warning: Creating default object from empty value in /home/ailem/domains/ailem.gen.tr/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Bebek

Bebekler için hazır değil, ev yapımı gıdalar

Sağlıklı olmasını istiyorsanız bebeğinizi, hazır mama veya pürelerle değil, evde hazırladığınız gıdalarla besleyin.

Illinois Üniversitesi'nde görevli gıda bilimi profesörü Susan Brewer, bebeklere katı gıdalara geçtiklerinde balık da yedirilmesini öneriyor. Geleneksel olarak bebeklere püre halinde sebze ve meyveler verildiğini ve daha sonra tahıllara ve hububatlara geçildiğini söyleyen Profesör Brewer, balık yemenin bebeğe sağlıklı bir beyin ve kalp gelişimi için değerli Omega-3 yağ asitlerini sağlayacağını belirtiyor.

Uzmanlar, hazır mamalar yerine evde yapılanların bebeklerin sağlıklı gelişimi açısından daha yararlı olduğunu söylüyor. İşte bebeğiniz için evde hazırlayabileceğiniz gıdalara birkaç örnek:

Hamilelikte sadece bebeğe değil, anneliğe de hazırlık yapın

Bebek doğumda, dünyaya mucizevi bir adım atarken, kadın da artık bir anne olacaktır. Bunun farkında olmayan kadınlar doğuma kadar geçen bu hazırlanma sürecinde hep bebeklerine odaklanır. Doğum yapma gücünün açığa çıkmasına izin vermek için bütün anne adayları kendine ve içindeki anneye yatırım yapmalı.

Bir kadın hamile olduğunu öğrendiği andan itibaren zihninde kurulu bir saat çalışmaya başlar. Gebeliğin verdiği heyecan yerini beklemeye bırakır. Hep bebeğin doğacağı ve ona sarılacağı anı hayal eder. Doğum artık hedeftir, saat çalışmaya başlamıştır. Doğuma kadar geçen sürenin, bebeğinin büyüyerek dışarıda yaşayacak gelişimi göstermesi için gerekli olduğunu bildiği halde, bir an önce bebeğinin doğmasını ister. Ama bu arada unuttuğu bir şey vardır: İçindeki annenin de kendini doğumuna hazırlaması gerekir. Bebek doğumda, dünyaya mucizevi bir adım atarken, kadın da artık bir anne olacaktır.

Bebek odası seçimi yaparken nelere dikkat edilmeli

Duvar boyasından yer döşemesine kadar seçeceğiniz her malzeme odanın ‘havasını’ değiştirir. Doğayla dost seçimler yaparak bebeğinizin nefes alacağı, besleneceği ve uyuyacağı odada temiz bir ortam yaratın.

Evinizdeki herhangi bir odayı doğayla dost bir bakış açısıyla döşemek için aşağıdaki noktaları göz önünde bulundurun:

Yerli malı: Ülkenizde, yaşadığınız şehirde, hatta semtinizde üretilmiş malzeme almak nakliye için harcanan yakıt maliyetlerini azaltır. Ayrıca çevreye zararlı gazlar daha az salınmış olur ve yerel ekonomiye katkıda bulunmuş olursunuz.

Doğal kaynakları koruyan: Hızla yenilenebilen kaynaklardan elde edilen ürünleri tercih etmelisiniz. Mesela kumaşlar için pamuk, yün, keten, mobilya ve yer döşemesi için ahşap veya bambu gibi. Bu malzeme doğaya bırakıldığı zaman kolaylıkla yok olur. Sertifikalı ormanlardan kesilmiş ağaçlarla üretilen ahşap mobilya ve yer döşemeleri doğal kaynakları koruma konusunda verebileceğimiz en güzel örnek.

Prematüre doğumda 10 hassas nokta

Normalde 40 hafta olarak kabul edilen anne karnındaki sürecin, 37 haftadan önce sonuçlanması, prematüre olarak tanımlanıyor. Dünyaya gelmesi sabırsızlıkla beklenen bebeklerin, zamanından önce doğumu pek çok sorunu beraberinde getiriyor.

Doğum, 37 haftadan ne kadar aşağı düşerse, bebeğin karşılaşacağı sorunlar o kadar artıyor. Bu durumu “Bebek yetişkin bir insanın küçülmüş hali değildir!” diyerek açıklayan uzmanlar, bebeklerin kendine özgü özellikleri olduğunu ve erken doğanların sağlığının mutlaka yenidoğan alanında uzmanlaşmış hekimler tarafından izlenmesi gerektiğini vurguluyor.

Yenidoğan ve Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülnihal Şarman, Acıbadem Maslak Hastanesi’nin ‘Bebek Geliştirme Ünitesi’nde prematüre doğan veya başka hastalıklarla savaşan bebekleri hayata bağlamak için çalışıyor. Şarman, tıptaki gelişmeler ve hastaların psikolojileri doğrultusunda prematüre bebek bakımındaki 10 hassas noktayı anlattı:

Babalar bebeği anneden daha iyi sakinleştiriyor

Dr. Harvey Carp'in bebek sakinleştirme yöntemlerini sadece annelerin değil babaların da öğrenmesi gerekiyor. Çünkü babalar bebek üzerinde sihirli ve olumlu bir etki bırakıyor.

ABD'nin dünyaca ünlü çocuk hekimi Doç. Dr. Harvey Carp'ın tekniklerini kullanarak, sürekli ağlayan bebeği susturmak ve gece boyu sürecek rahat bir uyku uyumak mümkün... Bebek bakımında en iyi sistemin büyük annelerimizin yöntemi olduğunu savunan Dr. Carp; kitaplarında bahsettiği 'Mağara Adamı Teknikleri' ile çocuk yetiştirme ezberlerini bozuyor. Dr. Harvey Carp, aileleri rahatlatan 'büyük anne ve mağara adamı teknikleri' hakkındaki sorularımızı yanıtladı:

SABAHA KADAR CD
Bir erkek hekimin bebeği adeta bir büyükanne tavrıyla susturması şaşırtıcı bir durum olarak görülebilir. Bir kadın hekim bunu yapsaydı şaşırtıcı olmayabilirdi. Siz kendinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

15 soruda bebekleri anlama rehberi

Her annenin aklında çocuğunu büyütürken birçok soru işareti oluşur. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İbrahim Çelik, çocuk bakımında artık halk efsanesine dönüşmüş bilgileri 15 soruda yanıtladı.

1) Emziren anne üşütürse bebeğe ne olur?
Anne üşütürse en fazla kendi karnı ağrır, zira soğukta bağırsak kasılma ve hareketleri hızlanır, bu da karın ağrısı olarak hissedilir. Ancak bunun süt yoluyla bebeğe geçmesi söz konusu değildir.

2) Anne gazlı içecek tüketirse, bebek etkilenir mi?
Hayır. Gazlı içecekler, sıkıştırılmış karbondioksit içeren sıvılardır. Bunlar içildiğinde açığa çıkan serbest karbondioksit midede gaz baloncukları şeklinde şişkinliğe yol açar. Ancak bu gaz baloncuklarının süt yoluyla bebeğe geçmesi fiziksel olarak imkansızdır.

3) Bebeğin kakası neden yeşil olur?

Bebeğinizle oyunlar oynayın

Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği Genel Sekreteri, Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Osman Abalı, konuşma ve dil gelişiminin, iletişim ile sosyal hayatın en önemli öğesi olduğunu belirterek, "Kişi, iletişim araçlarıyla kendini ifade eder ve hayatını devam ettirir. Konuşma ve iletişimin eksik kaldığı bir hayatta birçok sıkıntının gelişmesi açısından zemin hazırlanmış olur" dedi.

Kendimizi Çocuğumuza Nasıl Tanıtıyoruz?

 Yeni doğmuş bebekler ağlarken "anne" dermiş gibi gelir etrafındakilere çoğu zaman. Belki de o çaresiz ve aciz çığlıklarda gizli "anne" lafzını duymak için hazır olduğundan kulaklar ve kalpler. İlk kelimeler de dört gözle beklenen baba ya da anne olur genellikle. Yavrularımızın bizlere ilk hitâbı ne heyecan vericidir! Dünyaya gözlerini açmalarından itibaren yaşanılan en özel anlardan biri, çocuklarımızın bizi zikredişleri. Anne- baba olduğumuzun ilk sözlü tasdiki, onların minik dudaklarından dökülenlerle. Anne ve baba oluş... Hem büyük bir ikrâm, hem büyük bir sorumluluk.
 
 
 

Kavgaların arkasındaki gerçek

Her evlilikte tartışma ve kavga olur. Sonra eşler anlaşır, barışır ve mutlu sona ulaşılır. Tartışma ve kavgaların konulan evlilikten evliliğe değişir. Ancak evli çiftler hep şunu söylerler: "Çocuğumuz olmadan önce hiç kavga etmezdik, çocuk olduktan sonra birbirimizi yer olduk´

Gerçek bu mudur acaba? Hiçbir şeyden habersiz, hiçbir suçu olmayan, karnı doymuşsa, altı temizlenmişse, gazı çıkarılmışsa ve sevgi duygusunu hissetmişse yatağında mışıl mışıl uyuyan minicik bir bebek, kocaman iki yetişkini nasıl olur da birbirine düşürür. Elbette gerçek bu değildir. Gerçek; çocuk doğduktan sonra eşlerin o güne kadar birbirlerinin tanımadığı yönlerinin, davranışlarının, o güne değin bilmediği tepkilerinin yeni yeni ortaya çıkmasıdır. Ve eşlerin birbirlerinin bu yeni tanıştıkları yönlerine tepki vermeleridir.

Uykusuna çok düşkün bir erkek, evliliğinde bu konuda eşiyle çatışma yaşamaz. Ama bebek olduktan sonra durum değişir. Kadın kocasından gece uyanmasını ve kendisine bebeğin bakımı konusunda yardım etmesini istediği an sürtüşmeler başlayabilir.

Evliliğiniz ve babalığınız

Erkekler baba olmaya can atarlar. Baba olmak onlar için erkekliğin bir kanıtı ve aynı zamanda soyun devamı anlamına gelir. Her ne kadar 2000´li yılları yaşıyor olsak da ve her ne kadar cinsiyet ayırımı yapmıyoruz desek de, halen pek çok babanın gönlünde erkek çocuk yatar. Çünkü soyu erkek çocuğu devam ettirir düşüncesi beyinlerine yerleşmiştir.

Bu yıl (2003) bebeğinin cinsiyetini öğrendiğinde hayal kırılığına uğrayan bir baba tanıyorum. Kendisi en iyi okullarda okumuş, yurtdışında görev yapmış, konuşmaları ve düşünceleri oldukça çağdaş bir genç erkek olmasına karşın, çocuğunun kız Bacağını öğrendiğinde, "Neden erkek değil ki? Keşke erkek ol-Saydı" demesi beni çok şaşırtmıştı. Çağdaşlaşıyoruz diyoruz ama zihinlerin içi medeniyete ulaşmadıkça, çağdaşlık sadece görüntüde kalıyor. Ne yazık!

Annelik rolünde zorlanmak

Evlilik kadına ve erkeğe çeşitli sorumluluklar yüklerken evlilikteki rolünü benimsemeye çalışırken, günün birinde yaşamına yeni bir sorumluluk daha eklenir: Anne olmak.

Her kadın günün birinde anne olmak ister. Kadında içgüdü sel olan annelik sanıldığı kadar kolay bir sorumluluk değildir Bebeği sadece karnında taşımak,onu dünyaya getirmek, altını değiştirmek yetmez. Bebeğe zaman ayırmak gerekir, bu da annenin kendi zamanının büyük bir kısmını bebeğe adaması anlamına gelir. Evliliğin başında iki kişilik olan haya artık üç kişiyle paylaşılacak, üç kişiye göre yaşanacaktır. Bu ı yeni bir uyum süreci anlamına gelir.

Babalık sendromu (baba olmayı reddetme)

Bazı erkekler bebekleri olduktan sonra değişik duygular hissederler. Sanki pabuçları dama atılmış gibi gelir onlara. Herkes bebekle ilgileniyordur ve onlara kalan ilgi çok azdır.

Bu erkekler içlerine kapanabilecekleri gibi, aşırı agresif (sinirli) tavırlarıyla da dikkat çekerler. Dünyaya gelen bebek sanki onların hayatını alt-üst etmiştir. Yaşamları tümüyle değişmiştir, Eşleri ellerinden alınmış gibidir. Artık birlikte ne eskisi gibi gezebiliyorlar, ne eskisi gibi sohbet edebiliyorlar, ne de eskisi gibi cima yapabiliyorlardır. Üstüne üstlük bir de günden güne büyüyen masraflar iyice sinir bozucudur ve gece sabaha kadar uykusuz kalmak da hayatlarım dayanılmaz bir hale getirmiştir.

Bebeğiniz yeni doğdu...

Kendinizi bambaşka hissediyorsunuz. Artık evde iki kişi değilsiniz. İşten eve dönerken sizi bir değil iki kişi bekliyor. Hem çok mutlusunuz hem de kafanız karmakarışık. Ev kalabalık; Kayınvalide, kayınpeder, durmadan eve gelip giden misafirler... Masraflar da çoğalıyor üstelik hiç kimse sizinle ilgilenmiyor. Herkes eşinizle ve bebekle ilgileniyor ve eşiniz de doğal olarak sizinle eskisi gibi ilgilenmiyor. Belki de en büyük boşluğu bu noktada hissediyorsunuz. Artık işten eve geldiğinizde sizi güler yüzle bekleyen karınızın yerini bebeğini emziren, yorgun, uykusuz, sinirli ve gergin bir kadın almış. Hiç kimse size "Nasılsın?" demiyor. Siz bebeğin ve evin ihtiyaçlarını karşılayan bir robot gibisiniz. Eşinizle baş başa kalmak için fırsat kolluyorsunuz ama boşuna. Eşinizin bebekle ilgilenmekten size ne zamanı, ne de enerjisi kalıyor.

Baba olmayı nereden öğreniyoruz?

"Baba olmayı nereden ve nasıl öğreniyoruz, bunu hiç düşündünüz mü?

Çocuğunuzun Dil Gelişimini Biliyor musunuz?

İnsanı diğer canlılardan ayıran tek bir gelişim süreci var, o da dil gelişimi. Hayvanlarda motor ve duyusal gelişim sürecinin olduğunu biliyoruz. Oysa dil gelişimi sadece insanda var. Hepimiz sosyal varlıklarız ve birbirimizle iletişim kurmaya ihtiyacımız var. Birbirimizle iletişim kurmanın tek yolu; karşı tarafa duygu, düşünce ve isteklerimizi net ve açık bir şekilde ifade etmek.

Konuşmak kendimizi açıkça ifade etmenin zorunlu şartı. Konuşmadan ne yetişkinler ne de çocuklar iletişime geçebilir.! Konuşmazsak çocuğumuz bizi anlamayacağı gibi, çocuğumuz, konuşmazsa biz de onu anlamayız. Ancak bazen beklentiler o j kadar yoğundur ki, önyargılar o kadar çoktur ki, anne-baba kendi doğrularına o kadar tutunmuştur ki, çocuk konuşsa bile anlaşılmaz ya da yanlış anlaşılır.

Annenin Çocuğunu Emzirme Zorunluluğu

Kadının hak ve görevleri açıklandığında, Çocuk emzirme ve ev süpürme ile dahî görevli olmadığı söylenir. Peki süt annelerin hem kendi çocuklarını, hem de başkalarınkini emzirmeleri nasıl mümkün olacaktır?

Meselenin esasını anlamak için, Bakara Sûresindeki konuyla ilgili âyet-i kerimenin mealine bir göz atalım: "Anneler çocuklarını emzirmeyi tamamlamak isteyenler için iki bütün yıl emzirirler. Evlât kendisine ait olan babaya da, emzirenlerin yiyecekleri, giyecekleri uygun ölçüde bir borçtur. Gerçi herkes gücüne göre sorumlu tutulur. Ne bir anaya yavrusu ile, ne de bir babaya yavrusu ile zarar verilmemelidir. Vârise düşen de aynı borçtur. Eğer baba ve ana karşılıklı rıza ve müsavere ile çocuğu memeden kesmek isterlerse, kendilerine bir günah yoktur. Eğer çocuklarınızı başkasına emzirtmek isterseniz, vereceğinizi güzel güzel verdikten sonra yine size günah yoktur. Allah'dan da korkun ve bilin ki, Allah ne yaparsanız görür, basîr'dir." (2/233)

Bebek Bekleyen Babalara Tavsiyeler

1. Ceninin gelişimi ve doğum ile ilgili eğitici video kasetlr bulun. Evebeyn olma ile ilgili kitaplar okuyun.

2. Doktorunuza gidin ve tüm sorularınızı sorun.

3. Duygularınızı, ümitlerinizi, beklentilerinizi ve ihtiyaçlarınızı eşinizle tartışın.

4. Diğer babalarla onların evebeynlik deneyimleri hakkında konuşun.

5. Eşiniz için özel bir doğum hediyesi hazırlayın. Bunu doğuma giderken de verebilirsiniz.

6. Çocuğunuz için bir dünyaya hoşgeldin hediyesi hazırlayın.

7. Çocuğunuzun kalp atışlarını dinleyin. Tekmelerini fark etmeye çalışın, çocuğunuzla konuşun ve onun sizin sevgi dolu sesinize tepki verip vermediğine dikkat edin.

8. Yuvayı hazırlayın. Kırıkları onarın, ihtiyaçlarınızı tedarik edin ve sadece bebeğiniz için olan yepyeni bir ortam oluşturun.

Bebeğinizin 0-1 Yaş Arası Gelişimi Hakkında Bilmeniz Gerekenler Nelerdir?

01) BİR AYLIKKEN: Bu ayda bebeğinizin çoğu hareketleri reflekslere dayalıdır. Kollarını ve bacaklarını dışarı doğru ittirir. Yumruklarını ağzına götürür ve emer. Ancak başını hâlâ tutamamaktadır.

02) İKİ AYLIKKEN: Devamlı kıvrık duran bacaklarını ve ellerini açmaya ve hareket ettirmeye başlar. Bir nesneyi birkaç saniye için tutabilir.

03) ÜÇ AYLIKKEN: Kollarını kullanmaya başlar. Karın üstü yatarken kafasını ve göğsünü kaldırabilir. Tekmeler. Gülümsemeye ve sesler çıkartmaya başlar.

04) DÖRT AYLIKKEN: Vücudun üst kısmı ve kollar güçlenmiştir. Başını rahatlıkla dik tutabilir, istediği yöne çevirebilir. Destekle oturabilir. Nesneleri tutabilir ve seslere tepki verir.

05) BEŞ AYLIKKEN: Sırt üsütü yatarken ayaklarını ağzına götürebilir. Yuvarlanır. Etrafında olup bitenleri gözleriyle izler ve eşyaları kendiliğinden alabilir.

06) ALTI AYLIKKEN: Yerde rahatlıkla yuvarlanabilir. Kişileri ayırtetmeye başlar. Yavaş yavaş emekleyebilir. Diş çıkartmaya başlar.

Bebeklere Vurulması Gereken Aşılar Nelerdir?

01- VEREM (B.C.G.) AŞISI:
Bebeğin doğumundan sonra ilk iki hafta veya ilk ay içinde yapılmalıdır.

02- BOĞMACA AŞISI:
Bebek iki veya üç aylık olunca yapılmay başlanmalıdır.

03- KUŞPALAZI (DİFTERİ) AŞISI:
Süratle ilerleyen bir hastalık olan difteri (kuşpalazı) bademcikler ve çevresi üzerinde beyazımsı bir renkte parçacıkların oluşumu ile başlar. Aşısı aynen boğmaca aşısı gibi yaptırılır.

04- TETANOZ AŞISI:
Yara bere veya yanıklar yoluyla mikrop kapıp tetanoz olmaması için boğmaca ve difteri aşıları ile birlikte tetanoz aşısının da yaptırılması gerekir.

05- ÇOCUK FELCİ AŞISI:
Çocuk Felci Aşısı iki türlüdür:
a) Salk aşısı: İğne şeklinde uygulanır. Birer ay ara ile üçdefa tekrarlanır. Her yıl yenilmesi gerekir.
b) Sabin Aşısı: Ağız yolu ile verilen bu aşı, hastalık etkisi ortadan kaldırılmış canlı virüslerdir. İki üç aylıktan itibaren damla halindeki aşı, bebeklere kaşıkla içirilir.

06- ÇİÇEK AŞISI:

Bebeğinizin Düzenli Bir Uyku Çekmesi İçin Ne Yapmalısınız?

- Bebeğiniz gece uykudan sık sık uyanırsa; gerginleşmemeye gayret edin. Sinirlerinize hakim olun. Eşinizle birlikte düşünün ve ne yapmanız gerektiğine daha önceden karar verin.

- Bazen de bebeğinizi yanınıza alın, ona güzel şeyleri fısıldayın. Ona sevginizden, kendisinden yana olduğunuzdan bahsedin.

- Bebeğiniz açken uyumaz, onu doyurun.

- Bebeğinizin nasıl olsa gecenin belli saatlerinde uyanıp sizi de uyandıracağını dikkate alarak gündüzün ilk fırsatta uyumaya çakışın. Uyku konusunda kendinizi küçük ayrıcalıklarla takviye yoluna gidin.

- Belki beş-altı ay kendi odanızda yatırıp uyuttuktan sonra, artık bebeğinizi odanızdan ayırmak için uygun olan zaman dilimi sizin için başlıyor demektir. Ona başka bir yer bulun.

- Bebeğinizi yatırıp uyutmak istediğinizde bazen kendiniz de onunla birlikte yanına kıvrılarak uyumayı deneyin, yani birlikte bir güzel uyku çekin.

- Bebeğinizin kendine has bir uyku ritmi varsa mümkünse onu uygulamaya bakın. Kendi programınızı onunkine uydurmaya çalışın.

İçeriği paylaş

Anket

Daha iyi çocuk bakımı için en çok ne yapıyorsunuz: