warning: Creating default object from empty value in /home/ailem/domains/ailem.gen.tr/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Çocuk

Çocukları Oburluktan Kurtarmanın Yolları Nelerdir?

Çocuklarınızın obur olmamasını arzuluyorsanız bunun için:

- Yemek vakti olup olmadığına dikkat etmeden ne istiyorlarsa, neyi canları çekiyorsa hemen onları yemelerine izin vermeyin.

- "Ye evladım ye", "sen yemene bak", "can boğazdan geli" gibi sözler söylemeyin.

- Yemeklerin şöyle fazileti vardır, böyle zevki vardır gibi onları yemek yemeğe teşvik edecek, oburluğa sürükleyecek konuşmalardan uzak durun.

- Onlara, nereye harcadıklarını dikkate almadan öyle bol bol harçlık vermeyin.

- Çocuklarınıza, en zevkli ve en neşeli anların ziyafet sofralarında geçtiğini ballandıra ballandıra anlatmayın.

- Çocuklarınızı; ilim, bilim, san'at, musiki, dini içtimai, edebi, ahlaki, imanı ve samimi terakkiyata dayalı, maneviyat yüklü, aksiyoner kılıcı, idealist yapıcı, aklı selim edici, sağ duyu sahibi oluşumu sağlayıcı ziyafet iklimlerinden mutlak ve muhakkak suretle haberdar edin. Böylesi ziyafet sofralarında uzanan yollara doğru onları yönlendirin.

Çocuğa Karşı Anne Babanın İlk Görevleri Nelerdir?

1- Anne ve babanın evladına karşı şefkatli, evladın da anne ve babalarına itaatli ve saygılı davranması, ailede temel prensiptir.

2- Çocuk konuşmaya başlayınca, konuştuğu dilin düzgün ve doğru olarak kullanılmasını öğretmek ,az ve öz konuşmanın güzelliğini aşılamak, kaba ve çirkin söz söylemenin kötülüğünü anlatmak, peşinden imanın esaslarını telkin etmek, Kur'an-ı Kerim'i yavaş yavaş öğretmek, cami ve mescitleri sevdirmek, ileri yaşlarda namaz kılmaya, oruç tutmaya teşvik etmek, bir anne ve babanın başlıca görevlerindendir.

3- Çocuk sahibi olmak bir nimettir. Allah'ın bir lütfu ve iyiliğidir. Çocukla müjdelenen insanın, bu nimet ve iyiliğe şükretmesi gerekir.

4- Erkek olunca sevinmeye, kız olunca üzülmeye gerek yoktur. Bu islami bir anlayış değildir. Kız ve erkek arasında ayırım yapmak, üstünlük göstermek, kız çocuklarını hor görmek, hatta diri diri toprağa gömmek, erkekler doğduğu, kızlar da öldüğü zaman anne ve babayı tebrik etmek, cahiliyet devrine yani İslamiyet gelmeden önceki çağlara ait bir düşüncedir.

Bebekle İletişim Nasıl Kurulur?

Bebeğinizle nasıl iletişim ve "ortak bağ" kurabilirsiniz?

-Evvela kendiniz karı-koca olarak aranızda "sevgi, saygı ve hoşgörüye dayalı" bir "iletişim" kurduğunuzda, bebeğinizle de "özellikle" sevgide odaklaşan bir "iletişim" kurabilmeniz söz konusu olacaktır. Yani aile ortamında bebeniğizle iletişim kurabilmenizin sırrı "sevgide ve ona ait duyarlılığınızda" yatmaktadır. Bu inceliği bilin.

-Bebeğinizi doyurma, bakımlı kılma, sevgisini gözlemleme gibi durumları gözönünde bulundurarak "ana-baba-çocuk" üçlüsünün duyum, his, duygu ve duyarlık gibi hassasiyetlerini ciddi manada korumak gerekir.

-Bebekle ana rahmindeyken başlar, altı yaşına kadar devam eder "iletişim".

-Bebeğinizin ağlamaları, ona dokunmanız, onu sevmeniz, onu okşamanız, onunla ilgilenmeniz, onun gözlerine bakmanız, onun hareketleriyle ilgilenmeniz gibi, hal ve tavırlarınız, onunla kurmanız gerekli olan "iletişim" alanına girer.

Çocuk yetiştirmede yöntem ne olmalı?

Çocukların eğitimi ve yetiştirilmesinde genel eğitimin eksik olduğu kabul edilmektedir. İnsanalar herhangi bir meslek sahibi olmak için eğitim görürken, anne ve baba olmak için ve çocuk eğitimi, bakımı konularında hiçbir eğitimden geçmezler. Genel olarak üç tip çocuk yetiştirmede yöntemine rastlanmaktadır. Otoriter yaklaşımda, çocukta istenilen davranışın geliştirilmesi katı kurallarla sağlanır.

Demokratik yaklaşımda anne baba çocuklarından beklediği davranışın nedenlerinin çocuk tarafından anlaşılması için çeşitli açıklamalar yapar ve benimsemesini sağlamaya çalışır.

Çocuğu kendi haline bırakan ailelerde ise çocuk deneme yanılma yoluyla çevresini tanımakta ve keşfetmektedir. Kendisine fazla güvenen, kendini denetleyen, sorgulayan, araştırıcı, kendiyle barışık çocukların anne-babaları çocuğu hem denetler, hem de ondan bazı şeyleri talep eder. Aynı zamanda çocuğa karşı şefkatli, sıcak, akılcı davranılması ve çocukla iletişime her zaman hazır, istekli ve teşvik edici olunması gerektiğini bilirler.

Müslüman Çocuğun Edebi - Görgü Kuralları

İslâm; doğumdan ölüme kadar hayatın ne şekilde yaşanacağını, davranışların nasıl olacağını, iç ve dış dünyamızın ne şekilde bir yapıya kavuşturulacağını tespit etmiştir. Madden ve mânen sağlıklı bir fert, sağlıklı bir aile ve sağlıklı bir toplumun yolu İslâmın emrettiği hayat tarzını yaşamak ile mümkün olabilecektir.

Her hayrın başı Besmeledir !

Her hayırlı işe Bismillahirrahmanirrahim ile başlanır. Sonunda da Elhamdülillah denir.
Sevgili Peygamberimiz: "Bir işe besmele ile başlanılmaz sonunda da Elhamdülillah denmezse o işte hayır olmaz"buyurmuştur. Çünkü besmele çekerek kul ile Allah arasındaki gerçek alâka kurulmuş olur. Nerelerde besmele çekilir veya çekilmez
bir kaç misal verelim:

"Yemek yemeğe, abdest almaya ve hayırlı işe başlarken besmele çekmek sünnettir.

. Tuvalete girerken besmele çekmek mekruhtur.

. Haram olan birşeyi yapmaya başlarken besmele çekmek haramdır.
Biz müslümanlar haramlardan kaçınacağız.

. Kat'i olarak haram olan bir şeyi işlerken besmele çeken kâfir olur.

Çocuk ve çocuk yetiştirilmesi üzerine meşhurlar ne dediler?

"Ebeveynliğin, bir dizi yürekli ve basit işler gerektiğini anımsadım. Çocuklarımız için, elimizden gelenin en iyisini zevk ve şefkatle yaptığımız anlarda, onları sevmeyi tekrar öğreniriz. Bu arada hem çocuklarımızın, hem de biz ebeveynlerin ihtiyaçları ve becerileri değişir durur." ..............................................-Mary Lou Rozdilsky-

"Çocuk yetiştirmek her ana-baba için olağanüstü bir deneyimdir. Çocuğunuzun gözlerinin içine bakın ve orada kendi içinizdeki çocuğu görmeye çalışın. Bunu yapmak için hiçbir zaman geç değil. Orada içinizdeki çocuk hâlâ sevgi, ilgi, şefkat ve bakım bekliyor. Onunla ilgilenip, çocuk olmanın keyfini ve güzelliğini yeniden yaşayabilirseniz, çocuğunuzla birlikte ve bu kez "eksizksiz" büyüdüğünü farkedeceksiniz." ...........................................-Klinik Psikolog: Emel Sağlamtunç-

"Çocukluk mantığın uykusudur.".........................................-Thomas Fuller-

Çocuk ve çocuk yetiştirilmesi üzerine Hz. Muhammed (s.a.v.)'den bazı fikir ve cümleler

"- Kimin çocuğu varsa onunla çocuklaşsın." (İbn Mahled, Ahbaru's Sığar)

"- Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüklerinizden sorumlusunuz." (Buhari)

"- Siz kıyamet gününde kendi isimleriniz ve babalarınızın isimleriyle çarılacaksınız. Öyleyse çocuklarınıza güzel isimler seçin." (Ebu Davud)

"- Çocuğunuza bırakacağınız " en güzel miras" onu, hem dünya ve hem de ahiret mutluluğuna eriştirecek bir terbiyedir." (Tirmizi)

"Allah'tan korkun, ve çocuklarınız arasında adaleti gözetin." (Buhari)

"- Merhamet etmeyene merhamet edilmez." (Buhari)

"- Bir adamın hayır yolunda harcadığı paranın en faziletlisi, aile fertlerine harcadığı paradır." (Müslim, Riyazüs-Salihin)

"- Çocuklarınıza ikram edin ve terbiyelerini güzel yapın." (İbn-i Mace)

"- Kişinin öldükten sonra geride bıraktığı şeylerin en hayırlısı, kendisine dua eden salih bir evlad, sevabı kendisine ulaşan sadaka-i cariye, kendisinden sonra halkın amel ettiği ilimdir." (Ebu Davud)

"- Çocuklarınıza "ilk söz" olarak "Lailahe illallah"ı öğretin."

Çocuk ve çocuk yetiştirilmesi üzerine Kur'an'dan bazı ayetler

"- Ey Rabbimiz, Bizi sana boyun eğenlerden kıl, neslimizden de sana itaat eden bir ümmet çıkar, bize ibadet usullerini göster, tevbemizi kabul et; zira, tevbeleri çokça kabul eden, çok merhametli olan ancak sensin." (Bakara: 128)

"- Rabbim. Beni ve zürriyetimi namaz kılanlardan eyle. Rabbimiz Duamı kabul buyur. Rabbimiz. Hesap görülecek günde, beni annemi, babamı ve inananları bağışla." (İbrahim: 40)

"- Cennetliklerin etrafında daima taze kalan çocuklar dolaşır ki, sen onları gördüğün zaman saçılmış birer inci sanırsın." (insan: 19)

"- Ey iman edenler. Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyun." (Tahrim: 6)

"- Çocuklar dünya hayatının süsüdür." (Kehf: 46)

"- Aile fertlerine namazı emret ve kendin de ona devam et." (Ta-Ha: 132)

"Ey iman edenler, eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar vardır. (İyi yetiştirmek suretiyle) Onlardan sakının." (Et-Teğabün: 14)

Çocuk Nedir?

Çocuk, gönüllerin meyvesi, ruhların sevgilisi, yurdun-yuvanın nur yüzlü meleği, anne ve babanın ise göz nuru, gönül neşesidir.

Çocuğun en güzel tarifini, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle yapıyor: "Çocuklar yeryüzünde gezen çiğerlerimizdir."
(M. Arif, 1001 Hadis; 640 no'lu H.)

Çocuk Cenab-ı Hakk'ın kullarına nazlı bir hediyesi, güzide bir emaneti ve kudsi bir vediasıdır.

Çocuk, safiyetin sembolü, iyilikler, ihsanlar ve lütufların mazharıdır.

"Dünya, bizim ebedi âleme geçişimizi sağlayan bir köprüdür. Hayat, bir çok imtihanlarla doludur. İmtihan unsurlarından birisi sayılan çocukların ise, hayatımızda ayrı bir yeri vardır. Evet, insan için tamamen farklı bir nimet ve aynı zamanda tamamen farklı bir imtihandır çocuklar.

Çocuk kimin emanetidir?

Giriş

Çocuk, çevrenin eseridir. Bu çevre; başta anne-baba olmak üzere aile, akraba, arkadaş, komşu, sokak, mahalle, okul, çarşı-pazar, iş, yazılı, sözlü ve görüntülü yayın organlarına kadar genişletilebilir.

Çünkü insanoğlu, hele de çocuklar çevrelerinde olup bitenlerden mutlaka tesir alırlar. Sayılamayacak kadar çok olan bu faktörlerin etkisi ile çocukta bir şahsiyet oluşur.

Bu sebeple çocuğun iyi yetişmesi için yakın ve uzak çevrenin elden geldiği kadar iyi düzenlenmesi gerekir. Burada en büyük görev anne-babaya düşmektedir.

Çocuk, aldığı tesirleri taklitle işe başlar. Gördüklerini, duyduklarını, iyi-kötü ayırma yapmadan, süzgeçten geçirmeden taklit eder. Taklit ettiği ilk insanlar da anne-baba ve evdeki diğer yakınlardır. Bu sebeple bu devrede çocuğa bir şeyler anlatmaktan ziyade güzel örnek olmak, iyi davranışlar göstermek gerekir.

Işıklı Gelecekler İçin Eğitim...

İçinde bir ferd olarak yaşadığımız şu toplum size huzur, mutluluk, ümid ve yaşama zevki veriyor mu?

Gelecek yılları nasıl görüyor, neler tahmin ediyorsunuz?

Nesillerin, bayrak yarışında, birbirlerine bayrağı teslim edercesine sürekli ışık ve ümit dolu yarınlara koşma gayretlerinde siz.. ey aziz insan.. kalıcı, yapıcı, üretken, verimli, etkili fikir, teklif, görüş olarak neleri sunabiliyorsunuz?

Şu çevremizi süsleyen cıvıl cıvıl yavrularımızı kuşatacak 2000'li yıllarda, çocuklarımıza, gençlerimize birşeyler verebiliyor muyuz?

Bu can alıcı "sualler"i sık sık kendimize sormak ve ruhlarımızı derin bir itminan'e kavuşturacak "cevaplar" vermek mecburiyetindeyiz dostlarım...

Işıklı bir istikbalde, kalkınmış, yücelmiş, gelişmiş bir Türkiye'yi özlüyorsak.. hem de
iştiyak ve hasretle özlüyorsak, muhteşem bir "çocuk yetiştirmede Seferberliği" ilân etmek mecburiyetindeyiz.

Takdim

Günümüzde aileler artık az çocuk sahibi oluyor. Eskinin o kalabalık aileleri gitti, yerine
anne-baba ve bir veya iki çocuktan oluşan çekirdek aileler geldi.

Çekirdek ailelerin yaygınlaşmasıyla büyük anne ve babalar, torunlarıyla birlikte değiller.

Bu yüzden onların çocuk yetiştirilmesindeki tecrübeleri anne-babalara yardımcı olmuyor.

Bunların yanında çocukların apartman dairelerine sıkıştıkları, arkadaşsız büyüdükleri,
televizyon gibi kitle iletişim araçlarından etkilendikleri hesaba katılırsa çocuğun üzerine daha bir düşen anne-babanın nasıl bir paniğe kapıldığı ve çocuk eğitimi konusunda bilgilenmenin ne kadar önemli hale geldiği herhalde anlaşılır.

İşte Ahmet Yüter'in bu eserleri konudaki boşluğu doldurmaya aday. Çünkü Yüter Hoca
genç bir ilim adamı. Aynı zamanda bir cemiyet insanı. Camiyi akademileştirmiş bir Hoca.

Ahmet Yüter hepsinden önemlisi gönül adamı. O, kalpleri kazanan bir insan. Okuyan,
yazan bir ehl-i ilim.

Yüter Hoca kendisini âdeta çocuklara adamış. Daha önce çocuklarla ilgili kitaplarından

Çocuk Terbiyesinde Dikkat Edilecek Hususlar

İslâm âlimlerinin ve velîlerin büyüklerinden Celâleddîn-i Devânî çocuk terbiyesine çok önem verilmesini sık sık anlatırdı. Çoçuk terbiyesi ile ilgili olarak buyurdular ki: "Çocuk dünyâya gelince, yedinci günü ona isim koymalıdır. Düşünüp iyi bir isim koymalıdır. Çünkü rastgele bir isim konursa, ömür boyu ona sıkıntı verebilir. Bunun için çocuğa iyi isim koymaya dikkat etmek, çocuğun babası üzerindeki haklarındandır. Süt emme zamânı bitince, terbiyesi ile meşgûl olmalı, kötü ahlâk ve huy edinmesine engel olmalıdır.

Çünkü çocukların kâbiliyetleri kemâl üzeredir. Tabiatının meyli ise kötülükleredir. Çabuk bozulabilirler. Bunun için iyi ahlâklı olmasına dikkat etmeli ve bunda bir sıra gözetmelidir. Çocukta ilk görülen, göze çarpan duygu hayâdır. Hayânın çokluğu, fazîlete işârettir. Çocukta hayâ hasleti görünce, daha çok ihtimâm etmelidir. İlk terbiye, çocuğu kötü arkadaşlardan men etmek, alıkoymaktır. Çünkü, çocukların rûhu temiz bir ayna gibidir. Karşısında olanı hemen tutar, alır.

Çocuklarımız ailesini değil kendilerini düşünüyor!

Millet olarak geçmişte birçok badireler atlattık. Atlatılan bütün bu badireler ailede, toplumumuzun sosyal yapısında önemli bir sarsıntı, çöküş meydana getirmedi. Başka bir ifade ile bütün bu badireleri sosyal yapımızdaki sağlamlık sayesinde atlatabildik.

Tarihte, çok defa yok olma noktasındayken, milletimizdeki birlik beraberlik, tasada kederde tek vücud haline gelme refleksi, yok olmaktan kurtardı bizi. Çünkü, böyle bir durumda zengini, fakiri maddi manevi neleri varsa canı gönülden ortaya koyardı. Düşüncede yaşayışta uçurumlar yoktu.

Zengin zenginliğini, fakir fakirliğini bilirdi. Zengin, fakiri devamlı kollar, sıkıntıya düşünce imdadına yetişirdi. Fakir de haline şükreder; bundan dolayı ne Cenab-ı Hakka isyan eder, ne de onlar gibi yaşayamadığı için zenginlere düşman olurdu. Komşusunu bir gün göremeyen ertesi gün kapısını çalar, “ Komşu görünmüyorsun, nerelerdesin, başına bir iş mi geldi?” diye sorardı.

Körpe beyinleri körelten sihirli kutu; TV

Geçenlerde karşılaştığım bir öğretmen arkadaşın anlattıkları ile şoke oldum, aklım hafsalam almadı anlatılanlarını. Beşinci sınıfa gelmiş pek çok öğrencinin okuma yazmayı tam sökemediğini hatta adını yazamayan öğrencinin bulunduğunu söyledi öğretmen arkadaş.

Ben, bu çocukları geri zekalı mı, değilse bunun sorumlusu siz öğrenmenler değil misiniz diye sorduğumda, hayır, biz sorumlu değiliz dedi. Bi, her türlü metotu, yolu deniyoruz fakat adeta beyinlerini kilitlemişler, biz açmak için zorluyoruz, onlar açmamak için. Bunun sebebini sorduğumda arkadaş dedi ki, “Sebepler çok fakat bana göre esas sebep televizyon; ölçülü kullanılmadığından beyin faaliyetlerini dumura uğratıyor televizyon..” Evet, gerçekler acı da olsa kabul etmek zorundayız.

Akılları bozulmasın diye diye..

Almanya’dan arayan yaşlı bir teyze ağlamaktan konuşamıyordu. Kendine gelmesi için telefonda bekledim. Biraz rahatladıktan sonra anlatmaya başladı. Evladım yirmi senedir, Almanya’dayız.

Karı-koca gece gündüz çalışarak çocuklarımızın iyi bir öğrenim görmesini sağladık. Oğlum 27, kızım 25 yaşında okullarını bitirdiler. İşe başladılar. Keyfimize diyecek yoktu artık. Yirmi sene çok sıkıntı çekmiştik fakat sonunda çocuklarımızın geleceğini sağlama almıştık. Mutluyduk. Fakat bu mutluluğumuz uzun sürmedi,ancak bir sene sürdü. Bir haftadır gözümü kırpmadım, iki gözüm iki çeşme, durmadan ağlıyorum. Çünkü, geçen hafta işten dönen çocuklarım, “Biz Hıristyan olduk” haberiniz olsun dediler. Biz şiddetli tepki gösterince de evi terk ettiler. Şimdi misyonerlerin kaldığı bir evde kalıyorlar. Bu olay bizi yıktı. Ne olur bize yardımcı ol, çocuklarımı nasıl dinimize döndürebilirim?”

Geç kalmaktan çok korkalım!

Geçen sene ziyaretime gelen yaşlı anne - babanın hıçkırıkları hâlâ kulağımda... Kendileri Fransa’dan kesin dönüş yaptıktan sonra, orada kalan 20-25 yaşlarındaki kızlarıyla oğullarının Hıristiyan oldukları, hatta misyonerlik yaptıkları haberi üzerine yıkılmıştı zavallılar. “Ne olur bize yardımcı olun, çocuklarımı kurtaralım” diye yalvarıyorlardı. Kendilerine sordum, “ Onlara İslamiyeti hiç anlatmadınız mı, güzel dinimizi öğretmediniz mi?” “

Kafaları karışmasın, derslerinden kalmasınlar diye anlatmadık, sonra anlatırız diye düşündük” cevabını vermişlerdi. Kendilerine, göndermeleri için kaynak kitaplar, kasetler vs. tavsiye ettim; fakat, dönüş zor görünüyordu. Çünkü çok geç kalınmıştı. Atı alan çoktan Üsküdar’ı geçmişti. Okuldaki bir misyoner öğretmen avına düşürmüştü inanç boşluğundaki gençleri...

İnternetin çocuklar üzerindeki etkisi

İnternet kültürümüz, bilgimiz yok diye de teknolojinin bu nimetini kötüleyemeyiz, göz ardı edemeyiz. Bunun zararını, faydasını öğrenip, faydalı hale getirmeliyiz. Bugün bilgisayar asrındayız, bunsuz yapamayacağımıza göre gerekli tedbirleri almak zorundayız. Sadece biz değil, gelişmiş Batı’da da
Bilgisayar - İnternet alışkanlığı, eğitimcileri tedirgin etmeye başladı. Avrupa'da, sivil toplum örgütleri, gençleri adeta esir alan bilgisayar tutkusuna karşı kampanyalar düzenliyor.

AImanya'da düzenlenen "Benim bilgisayarım yok, ama bir sürü arkadaşım var!" kampanyasındaki slogan dikkat çekici. Evinde kendine ait bir bilgisayarı olup da bütün gününü ekran başında geçiren gençler kolay arkadaş edinemiyorlar. Zamanla asosyal ve problemli bireyler haline geliyorlar. Bilgisayar oyunu, internet gezintileri, çocukları, gençleri sosyal hayattan giderek koparıyor.

Çocuklar ve İnternet

Teknolojik buluşlar, iki yüzü keskin kılıç gibidir. En çarpıcı örnek atom bombası, nükleer enerji. Faydalı şekilde kullanılmadığında binlerce, milyonlarca insanı, canlıyı yok etmektedir. Teknolojinin önemli bir buluşu olan televizyona hazırlıksız yakalanmıştık. Batı’nın alt yapısı müsait idi “Televizyon” için. Okuma alışkanlıkları yeterli düzeydeydi ve en önemlisi de alışkanlık haline gelmişti.

Bunun için Batı’nın bünyesine bizdeki kadar zarar vermedi.. Dengeli olarak ve ihtiyaç miktarı kadar izleniyor, zaman boşa harcanmıyor... Bizde ise, okuma alışkanlığı kazanılmadan televizyon girdiği için, zaten cılız olan kitap okuma alışkanlığı nerdeyse tamamen yok oldu. Dengeler alt üst oldu, televizyonkolik haline geldi halkımız.

İhtiyaç olsun olmasın yatana kadar televizyon başından ayrılmıyor insanımız. Bu da, sosyal ilişkileri bitirdi. Zamanımızın teknolojik harikası olan internet için de durum aynı. Yine hazırlıksız yakalandık. Fakat internet, günlük hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi artık. Her alanda en iyi şekilde yararlanmamız gerekiyor bundan.

“Daha başka ne beklersin!”

Anne-baba hakkı üzerine yazdığım yazılar üzerine, bazı genç okuyucularım arayarak, “ Hep anne-baba hakkından bahsediyorsunuz, evladın anne-baba üzerinde hiç hakkı yok mu? “ diyerek sitem ediyorlar. Olmaz olur mu tabii ki var. Babanın evladı üzerinde hakkı olduğu gibi, evladın da baba üzerinde hakkı vardır. Bu hakka dikkat etmeyen babalardan evlatları ahirette davacı olacaklardır.

Bir defasında, yanında oğlu olduğu halde, Hazret-i Ömer'e birisi gelerek,

- Ya Ömer! Bu oğlum bana karşı geliyor, diyerek oğlunu şikayet etti. Bunun üzerine Hazret-i Ömer, o kimsenin oğluna,

- Babana nasıl karşı geliyorsun? Allah’tan korkmuyor musun? Babanın, evladı üzerindeki haklarını bilmiyor musun? dedi. Bu sırada genç sordu:

- Ey mü'minlerin emiri, babanın evladı üzerindeki haklarını biliyorum. Peki, evladın, baba üzerinde hiç hakkı yok mudur? Hazret-i Ömer cevap verdi:

İçeriği paylaş

Anket

Daha iyi çocuk bakımı için en çok ne yapıyorsunuz: