warning: Creating default object from empty value in /home/ailem/domains/ailem.gen.tr/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Aşk

Mutluluğunuz Başkalarının Mutsuzluğu Olmamalı...

Bir ülke varmış eskiden. Ve bu ülkede hiç ama hiç kırmızı gül yokmuş, bütün güller beyaz renkteymiş. Bir de birbirini çok seven bir kız ve bir delikanlı varmış... Birbirlerine çok yakışıyorlarmıs. Kız çok güzel delikanlı ise çok yakışıklıymıs. Delikanlı bu kız için her şeyi yaparmıs. Kız ise bir şart koymuş ortaya:

"Bana kırmızı renkte bir gül getirirsen seninle evlenirim".

Aşk Merhamet İster..

Aşk tutkuların kavruldugu çöl gibi yakar yüreği,
denizlerin bilinmez yerlerine gizlenmiş girdaplar gibi
çeker insanı içine. Aşkta sormak yoktur, cevap aramak
yoktur. Bu yüzden aşk gönüllü bir körlüktür.

Aşk yavan bir sevgi değildir, kuru birkaç söz hiç
olamaz. Birkaç yapmacık kelimenin arkasına sığınmış
ürkek bir gölge durumuna hiç düşmemeli.

Aşk bazıları için tabudur. Konuşulması,
düşünülmesi, arzulanmasi yasak olan. Bazıları için
alelade halk pazarında satılan yapma bir çiçeğe
benzer. Bu sebeple kimileri aşkı ulaşılmayacak bir
kızıl elma olarak yazmışlardır kafalarına. Kimileri
için sıradandır, herkes aşık olabilir. Öyle değildir
aslında her seven aşık her sevilen maşuk olamaz.
Aşk bu yüzden yürek ister

Aşk Anadolu'da el tezgahında ilmek ilme
dokunan kilim gibidir. Kilimi ortaya çikarmak için her
gün bıkmadan usanmadan ilmek atmak ister. Aşkta yarına

Kusursuz Aşk

Artık gitme demicem..!
Zaten iyice hazırsın bu sefer.
Herşeyi yanında götür.
Anılarımızı, umutlarımızı, sevgimi de al belki lazım olur...

Tek kelime etmesem diyorum ama etmeliyim.
Sana bilmediğin birşeyden bahsetmeliyim..!

Kendimden, evet onca zaman tanıdığını sandığın benden.
Hırcın yanımı gördün daha cok,
Oysa öyle uysal bi cocukmusumki
Neydi beni zaman zaman poyraz yapan.
Sanırım düşünmedim.

Birini ayrı tutsam da renklerin hepsini sevdim.
Mevsimleri de ...

Aslında cok sey var sevdigim.
Kavgalar ve savaslar dısında.

Birde niye olursa olsun vedalaşma anları.
İsterdimki uyumlu halimi yaşasaydın daima.
Ama bana hep vurgun saatlerimde geldin.
Yada sen vurdun.

Uzaklara bakardım uysal cocuklugumda.
İçimde dolmayan derin boşlugunda,
Denizden gelicek bir gemi bekledim durdum,
Sonra yıldızlara baktım yıllarca ve Sen sandıgım bir yıldıza...

Kadınlar, erkekler, cocuklar, sehirler tanıdım.

Yıllar Sonra (Elbet Bir gün Buluşacağız)

Genç kız her üzüldüğünde sıkıntılarından sıyrılıp, hayata yeninden dönmek için evlerinin yakınındaki gölün kıyısına gider, uzun uzun seyre dalıp düşünürdü.

Yine böyle bir gündü..

Ama bugün gölün kıyısında sadece o ve küçük martılar yoktu…

Az öteye başını çevirdiğinde onun gibi yüzünü göle çeviren,düşünen genç adamı görmüştü.

Genç delikanlı üzerinde gezinen bakışları fark etmiş olacak ki;o da genç kızı görmüş ve uzun uzun bakmıştı kızın yüzüne..

Bir an düşündü, "Allahım yıllardır aradığım,düşlediğim güzel karşımda mı?

Yoksa bir serap mı gördüğüm…

Kız mahçup gözlerle yüzünü yere çevirmiş ve oradan uzaklaşmıştı…

Ama kalbinin çarpıntısını duymasını engelleyememişti bu kaçışı…

Yaşamak, Sevmek ve Öğrenmek

Aşıklar sadece daha iyiyi umut etmeyi değil,
onu yapmak için çaba göstermeyi de öğrenirler.
Aşkı sıradan şeylerin tutsağı yapmak, onun tutkusunu almak
ve onu sonsuza kadar yitirmek demektir.
Gerçek sevgi, kimin daha kârlı çıkacağını düşünmeden
bir insana vermeyi düşünmektir.
Engellere üzerinden aşılacak fırsatlar olarak bakarsak
sadece çözüm bulmakla kalmayız,
kendimizin genel sorun çözme yeteneklerimizi de artırırız.
Sevgi yetişmek için en verimli toprağı sunar bize.
Sevgi, eski yaraları açmak değildir, onları kapatmaktır.
Ayağa kalkıp yaşamaya devam etmek demektir.
Kalp; tutkularımızın yaşadığı yerdir.
Çok narindir, kolayca kırılır ama inanılmaz derecede esnektir.
Kalbi aldatmaya çalışmanın anlamı yoktur.
Onun yaşaması bizim dürüstlüğümüze bağlıdır.
Yaşam; sevgiyle de korkuyla da yürütülse her zaman

Kamelyam

Serin kavak yelleri esiyordu başımda
Ümit ekmiştim nadasa bıraktığım tüm tarlalara
Alnımdaki teri kurutsam diye
Bağrımı açtığım rüzgarlar
Tutam tutam
Saçlarımı götürdüler
Nasıl anlatsam
Kurşun sıktılar hayallerimin
En umulmaz yerinden

Tuzlu Kahve

Kıza bir partide rastlamıştı.. Harika bir şeydi. O gün peşinde o kadar delikanlı vardı ki.. Partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti. Kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı,ama tam bir kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular. Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu. Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı..

"Ben artık gideyim" demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı..

"Bana biraz tuz getirir misiniz" dedi.. "Kahveme koymak için.."

Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı..

Kahveye tuz!..

Delikanlı kıpkırmızı oldu utançtan, ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı. Kız, merakla "Garip bir ağız tadınız var" dedi..

Delikanlı anlattı:

Çiçekle Suyun Hikayesi

Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar, ilk önceleri arkadaşlık olarak devam eder bu durum. Tabi ki zaman lazımdır birbirini tanımak için, gel zaman git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki mutluluktan içi içine sığmaz artık ve anlar ki suya aşık olmuştur. İlk kez aşık olan çiçek etrafa kokular saçar ‘sırf senin hatırın için ey su!’ diye.

Öyle zaman gelir ki artık su da içinde çiçeğe karşı bir şeyler hissetmeye başlar, zanneder ki çiçeğe aşık oldum ama su da ilk defa aşık oluyordur.

Günler ve aylar birbirini kovalar ve çiçek ‘acaba su beni sevmiyor mu?’ diye düşünmeye başlar. Çünkü su pek ilgilenmez çiçekle. Halbuki çiçek alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz.

Aşk ve Delilik

Bir gün Delilik yakin dostlarını kahve içmek üzere evine davet etmiş.Herkes gelmiş. Kahveler içildikten sonra Delilik dostlarına saklambaç oynamayı önermiş.

-Saklambaç mı? O da nedir? diye sormuş Merak.

-Saklambaç bir oyundur. Sizler saklanırken ben yüze kadar sayacağım.Saymayi bitirdiğimde ilk bulacağım kişi benden sonraki ebe olacaktır.

Korku ve Tembellik dışındakiler Delilik'in önerisini derhal kabul etmişler.

-1..., 2..., 3... diye yüksek sesle saymaya başlamış Delilik.

Acelecilik, ilk bulduğu yere kendini atıvermiş.

Utangaçlık, her zamanki alışkanlığıyla bir ağacın gölgesine ilişmiş.

Neşe, bahçenin orta yerine doğru yönelmiş. Hüzün, saklanacak yer bulamadığından ağlamaya koyulmuş.

Kıskançlık, Basari'nin peşinden giderek yanıbaşındaki bir kayanın ardına sığınmış.

Delilik saymayı sürdürmüş...

Hoşça-Kal

Biraz daha kalırsam yanında, vazgeçeceğim.

Kırık dökük düşlerin beslediği bir
yoksulluktan geliyorum. Bir başkasının gözlerini
görüyorum gözbebeklerinde. Bir başkasının
sesinin tınısı çalınıyor kulaklarıma, sen, benim
en sevdiğim şarkıyı söylerken. Anlıyorum, bir
başka yürek değmiş yüreğine. Yeni nefesleri
solumak için çoktan yola çıkmış nefesin.

Söylemediklerini biliyorum. Anlıyorum
içindeki yeni yetme sevinçleri. Sen artık bu
denli ezik yaşamak istemiyorsun yanımda. Bu
denli soğuk geceler üşütüyor artık seni. Ne
ekmeğin emeği, ne de benim
puslu geçmişim tutabilir seni yanımda.

Hissediyorum gideceksin, bu kenti hiç
sevmedin sen. Bunca yıllık ömründe hiçbir yeri
sevmedin memleketin kadar, belki de sevemedin,
sevmeyi denemedin. O yüreği neden sevdiğini
seziyorum. Sen onun düşlerinde kendi memleketini
buldun.

Eğer benim düşlerimi tanımış olsaydın,

Aşk ve Zaman

Bir zamanlar, bütün duygularin üzerinde yasadigi bir ada varmis: Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm digerleri... Ask dahil. Bir gün, adanin batmakta oldugu duygulara haber verilmis.

Bunun üzerine hepsi adayi terketmek için sandallarini hazirlamislar. Ask,a adada en sona kalan duygu olmus, çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemis. Ada neredeyse battigi zaman, Ask yardim istemeye karar vermis.

Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde adanin önünden geçmekteymis. Ask, "Zenginlik, beni de yanina alir misin ?" diye sormus.

Zenginlik, "Hayir, alamam Teknemde çok fazla altin ve gümüs var, senin için yer yok" demis. Ask, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibirden yardim istemis. "Kibir, lütfen bana yardim et "Sana yardim edemem, Ask.

İlan-ı Aşk

Genç bir delikanlı saatlerdir genç kızın peşinden geliyordu. Genç kız dayanamayıp arkasını döndü:

- Neden saatlerdir beni takip ediyorsunuz? diye sordu.

Genç erkek :

-Sizi seviyorum hem de canımdan çok seviyorum!

Genç kız :

-Bak benim arkamdan ablam geliyor, o benden daha güzel benden iş çıkmaz sen ona git..

Delikanlı arkasını dönüp bakınca çok çirkin bir kızın geldiğini görüp sinirlenmiş ve genç kıza dönmüş :

-Neden bana yalan söylediniz?

-Asıl siz bana neden yalan söylediniz?

Eğer beni gerçekten seviyor olsaydınız, dönüp arkanıza bakmazdınız.

Çünkü gözünüz benden başkasını görmezdi.

alıntı

Kırlangıcın Aşkı

Kırlangıcın biri, bir gün bir adama aşık olur. Günlerce penceresinde onu gözler. Derdini anlatmak, içini dökmek ister ama nedense bir türlü csaret edemez.

Günler günleri takip eder, sonbahar yaklaşır. Zamanının az kaldığını farkeden Kırlangıç nihayet tüm cesaretini toplayarak gönül verdiği adama her şeyi anlatmaya karar verir.

Pencereyi açıp temiz havayı teneffüs etmek isteyen genç adam, güzel bir kuşun karşıdaki ağacın bir dalından kendini izlediğini görür. Camına doğru uçtuğunu farkederek irkilir. O ne! Hayret edilecek bir şey, kuş hiç korkmamakta hatta, camın pervazını tutan ellerine kadar yaklaşmaktadır. Kısa bir sessizliğin ardından kuş dile gelir ve

"Ey sevimli adam, ne zamandır ben sana aşığım. Ne olur beni içeri al, dost olalım" der. Fakat son derece ciddi olan adamın bu kuşla uğraşacak vakti yoktur, kabaca kuşu iter ve

"Hadi git işine. Ben senle uğraşamam" der.

Severek Ayırlanlara...

Vakit, ikindi sonu.Güneşin rengi gökyüzünü kızıla boyamak da. Martılar gözlerimde kanat çırpıyor. Seni önce, Rab-bim''e sonra,çığlıkları sonsuzluğu andıran martılara bırakıyorum.Güneş reginde deniz,hayalin tutuşmuş yanmakta. Nasılda ürpertiyor soğuk insanı.Rivayete göre; CENABI HAK "suyu yaratmış ve nazar kılmış.

Yaratıcısının nazarından öyle ürperti duymuş ki su, o gün bu gündür,rüzgar olmasa bile, korkudan titrer dururmuş.

İnsan bu su misali…Kıvrım kıvrım akar ya,benim de ruh derinliklerime akmak ta iken düşünceler...

İnsan bu! Bazen,rahmet deryasıdır.bazen,zulmet.Kimi gün,sevgi kupası olur. kimi gün nefret.Bahar iner iklimine apansız,çiçeklenir renk renk kalp ovası. kimi gün, kışı soluklanır yaz ortasında yüreğine kar yağar şaçından evvel.

Her Şeye Rağmen Seveceğim Seni!

Ben seni kocaman bir yürekle sevicem.Gözlerim değil, yüreğimdir seni görecek.Sen damarlarımdaki kana karışıp , gelip oturmalısın yüreğime.Bir başka yerde olmamalısın zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalısın, orada kalmalısın.

Tek aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullenecek seni. Herhangi bir konuk olmayacaksın artık. Bu yüzden ne ağırlama faslı olacak, ne de ugurlama. O yüregin gerçek sahibiysem, Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya...

Ben dört mevsim baharı yaşayacağım seninle bir anda. Çiçek çiçek açacaksın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kalacak, senin renklerin karşısında. Taze bir yaprak gibi yeşil olacaksın bende. Açelyaysan pembeliğinle,Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı gülsen,Kırmızıysan bir ateş gibi Ve mavim olacaksın...

Çobanın Aşkı

Aşıktı delikanlı. Sevgilisinin isminden başka bir şey bilmediğinden mi, konuşmaya mecali olmadığından mı bilinmez, arkadaşı anlatıyordu onun halini:

- Gözleri günlerdir uyku görmedi efendim, diyordu, yemiyor, içmiyor, işi gücü, gecesi gündüzü havası suyu o kız oldu sanki. Ne desem kâr etmiyor, son bir çare diye geldik size. Halbuki "sen bir garip çobansın, o padişahın kızı, davul bile dengi dengine" dedim ya, dinlemiyor efendim, ama herhalde aşkın gözü kördür diye de buna diyorlar, değil mi efendim...

Aşıktı delikanlı. Sevgilisinin isminden başka bir şey bilmediğinden mi, konuşmaya mecali olmadığından mı bilinmez, arkadaşı anlatıyordu onun halini:

Sevmek Böyle Özdeşleşmemeliydi İsminle

Sevmek böyle özdeşleşmemeliydi isminle.

Ve sen bunca yoğunluklar içinde sıyrılıp sonsuzlaşmamalıydın içimde. Kaçsam bu duygudan, kurtulabilir miyim(?) bilmiyorum. Kurtulmaya çalışsam pesimden gelir mi bu sevgi? Bilmiyorum. Sen bir bilinmez olarak devam edip gidecek...

Ne yazık , çok yazık!
Ben seni insanlarla paylaşmak istiyorum. Oysa insanlar seni kendilerine ait kılmak istiyorlar. İnsanlar seni benimle paylaşmak istemiyorlar. Korkuyorlar benden. Evet, içimdeki yüceliğini, içimdeki sonsuzluğunu biliyorlar da korkuyorlar benden. Seni benimle paylaştıkları zaman seni çekip alacağımı ve hatta senin kendiliğinden bana geleceğinden korkuyorlar. Ve susmadığım zaman biliyorlar ki sen büyüyeceksin içimde.
Benim sözcüklerimle yüz yüze gelmek istemiyorlar onlar. Biliyorlar ki sözcüklerle gelsem sığdıramayacağım seni hiçbir şeye.

Hallerin dilinde AŞK!

Sesini duydugunuz anda avuclariniz terlemeye
kalbiniz
deli
gibi carpmaya
basliyorsa...
Bu ask degil HOSLANMAKtir

Kendine İyi Bak

“Kendine iyi bak” bir "veda" değil "elveda" cümlesidir çoğu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasını gizler içinde...

"Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra ben yanında olmayacağım. Olamayacağım. İstesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmanı istiyorum. Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.“

“Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden başkası olmayacak yanında sana bakacak. Ben olmayacağım. Kendine iyi bak ve beni düşünme. Çünkü ben de seni düşünmeyeceğim artık. Arama sakın beni, yazma, çünkü ben yazmayacağım. Sil beni yüreğinden, çünkü ben sileceğim. Fakat, yaşanılan, paylaşılan güzel şeyler hatırına sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.”

Ateşle Su'yun Hikayesi

Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında
sevdalanmış onun deli dalgalarına.
Hırçın hırçın kayalara vuruşuna,
yüreğindeki duruluğa
Demiş ki suya:
Gel sevdalım ol,
Hayatıma anlam veren mucizem ol...

Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa
al demiş
Yüreğim sana armağan...
Sarılmış ateşle su birbirlerine
sıkıca, kopmamacasına...

Zamanla su, buhar olmaya,
ateş, kül olmaya başlamış.
Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı...
Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de
yüreğindeki kederi de
alıp gitmiş uzak diyarlara su...

Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları...
Aramış suyu diyarlar boyu,
günler boyu, geceler boyu
Bir gün gelmiş, suya varmış yolu
Bakmış o duru gözlerine suyun,
biraz kırgın, biraz hırçın.

Ve o an anlamış
aşkın bazen gitmek olduğunu.
Ama gitmenin yitirmek olmadığını....
Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla.

İçeriği paylaş

Anket

Daha iyi çocuk bakımı için en çok ne yapıyorsunuz: