.

Ama o yüregin degerini bilememis olacak ki aglatan, gözünü bile kirpmadan teker teker batirir ignelerini yürege!

iste o zaman koca bir yumruk gelir oturur bogazina kadinin.

Yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canini çok acitir. Gözleri bugulanir kadinin sonra.
Aglamayacagim, der içinden. Ama engel olamaz iste.

Cünkü yüregine ulasmistir birileri ve igneler saplamaktadir.. Bu aciya ne kadar karsi koyabilir ki bir kadin.
ince ince süzülür yaslar gözünden; önce birkaç damla, sonra bir yagmur seli... Ve kadin aglar; hem de çok!

Sanmayin ki gidene aglar kadin! Gidenin giderken koparttigi yerdir onu aglatan, orada biraktigi yaradir.

Dünya Ayna Gibidir

Meşhur piyanist Arthur Rubisnstein konserlerinden birinde küçük bir kızın
hatıra defterini imzalamakta tereddüt ediyormuş.
Ellerinin çok yorulmuş olduğunu ileri sürerek,
küçük kızı başından savmaya çalışmış.

Kız, tereddüt etmeden şöyle demiş:
"Ellerinizin ne kadar yorgun olduğunu biliyorum ama,
inanın benim ellerimde sizinkiler kadar yorgun."

Arthur Rubinstein anlayamamış ve nedenini sormuş küçük kıza;
"Sizi alkışlamaktan.." demiş küçük kız..

Karşınızdaki size değer veriyorsa eğer,
siz de ona değer vermekten hiç korkmayın.
Ama onun için değeriniz yoksa ya da onun değer listesindeki yeriniz
listenin sonlarına doğruysa korkun ona değer verirken..

Dünya bir ayna gibidir;
siz onu gülümseyerek karşılarsanız,

O da size gülümser...

(alıntı)

'Seni Seviyorum' Derken...

Merhaba gözümün nuru can kardeşim! Dudağındaki tebessümü kaybetmemişsin daha..Ne güzel dünyaya gülen gözlerle bitip tükenmeyen bir sevgi ile bakabilmek ve insanlara tebessümler saçabilmek senin gibi.
Biliyorum, çok üzülüyorsun donuk gözlerle karşılaşınca..Ne yapalım arkadaşım! Herkes senin gibi değilki. Beş parmağın beşi bir olmuyor.Duyabiliyorum 'hayır olmalı' dediğini..Haklısın arkadaşım!

Aslında insanlar senin gibi olmalı. Bilseler bir tebessümle neler yapabileceklerini, bir çocuğun gözlerindeki ışıltıyı,bir tebessümle nasıl görebileceklerini..Sıkıntılarla dolu bir insana, nasıl dünyaları verebileceklerini bilseler..Ve gülen gözlerin buzları nasıl erittiğini, kalpleri nasıl birleştirdiğini yüreklerdeki kini nasıl sildiğini bilseler...

Eminim onlar da senin gibi olmak isterlerdi..Sevgi saçıyorsun gülen gözlerinle arkadaşım..Saf ve hiç beklentisi olmayan bir çocuk gibi.

Sevdiğin Kadar Sevilirsin

Yerin seni çektiği kadar ağırsın, kanatların çırpındığı kadar hafif...
Kalbinin attığı kadar canlısın, gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin, nefret ettiklerin kadar da kötü..
Ne renk olursa kaşın gözün, karşındakinin gördüğüdür rengin...
Yaşadıklarını kar sayma, Yaşadığın kadar yakınsın sonuna
Ne kadar yaşarsan yaşa, SEVDİĞİN KADARDIR ÖMRÜN...
Gülebildiğin kadar mutlusun, üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin...
Sakın bitti sanma her şeyi, SEVDİĞİN KADAR SEVİLECEKSİN...

Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın...
Bir gün yalan söyleyeceksen bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın...

Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret ve
SEVGİLİNE HASRET KALDIĞIN KADAR ONA YAKINSIN...
Unutma
yağmurun yağdığı kadar ıslaksın, güneşin seni ısıttığı kadar sıcak..

Öyle Bir Sevgi Edinmeliyim ki..

Öyle bir sevgi edinmeliyim ki,
beni sevginin, aşkın ve bütün güzelliklerin kaynağına yöneltsin.

Öyle bir sevgi edinmeliyim ki,
aşk -ı mecazi aşk- ı hakikiye dönüşebilsin.
Öyle bir sevgi edinmeliyim ki,
iyi kötü ayırımı olmadan tüm mevcut birimleri kapsayabilsin.
Öyle bir sevgi edinmeliyim ki,
azaba hüküm giymiş tüm insanlara ve dahi ezeli düşmanım iblise bile merhamet duygularıyla yönelmeme vesile olabilsin.

Öyle bir sevgi edinmeliyim ki,
içimde ne kadar çirkin haslet varsa cümlesini yakıp kül edebilsin.
Öyle bir sevgi edinmeliyim ki,
beni sevgiliden bir an için bile ayrı düşürmesin.
Öyle bir sevgi edinmeliyim ki,
vuslatın lezzetini tattırdıktan sonra visalin acısını bana unutturabilsin.

Öyle bir sevgi edinmeliyim ki,
bana karanlık görünen dünyamı, ümit ve sevgi aydınlığına çevirsin.

Nazim AKPINAR

Artık Ağlamam Lazım

Hani her şeyimi hisseden
Hani benim yarınımdın sen
Yalan söyleyende sen
Kızıyorsam sevgimdendir hep sevgimden
Şimdi artık git istersen

Ben Artık AĞLAMALIYIM

Yağmur yağıyor dışarda....Caddeler boş ve kimsesiz...Gökyüzünün maviliği gözlerimi kamaştırmıyor! Belli bir derdi var, göstermiyor yüzünü yeryüzüne...Yoksa...yoksa bu yağmur damlaları,onun gözyaşları mı?
Anlamalıydım.....

Benim içime akıttığım,utanıpta ağlayamadığım gibi, oda büyük bir boşluğa akıtıyor gözyaşlarını hepsi bu....Hiç olmazsa benden daha cesaretli, tüm dünyaya haykırırcasına ''İşte; saklamıyorum ve ağlıyorum''diyor adeta.....

Benimse ışığını açmadığım,sadece müziğin sesi ve tütsü kokusu olan odamda camıma inen her damla içimi acıtıyor!!!

''N'olur'' diyorum, ''Yeter artık,AĞLAMA''.....!!!

Bir zamanlar, bana herşeyi hatırlatan aklım,şimdilerde hatırlamak istemediğim tek şeyi unutturamıyor...N'olur'' diyorum, ''Sus, HATIRLATMA''....!!!

Severek Ayırlanlara...

Vakit, ikindi sonu.Güneşin rengi gökyüzünü kızıla boyamak da. Martılar gözlerimde kanat çırpıyor. Seni önce, Rab-bim''e sonra,çığlıkları sonsuzluğu andıran martılara bırakıyorum.Güneş reginde deniz,hayalin tutuşmuş yanmakta. Nasılda ürpertiyor soğuk insanı.Rivayete göre; CENABI HAK "suyu yaratmış ve nazar kılmış.

Yaratıcısının nazarından öyle ürperti duymuş ki su, o gün bu gündür,rüzgar olmasa bile, korkudan titrer dururmuş.

İnsan bu su misali…Kıvrım kıvrım akar ya,benim de ruh derinliklerime akmak ta iken düşünceler...

İnsan bu! Bazen,rahmet deryasıdır.bazen,zulmet.Kimi gün,sevgi kupası olur. kimi gün nefret.Bahar iner iklimine apansız,çiçeklenir renk renk kalp ovası. kimi gün, kışı soluklanır yaz ortasında yüreğine kar yağar şaçından evvel.

Her Şeye Rağmen Seveceğim Seni!

Ben seni kocaman bir yürekle sevicem.Gözlerim değil, yüreğimdir seni görecek.Sen damarlarımdaki kana karışıp , gelip oturmalısın yüreğime.Bir başka yerde olmamalısın zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalısın, orada kalmalısın.

Tek aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullenecek seni. Herhangi bir konuk olmayacaksın artık. Bu yüzden ne ağırlama faslı olacak, ne de ugurlama. O yüregin gerçek sahibiysem, Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya...

Ben dört mevsim baharı yaşayacağım seninle bir anda. Çiçek çiçek açacaksın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kalacak, senin renklerin karşısında. Taze bir yaprak gibi yeşil olacaksın bende. Açelyaysan pembeliğinle,Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı gülsen,Kırmızıysan bir ateş gibi Ve mavim olacaksın...

Sevmek Böyle Özdeşleşmemeliydi İsminle

Sevmek böyle özdeşleşmemeliydi isminle.

Ve sen bunca yoğunluklar içinde sıyrılıp sonsuzlaşmamalıydın içimde. Kaçsam bu duygudan, kurtulabilir miyim(?) bilmiyorum. Kurtulmaya çalışsam pesimden gelir mi bu sevgi? Bilmiyorum. Sen bir bilinmez olarak devam edip gidecek...

Ne yazık , çok yazık!
Ben seni insanlarla paylaşmak istiyorum. Oysa insanlar seni kendilerine ait kılmak istiyorlar. İnsanlar seni benimle paylaşmak istemiyorlar. Korkuyorlar benden. Evet, içimdeki yüceliğini, içimdeki sonsuzluğunu biliyorlar da korkuyorlar benden. Seni benimle paylaştıkları zaman seni çekip alacağımı ve hatta senin kendiliğinden bana geleceğinden korkuyorlar. Ve susmadığım zaman biliyorlar ki sen büyüyeceksin içimde.
Benim sözcüklerimle yüz yüze gelmek istemiyorlar onlar. Biliyorlar ki sözcüklerle gelsem sığdıramayacağım seni hiçbir şeye.

İçeriği paylaş

Anket

Daha iyi çocuk bakımı için en çok ne yapıyorsunuz: