Evliliğin mesuliyeti

Aileyi meydana getiren fertlerin bazı mesuliyetleri vardır: Ailenin reisinin bazı mesuliyetleri vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

1- Aile efradının iaşesini helal kazanç ile temin etmek.

Bir ailenin, bir toplumun, bir ekibin başı olmak, kıyamet günü çok mesuliyetli bir iştir. Çünkü, yarın kıyamet günü haram rızıkla beslenen çoluk çocuğu, ayaklanarak: "Ya Rab! Hakkımızı bunlardan al, bize sarfettikleri nafakaları nereden kazandıklarını biz bilmiyorduk", diyeceklerdir. Bir hadis-i şerifte: "Hepiniz çobansınız. Her çoban sürüsünden mesul olacaktır" buyuruluyor. Nasıl ki, bir çoban bütün sürünün muhafızı olması dolayısiyle o sürüden mes'ul tutuluyorsa, bir ailme reisi de, aile efradının nafakaları, dini terbiyeleri hususunda sorumludur. Bunun içindir ki Hz. Ali : "Tuba, (Cennet'te bir ağaç) dünyada çoluk-çocuğu olmayan kimseler içindir" demiştir.

Ayet-i kerimelerde mealen şöyle buyuruluyor: "Evet kişinin kaçacağı gün; kardeşinden, anasından, babasından, karısından ve oğullarından, o gün bunlardan herkesin bir derdi, belası vardır" (Abese 34-37)

Bu sınıf insanların birbirinden kaçmaları: Ana ve baba oğullarından, "Ne için bize itaat etmedin?" Kadın, kocasından, "Niçin hakkımı ifa etmedin?" Çocuklar, babalarından, "Niye bize dinimizi öğretmedin, irşadda bulunmadın?" diye istemelerinden ötürüdür.

2- Hanımının haklarına riayet etmek. Erkeklerin, kadınların haklarına riayet etmemeleri, ahiret günü için bir mes'uliyettir. Ailesini, çocuklarını yüz üstü bırakıp kaçan kimse, büyük günah işlemiş olur. Cenab-ı Hak onun ne namazını, ne de orucunu ailesine dönmedikçe kabul etmez.

3- Ailesinin hakları yanında Hak teâlânın da haklarını yerine getirmek.

Hanım ve evlad, insanların dünyada sevdiklerinin başında gelir. Onlara muhabbet ve ünsiyet etmekle, ibadetten geri kalacağı tabiidir. Böyle olunca da Cenab-ı Hakk'ı, tefekkürden ve zikirden uzaklaşır. Tefekkürsüz ve zikirsiz geçen ömür ise, zayi olmuş demektir. Bir gün eshab-ı kiramdan Hz. Hanzala, sokağa çıkmış, kendi kendine: "Demek Hanzala münafık oldu ha!" diye, konuşa konuşa giderken Ebu Bekir ile karşılaşır. Ebu Bekir:

- Ey Hanzala! Sen kendini kendine neler konuşuyorsun?

- Ey Ebu Bekir! Ben, artık münafıklaştım. Resulullahın huzurunda iken, dünyayı, çoluk çocuğumu unutuyor, manevi bir zevk içerisinde kalıyorum. Evime gelip de bunlara karışınca, zevk-i manevi bende kalmıyor. Bu hal benim münafıklığıma delalet etmez mi? cevabını verince, Ebu Bekir:

- Hele bakalım, Resulullaha kadar gidip soralım. Ben de öyleyim ey Hanzala!

Aralarında geçen konuşmayı Resulullaha anlattılar. Peygamber efendimiz:

- Ey Hanzala! İnsan her zaman bir hal üzerinde bulunmaz. Bazan öyle, bazan böyle olur. Allahın Resulünün yanında iken duyduğun o hal sende devam etmiş olsaydı, sokakta gezerken melekler seninle musafaha ederlerdi, buyurur.

Yine bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur:

"Ümmetimin başına bir zaman gelecek ki, insanın helaki karısının, çocuklarının, anası ve babasının elinden olacak. Çünkü, bunlar onu fakirlikle ayıplarlar. Gücü yetmiyecek şeyleri teklif ederler. Teklif edilen şeyleri helal yoldan elde edemeyince, meşru olmayan kazanç yollarına tevessül eder. Bu yüzden helak olur."

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Anket

Daha iyi çocuk bakımı için en çok ne yapıyorsunuz: