warning: Creating default object from empty value in /home/ailem/domains/ailem.gen.tr/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Sevgi

'Aşk olsun'

İLK ÇOCUKLUK yıllarından gençliğe ve ihtiyarlığa kadar uzanan bir çizgide, neredeyse bir ömür boyu insanın peşini bırakmaz sevgiler, ilgiler ve aşklar. Gün olur muhatabın, ihtiyacın ve yaşın durumuna göre bu duygular da şiddetlenir.

Gönül denizinin dalgaları içimizdeki sınırları zorlar, kıyıları döver âdeta. Biz miydik o sakin, o ilgisiz insan? Halimize şaşarız.

Şimdi bize ne olmuştur da kaptansız bir kayık misali yalpalamaya başlamışızdır? Kalbimiz söz dinlemez. Sesimiz ulaşmaz ona. Çaresiz, ardından sürüklenir gideriz. Akıl onu dengelemeden, kalp sevgisine karşılık aramaya çıkmıştır bir kere. Aradığı bir işaret taşı da olsa, yine de değerlidir. Ömründe hiç tatmadığı hazzı tadar, hiç duymadığı coşkuyu duyarsa kim insanın kalbini yolundan çevirebilir, ona engel olabilir? Sevgi engel tanımaz, aşk ne varsa aşar. O kalp, sevdiği için her çılgınlığı yapar da, yaşadığı onca acı ve kederden sonra durgunlaşır, durulması gereken noktaya gelir, sakinleşir. Ne güzel diyor şair Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu:

“Nerede bir bardaktaki sakin duruşun,

Aşkın Ölümü

Gitgide daha fazla insanın dünyasında aşkın öldüğü bir zamanda yaşıyoruz.

Kimileri, şehvetle aşkı karıştırıyorlar. Karşıdakini bir ‘insan’ olmaktan ziyade,

bir beden, hatta elde edilecek bir ‘av’ olarak görenler zuhur ediyor.

Bu ise, aşkı öldürüyor. Çünkü aşk ruhların beraberliğidir;

bedenlerin değil...

...

Hayatım boyu, ‘duygusal’ biri olmayı beceremedim. Bir ‘çocukluk aşkım’ olmadı meselâ. İlkgençlik yıllarım boyunca da, ne zaman kendimi ‘âşık oluyor gibi’ hissetsem, bunun bir ‘gibi’den ibaret olduğuna inandırdım kendimi. Aşk denilen şey öyle ‘-miş gibi hissederek’ gerçekleşen bir duyguysa çok temelsiz olmalıydı. Yok eğer aşk çok esaslı bir duyguysa, aşk, kendini ‘âşık oluyor gibi’ hissetmekten son derece farklı olmalıydı. Etrafıma baktığımda, ilkokul, ortaokul veya lisede âşık olduğu—yani, benim anlayışımca, âşık olduğunu düşündüğü—biriyle evlenmiş hiç kimse yoktu. Ama okul yıllarını ‘âşık oldum’ sarhoşluğuyla boşlayıp, hayatının ilerleyen yıllarında boşa kürek sallayan çoktu.

Bir bakmayla batma

YARAMAZ KIZ
21 yaşındayım. Yaramazım dedim; ama aslında aklı başındayım. Hayatımda bir kez öylesine platonik ilgim olmuştu. (5-6 yıl önce) geçenlerde iş toplantısında bir bey dikkatlice baktı bana. Hiç oralı olmadım. 9 yaş büyüktü ve nişandan ayrılmıştı. Toplantı sonrası “ASLINDA NEDEN OLMASIN?” dedim. Olay geçti. 2 ay sonra bir toplantı daha. Yine dikkatlice bakmalar. Yavaş yavaş ısınmış hatta bayağı içimden ilgilenmiştim. Ama 2. rauntta da yüz vermedim. Sonra duydum nişanlanmış. YI-KIL-DIM... Meğer ne derece değerliymiş benim için. Döner mi sizce? Fırsat kaçtı mı? Bir-iki kişi istedi bu arada. Oyalandım, ama istemedim. Kabul etmedim.

Dr. Can

YARAMAZ KIZ...
1) Belki, böylesi hayırlı olmuştur.

Belki, onlar evlenip mutlu olacaklar.

Belki, nişanlısından ayrılıp, seninle evlenecek. Ve sen o adamın değerini bir başka anlayacaksın.

Belki evlenip mutsuz olup boşanacak ve sen “nişandan ayrılmış” dediğin adamla (bu sefer dul adamla) evleneceksin.

Belki, sen ve o hiç evlenmeyeceksiniz.

Ihlamurlar Altında

Kar tanesi gibi nazlı
Kuş kanadı gibi kırık
Yar tenine haram değdi
Zamansız bu ayrılık

Kar tanesi gibi nazlı
Kuş kanadı gibi kırık
Yar tenine haram değdi
Zamansız bu ayrılık

Kalbimi gömdüm toprağa
Ihlamurlar kan ağladı
Nasıl bir vedadır bu yar
Gözyaşın gözümden damladı

Nasıl bir vedadır bu yar
Gözyaşın gözümden damladı

Dillerim lâl dokunmayın
Aşkı bende,sokulmayın
Başımı bana eğdirdi
Bu yarayı kanatmayın
Başımı yere eğdirdi
Bu yarayı kanatmayın

El yastığı yaban gelmez mi
İçin benim kadar üzülmez mi
Her dünyada ahım peşinde
Aşkın bana hesap vermez mi

El yastığı yaban gelmez mi
İçin benim kadar üzülmez mi
Her dünya da ahım peşinde
Aşkın bana hesap vermez mi...

Bir İhtilali Hatırlamaktadır Nisan

Nisan, doğum günüdür aşkın.. Tarihinden ve tarifinden boşanarak, tarihini ve tarifini sadece bir kadını sevmekten ibaret kılmaktır..

Nisan, bir kadını, sevmeye cüret ederek sevmektir.

Bir kadını Nisan'ın diliyle sevmek, bütün ihtilalleri emziren, bütün iktidarları deviren kuvveti bahşeden ve kudretin her türlüsünü zarif bir meltemle tersyüz eden sırrı keşfetmektir.

Böylesine sevilmiş bir kadını hatırlamaktır Nisan, ve ihtilal emziren aşkların ve aşk gibi coşan ihtilallerin hafızasıdır. Hem devrimdir, hem de karşı-devrimdir, Nisan'ın diliyle sevilen bir kadın..

Böyle bir kadın, bir elin sıcaklığı gibi varolmuş olsa da, coğrafyasız bir ruh gibi hiç yaşamamış olsa da farketmez..

Nisan, bir elin sıcaklığı gibi yaşamış kadınları da, coğrafyasız bir ruh gibi hiç olmamış kadınları da bir ihtilal müjdesini emzirircesine doğurur.

Sorma, İşte öyle bir şey...

Şimdi Nerelerdesin?

Hangi hayaller süslüyor o güzel gözlerini…

Yüreğini kapattın mı bana?

Nefretin dağlar kadar mı büyük ”Leyla”

Bu bir yangın,

Nasıl olur diye hiç sorma…

Oluyor işte, oluyor Leyla…

Dün daldım öylesine,

Hani gönderecektim ya sana emenetini

Hani senden bir parça

Hani yüreğinden kopup gelenler var ya,

Okşadım saatlerce ellerimle

Suladım gözyaşlarımla,kurumuş mavi çiçeği,

Sonra dudağının alını…

Sonra sevdamı,

Sonra kanayan yanlarını,

Özlüyorum her hatıranı

Sorma nasıl olur diye,

Sorma işte..

Dinle bak!

İşte öyle bir şey…

Ve Ben Seni Çok Özledim...

Yağmur da var
Çok sevdiğim rüzgar da
Bugün Pazar
Daha uyanmadı komşular
Damların üzerinde kuşlar
Daha rahatlar
Radyolarda eski şarkılar çalıyorlar bu saatlerde
Gönül penceresinden ansızın bakıp geçenlere doğru
Yağmur da var

Çok sevdiğim rüzgar da
Daha uyanmadı komşular
Bugün Pazar
Ve ben seni çok özledim
Dışan çıkmak istiyor canım
Tek başına haytalık etmek
Islanmak Pazar sabahında yağmurda
Boş caddelerde dolaşmak
Vitrinlerine bakmak mağazaların
Sinemaların afişlerine
Sokakların isimlerine

Telefon kulübelerinde uyuyan çocuklara
Bir merhaba demek sessizce
Sahilde martılara simit atmak
Otobüslerin ilk seferlerine binmek
Gitmek istiyor canım
Hayatın gittiği yere
Islık çalıp şarkılar uydurmak kendi kendine
Fırından taze ekmek alıp
Buğusunu çekmek içine
Ve ben seni çok özledim

Tam böyle bir şey
Çiçeğe su yürümesi
Bebeğin ağlaması
Toprağın uyanması
Yağmurun yağması

Bir gün sana "sen"i Getireceğim...

bundan sonra yazdıklarım bir iç geçirmekten öteye gidemeyecek belkide...belkide hep o kurduğumuz hayal denizlerin yamacına yerleştirdiğimiz küçük barakamızda yaşayacağım ben. senle sensiz düşler yaratacağım kendime, küçük çekimser çocukları dost kılıp kendime, özlem duyduğum oyunları oynayacağım onlarla birlikte. her gece hayata giden yollarımın yönünü sana çevireceğim...

aşkı koyacağım sensiz saatlerimin üzerine, sonra sende biriken o bin yıllık sevdayı... günün tüm oyunlarına o sıradan, basit ,sahte yaşadığımız o hayatlara inat gecelerimi kendim olmaya, kendin olmaya kitleyeceğim. yarınların hayali düşecek aklıma, o içime umut tohumlarını senin ektiğin yarınların hayali....

Yak Bütün Ben Nehirleri

Demir parmaklıkların ardında, esarete gün bağlayan sararmış kelimelerdeydim. Susturmak istedim susmalarımı. Suskunlaşan gözlerimin harfsizliğiyle daldım cümle deryalarına. Her yanımı dingin bir lügat kokusu kapladı apansız. Sevgili! Seni susuşlarım değseydi kanatlı mavilerin tüllenişine, yaralanırdı tekmil kelimesiz çırpınışlarım. Dinlemedim seni! Oysa sen beni ne çok çağlardın, sendeki ırmak bilerek. Dinmezdin...

Bense; kirpikleri kangren satır aralarına bırakıp gözlerini, gittim. Parmaklarımın soyulmuşluğuna yürümeden, peyderpey bulutların göz ıslaklığıyla düştüm peşinden. Anla beni! Düşlerimi sende tehir etmekten, düşüm olmuştu düştüğüm dış'lar. Yataklık yapamazdım artık, bendeki kör aşkın lal soluğuna. Gitmeliydim! Gitmelerin uçurumluğunda seni düşmek bile olsa yar'lıktan, gitmeliydim. Bağışla beni.

Gözlerin

Ve gözlerin aklıma gelir
Ve sözlerin
Gidişin gitmiyor gözümün önünden
Ve izleri derin

İlk değilsin bu senin bildiğin
Ve yine biliyorsun sen en son sevdiğim

Şimdi uzaklardasın
Ben çamlar arasında bir hastane odasında
Ciğerimde bir ince hastalık
İçimde kapanmak bilmeyen bir yara

Biliyorum dönmeyeceksin
Hatta arkana bile bakmaksızın
Gün gelir belki bir yuva kurarsın
Oğlun olursa benim adımı koyar mısın?

Gittin
Dağ gibi sevdamı devirip ardında
Gittin
Allahaısmarladık bile demedin
Sazlar çalınır Çamlıca' nın bahçelerinde
O şarkıyı bir daha hiç söyleyemedim
Şimdi elimde bir bardak çay
Ve dudağımda buruk tebessüm
Kendi kendimi üzmemeye söz verdim
Ve ben seni hayatımın bir musalla taşının
en yakın yerinde sevdim

Yokluğun Buz Gibi Soğuk

"Uzaklardan bir ses olmanı isterdim, bir selam, bir nefes... "Üşüme" diye seslenmeni isterdim... Bir el olmanı isterdim, bir kol... "Özledim" deyip sarılmanı... En karanlık yerinde düşlerimin çıkıp gelmeni isterdim. Kınalı bir bahar gibi, umut ışığı olmanı isterdim hayatıma... Gelseydin ve yaslasaydım başımı omuzuna, ağlasaydım doya doya ...

Geçerdi üşümesi yüreğimin, geçerdi üşümesi içimin, kirpiklerimde yağmurlar dumanlanmazdı biliyorum...

Seninle suları yeşil bir ırmağın kıyısında buluşmak, isterdim…

Ama nafile, aramızdaki bütün yollar kapalı... Bütün dallar kesik... Yokluğun buz gibi soğuk... Üşüyorum... Yüreğim de donmuş sanki. Gözlerimde...

Ateşler içinde bedenim... Öyle bir üşüme ki, hiç bir şey ısıtmıyor artık. Bütün uzuvlarım uyuşmuş. Ezip geçiyor ruhumu acılar...

Ne severim oysa yağmuru,

Ne severim oysa yağmuru,

Cisil cisil yağar,süzülür göklerden,bazen boşanırcasına,

zincirini koparmış kaçarcasına bazen…

Cama çarpışı vardır hani birde,öyle sert değil,ama süzülür aşağıya doğru sanki yanakmış gibi..

Sesini duyuyormusun yağmurun?uzat bak kulağını,ama sessizliğe ver kendini önce…

Kapattın mı gözlerini,çok sıkma ama hafifçe işte…yoksa duyamazsın…duyuyormusun şimdi?

Ya toprağın kokusunu,çekiyor mu senide öylesine kendine…çamurdanız ya hani…ondan herhalde..bak çiçekler var orada,nasılda seviniyorlar…nasıl sevinmesin, abu hayat iksiri bu onların,benim ise hüznüm…

Bir de buğusunda ismin…

Ne severim oysa yağmuru,

Hüznüm geçermiki şimdi üstüme üstüme gelirken şehir,

Birde çisil çisil…hercai menekşeler,sizden bilirim firakı…

Gözlerim neden yeşile döner ıslandığında,

Islanmış…yağmurdan mı?

Mona Rosa

Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Rozâ siyah güller, ak güller

Ulur aya karşı kirli çakallar
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
Mona Roza bu gün bende bir hal var
Yağmur iğri iğri düşer toprağa
Ulur aya karşı kirli çakallar

Açma pencereni, perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Roza ben bir deliyim
Açma pencereni perdeleri çek

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi
Bende çıkar güneş aydınlığa
Bir ''Nişan yüzüğü'' bir kapı sesi
Seni hatırlatır her zaman bana
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ellerin, ellerin ve parmakların

Mavi Bir Ölüm

Yine sana sesleneceğim

Senin kim olduğunu hiç bilmeden

Senin kim olduğunu en çok bilerek

İsyankar zambakların çılgın nilüferlerin

Dört nala açan kiraz çiçeklerinin

Dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım

Sarı bir hüzün kızıl bir gurur

Ve siyah bir öfkeyle konuşacağım sana

...........

Sana oklardan değil yaydan bahsedeceğim

Gülün dikeninden değil

Gülleri ve dikenleri doğurmaktan yorulmayacağım

Topraktan söz açacağım

Akan su gelmeyecek kelimelerime

Suyu şefkatle kucaklayan sessiz taşların canını yakan damlaları dillendireceğim

............

Yine sana sesleneceğim

Senin kim olduğunu hiç bilmeden

Bilmek istemeden

.........

Alaattin'in sihirli lambasından çıkan cin bana gelseydi

Ve ne dilersem dilememi isteseydi

Hiçbir şeyi elde etmeyi dilemezdim

Bir şeyden vazgeçmeyi isterdim sadece

Hayatta bir şeyden vazgeçmem lutfedilseydi

Bedeli her şeyim olsa bile

Vakti Geldi Sevgili/Gidiyorum

Gidiyorum sevgili
Üzerime dar gelen
Tüm kostümleri çıkartarak
Geldiğim kadar çırılçıplak
Gidiyorum

Bazen istemesen de
Kıyılıyor aşklara
Cılız bir mum ışığının
İsli alevinden düşmek
Kızgın bir damla gibi
Ve donan o damlada
Kıvrılıp kalmak tek başına
Yapayalnız
Ve cansız

Gidiyorum sevgili
Geceyi göğsünden
Günü gözlerinden kurşunlayarak
Ardımda sevdaya dair tek bir iz bırakmadan
Faili meçhul ayrılıklar dosyasına
Bir yenisini ekleyerek
Gidiyorum

Elimi ellerinin sıcağına uzatmadan
Bir veda busesi dahi kondurmadan
Gözlerimi gözlerinle
Sözlerimi sözlerinle buluşturmadan
Tıpkı bir kaçak gibi
Gidiyorum

Sakın korkuyorum sanma sevgili
Yakalanmak ve hapis olmak bir yüreğe
İsteğim özgürlük değil
İstediğim yürekte
Mahkum olmayışımadır isyanım
Ve artık bu onuru da
Yaşamalı yıkılmışlıklarım

Şimdi dudaklarımı son kez değdirirken
Senli sevgi şiirlerime

"Çünkü Biz Dostuz" diyenlere

BİR GÜN BUNALIRSAN VE SIKINTINI PAYLAŞMAK İSTERSEN BENİ ARA;
İKİ ELİM KANDA OLSA GELİRİM,SIKINTINI YOK EDERİM...
BİR GÜN AĞLAYACAK GİBİ OLURSAN DA ARA BENİ...
SENİ BELKİ GULDUREMEM AMA SÖZ VERİYORUM ,
SENİNLE BİRLİKTE AĞLAYABİLİRİM...
BİR GÜN UZAKLARA KAÇMAK İSTERSEN BENİ ARAMAKTAN ÇEKINME,
SENİ BELKİ DURDURAMAM AMA SENİNLE KOŞABİLİRİM
BİR GÜN YÜKSEK BİR YERDEN ATLAMAYA KALKARSAN DA ARA BENİ,
SENLE BİRLİKTE ATLAYAMAM AMA AŞAĞIDA BEKLER ;
SENİ TUTABİLİRİM...

BİR GUN HERHANGİ BİR KONUDA KARARSIZ KALIRSAN ARA BENİ;
SENİ SENDEN FAZLA DÜŞÜNÜR SANA FİKİRLER VEREBİLİRİM...
BİR GÜN KİMSEYİ DİNLEMEMEYE KARAR VERİRSEN DE ARA BENİ;
AĞZIMI AÇMAYACAĞIMI SÖYLEDİKLERİNİ DİNLEYECEĞİMİ BİL...
BİR GUN BENİ ÜZDÜĞÜNÜ DÜŞÜNÜRSEN DE ÇEKINME; YİNE ARA BENİ...

GÖRECEKSİN SANA KIYAMAM, KIZAMAM, ÜZEMEM SENİ...
BİR GÜN BENİ ARARSAN VE BENDEN KARŞILIK ALAMAZSAN;

Boşver Beni Boşver Unut Gitsin

Yüreğimle baktım gözlerine bekledim sadece “Hayır, gitmiyorum!!!” demeni o an oyle istedimki…

Sevgili

Son zamanlarda içimde bir hıçkırık var,

Durup durup sen diyor

Yaşanmış şeyleri hiç yaşanmamış saymak

İnan bana işte bu çok zor

Yüreğimi açıp bakabilir misin?

Görebilir misin bendeki seni

Dönebilir miyiz geriye

Dönüş yok dönüş yok dönüş olmayacak SEVGİLİ

Hep virajlarımız oldu hiç düz yollara varamadık

Hep uçurumun kenarından döndü umutlarımız

Hep kırıldık,hep incindik,hep yaralandık

Biz yapamadık işte sevgili

Biz oralı bile olamadık...

(alıntı:Gamze Karaman)

Gözlerim Doluyor

Asırlık hasretin hiç çekilmiyor
Benden yana bir gün olsun gülmüyor
Neler çektiğimi hiç mi bilmiyor
Gözlerim doluyor seni anarken

El ele yüzleri sevinçle görsem
Yüreğim burkulur asılır çehrem
Üzülmeyeceğim ne kadar desem
Gözlerim doluyor seni anarken

Gereklisin bana yaşamam için
Yıllardır kimbilir ne halde için
Sen de ağlar mısın hep için için
Gözlerim doluyor seni anarken

Sırdaşım yoldaşım bir gönül bağım,
Hazin sensizliğe elim ayağım.
Kendimden bihaber dışa yasağım
Gözlerim doluyor seni anarken

(alıntı:ENGİN NAMLI)

Uğurlama

Bu kente yalnızlık çöktüğü zaman,
Uykusunda bir kuş ölür ecelsiz;
Alıp da başını gitmek istersin,
Karanlık sokaklar kör sağır dilsiz...

Ey sevda kuşanıp yollara düşen:
Bilesin bu yollar dağlar dolanır,
Yare ulaşmadan düşersen eğer;
Yarına sesinin yankısı kalır.

Gecenin ucunda gün aralanır,;
Yar sevdası ile yürek bilenir,
Sızılı bir ırmak uğurlar seni
Su olup akarsın, kır çiçeklenir...

Ey sevda kuşanıp yollara düşen:
Bilesin bu yollar dağlar dolanır,
Yare ulaşmadan düşersen eğer;
Yarına sesinin yankısı kalır.

İçeriği paylaş

Anket

Daha iyi çocuk bakımı için en çok ne yapıyorsunuz: