warning: Creating default object from empty value in /home/ailem/domains/ailem.gen.tr/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Aşk

Çekiyorum sevgimin tetiğini

Çekiyorum sevgimin tetiğini
Kalbimi namlunun ucuna hedef gösterip
O korktuğun sevgimle vuruyorum kendimi
Sen önce vurdun sonra acıdın bu can'a

Matem rengi kelimelerle oynar oldu ellerim
Her yeri sis kaplamış
Uzaklığın gözlerimin önünde erirken çarelerim git gide tükeniyor
Vuslatının eşiğinde sefalete sürükleniyorum sanki

Ruhuma düşen cemrelerin tükendiğinden olsa gerek soğudu içim
Bir bahar esintisi, ufkuma doğacak güneş, seyrime düşen meltem zannetmiştim
Oysa şimdi buz kapladı yüreğimi
Zamana sığındım titreyen yetim bir çocuk masumluğunda
Aslını görmeyen gölge cahilliğinde kaldım karanlıklarda

Yaralarıma parmaklarımı bastırdım görünmesin diye
Ama ellerimden taştı kandamlaları
Bakışların tuz gibiydi yar kanadı yaralarım
Saklanmadım
Boğazımı dikenli tellerin yırttığını umursamadan yuttum bakışlarını

Yelkenleri suya indi gönlümün
Dimağımda kuru gürültülerden bozma suskunluğum
Sen “benden ne istiyorsun” dedikçe lal kesildi dilim
Hiçbir şey istemedim senden

Bence Artık Sen de Herkes Gibisin

GÖNLÜMLE BAŞ BAŞA DÜŞÜNDÜM DEMİN
ARTIK SİHİRSİZ BİR NEFES GİBİSİN
ŞİMDİ TA İÇİNDE BOMBOŞ KALBİMİN
AKİSLERİ SÖNEN BİR SES GİBİSİN
MAZİYE KARIŞIR SEVDA YEMİNİM
BİR ANDA UNUTTUM SENİ EMİNİM
KALBİMDEN KALBİNE YOK BİLE KİNİM
BENCE ARTIK SEN DE HERKES GİBİSİN...

"Leylanın Gazeli"

Ey beni çılgın eden: benden bu kaçış hali nedir?
Niye sormazsınki, bu çılgın gönlümün ahvali nedir?

Eger bana halk icinde ilgi göstermezsen mazursun:
Ama tenhada da yüz vermezsin, bu korku nedir?

Halimi bilmediğin için bana açmıyorsan, anlarım;
Ya halimi bilip de kasten bilmezden gelmek nedir?

Bülbülün gayreti gül arzusu yolundadır derler;
Ama gülü gördüğünde meyletmez, peki bu dava nedir?

O peri yüzlü, ben rüsvaya hic etmez iltifat...
Ey Fuzuli! Bilmem ki, ben rüsvanın suçu nedir?

FUZULİ

"Seni İçimden Terkediyorum"

Binmediğim hiçbir otobüs
Beklemediğim hiçbir durak kalmadı bu şehirde
Gittikçe azalıyor hayat
Neyi erken yaşadıysam hep ona geç kalıyorum.
Sana göçüyorum her sonbahar
Yolların çıkmıyor aşkıma
Unuttuğun yağmurların adı saklımda
Seni içimden terkediyorum.
Susmaktan yoruldum,kuşlar ve şarkılar
bu şehri terkedeli beri
Efkar demliyorum gözlerimde yaşlarımı
Yanağıma varmadan öldürüyorum
tam sancağımdan yaralıyorum kendimi
alnını yüreğime dayadığın güne bakıp
Seni içimden terkediyorum
NE UNUTACAK KADAR NEFRET ETTİN
NE HATIRLAYACAK KADAR SEVDİN
YIKIK BİR DUVAR KADAR BİLE
PİŞMAN DEĞİLSİN BİLİYORUM
BENİ HEP BULMAMAK İÇİN ARADIN
YANILGIMDIN
YANDIĞIMDIN
YANGINDIN
Sensizliğe yenilmek
Sana yenilmekten zor olsada
Ardımda bir sürü belkiler bırakıp
SENİ İÇİMDEN TERKEDİYORUM
Şimdi
İçimizde öldürülecek bir anı bile kalmayan
İki yarım kaldık
Tamamlayamadık bizi
Elinden tutmadın yalnızlığımın
Saçlarımı da uzaklarına gömdün
İçimin mavisi senin okyanuslarındandı
Al geri veriyorum
Kilitleri hep yanlış kapılara vurdun

Ya Aklın Başka Yerdeydi, Ya Yüreğin...

Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.
Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
Seni seviyorum sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.
Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek...
Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.
Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana... Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek... Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.
Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak... Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.

Yüreğini kanatmıyor mu bu zaman!

Aşkı bedenlerimize, çiçekleri parfümlere kurban ettik..Rüzgarın yerini pervane aldı..Sevgi şehvetin tuzağı oldu..

Gözyaşlarımızın kalbimizle bağlantısını koparttık..Ruhumuzu yitirdiğimizin farkına bile varamadık...

Gönlümüz gözümüze esir düştü..Ağlamayı unuttuk çünkü kalplerimiz öldü..

Ölmekten kaçıyoruz çünkü yaşamayı unuttuk..

Kimseyle konuşamıyoruz,kimseyi dinlemiyoruz çünkü kendimizle kavgalıyız...

Sözler kalbimize inmiyor çünkü kalplerimize giden yolları kapatmışız...

Tenlerimiz kalplerimizi esir etti..

Aşkından verem olanlar şimdi bir hayal..Artık kıskançlık krizleri geçiriyoruz...

Bulut nasıl ağlar,nar çiçeğini kim boyar,kumrular nasıl kur yapar,bülbüller birbirine hangi aşk sözlerini fısıldar,bilmiyoruz,anlamıyoruz..

Semaların dilini çözememişsen,sevgi kalbine klavuz olmamışsa,hala meyveyi ağaçtan,suyu buluttan biliyorsan,nasıl yaşayabiliyorsun dünyada?Dar gelmiyor mu bu mekan sana?

Yüreğini kanatmıyor mu zaman?

İsmail Acarkan

Cariyenin Padişaha Olan Aşkı

Yavuz Sultan Selim Han, Mısırı fethettiğinde bir süre orada kalır. İdareyi eline alıp kendi hâkimiyetini yerleştirmek için bu elzemdir.

Bu sırada bir çadırda kalıyor. Çadırı süpürüp temizleyen, yemeği yapan Mısırlı bir cariye vardır ki, Yavuz Selim Han sabah çıkınca, cariye geliyor, akşama kadar çadırı temizleyip yemekleri hazırlayıp gidiyor, akşam olunca da Yavuz Selim Han çadırına dönüyor.

Cariye nasıl olduysa bir kaç defa Yavuz Sultan Selim Hanı görür ve Ona âşık olur. Lâkin umutsuz bir aşk. Zira bir tarafta koskoca Cihan Padişahı Halife-i Rûy-i Zemin, diğer tarafta basit bir cariye... Fakat cariyenin aşkı dayanılmaz boyutlara ulaşıp da kalbine sığmaz hale gelince, ne yapacağını bilemez halde Halifeye açılmaya karar verir.

Demedim mi?

Demedim mi bu hasret bitirir seni

Ay dolanır gider, yalnız kalırsın

Her gün yeni baştan dağılır, ufalırsın

Demedim mi yüreğim sevme!

İşte ne gözyaşı, ne yemin, ne söz....

Geri dönen hangi güvercinin var?

Senin hangi çiçeğini sakladı bahar?

Demedim mi aklım, inanma!

Bir gün naza çeker kendini demedim mi?

Görmesen zindana döner bu şehir...

Görsen, umursamaz, aldırmaz kafir

Demedim mi gözlerim bakma!

Demedim mi bu ürperten sıcaklık...

Bu taze güzellik kaybolur birgün?

Sonra boşu-boşuna aranır, dövünürsün

Demedim mi ellerim dokunma!

Demedim mi bir gün susar şarkılar

Sesine ses veren rüzgar olur...

istediğin kadar artık bekle dur...

Demedim mi kulağım duyma!

Birgün çıkıp gideceği belliydi

Ayan-beyan belliydi anlayamadın.

Başka bir rüyada şimdi o kadın

Demedim mi kollarım sarma!

Bütün çektiklerim senin yüzünden

Gölge bile geçirmezdin bir zaman üzerinden

Ah! şimdi paramparça oldun binbir yerinden

Demedim mi gururum kırılma!

Bilmezsin...

Gecelerden gecelere sızar karanlığım

düşler uyanır göğsümde

bedenim tarumar olur

iniltilerimden sarsılır yer,gök

leyl susuşlarıyla mühülenir dilim

mazlum bakışım ezilir yokluğunun ortasında

çehremde gülüşlerim eskir

zemheriye döner alnımdaki kader yazgısı

savrulup dururum sert boralarda

izinsiz gezinirim kentinin sokaklarında

namlunun ucunda ben

vurulan Sen olursun

kan tutar aşkımı

azgın ırmaklar gibi dökülür yaşlarım

nisan yağmurları engel olmuyor;

bu ayın ayrılık kokusunu dindirmeye

Acıların Açtığı

Gurbet gömlek gömlek… Yalnızlık katmer katmer… Avuç içleri açıkta, yürek yağmalanıyor… Gönül hüzünle örtülü…

Yalnızlık denizinde yüzmeyi bilmiyorsan, öğrenmekten başka çaren var mı? Yakın kim? Sevgili ne kadar sayar? Aşk ne işe yarar?

Kalp kaynamadan hikmet taamları nasıl pişer? Öyle acı ateşler vardır ki ancak kalp bilir tadını. Kim nasıl tarif edebilir onu? Kelimeler kaybolur, sözler sükût eder, sazlar kırılır acıdan…

Sen varsındır, bir de senle beraber kederin… Kelimesiz ve sessiz konuşursun kederinle… Kimse duymaz, kimse görmez seni… Gecenin koynunda iniltilerle inliyorsundur…

Kesret kanatır yaralarını… Kalabalıkların kabullenişi kandırıcıdır… Araftasındır… Kaçmak istersin de kaçamazsın Kaf dağlarının ardına…

Yollar kıvrılır durur önünde… Düğüm düğüm döner uzayıp giden günler… Bir ağaç ararsın gövdesine yaslanacağın, gölgesinde serinleyeceğin… Sıcak rüzgâr kumuyla vurur yüzüne…

Sevda Sohbetleri-1

Dedim ki "ben sana vurgunum
Gündüzüm seninle
Gecem seninle"

Dedi ki "benden ne istersin ki?
Gecende varsam
Gündüzünde varsam senin için
Aşk senin
Sevda senin
Ne dilersen yaşa"

Dedim ki "bir sevdalı bakışına durur bu yüreğim
Kendine katmak ister bir gülümseyen bakisini"

Dedi ki "sevda ise yaşamak istediğin
Nedir benden beklediğin
Sevdayı mi yaşamak dileğin
Ben miyim almak istediğin"

Dedim ki "ben bir ateşim
Ateşimi büyüten bir sevdalı sözün"

Sevdamız Bir Umutlu İmkansızlık

Zemheri sogugundayim yarim
Sensizligin pencesindeyim
Bir adim otesindeyim ellerinin
Bir anlik zamandir sesinin uzakligi
Ellerim uzansa yakalayamaz ellerini
Yurek verir de kendini duyamaz sesini
Bir baska dunyadasin sevgili
Seyran olmussun gozlerime yar
Seyrederim seni uzaklardan
Umutlu bir imkansizlikla beklerim
Istekli bir beklentisizlikle severim
Nasil anlatsam yarim derdimi
Haykiririm ismini
Dag duyar
Tas duyar
Gok duyar
Bilirim hissedersin sen de yarim
Duyamazsin ama beni
Bilirsin uzaklardayim ben
Yureginde yasatirsin sevgili beni
Gozyaslarin akar sessizce
Bilirsin hissederim gozyaslarini
Ama tutamam ellerimle
Silemem gozyaslarini dudaklarimla
Bilirsin sevgili
Mesafeler degildir bizi ayiran
Bir kus olur ucardim yine sana
Bir ruzgar olur eserdim senden yana
Yagmur olur yagardim sana
Gunes kavurmaz yuregimi
Bilirsin collleri asardim da gelirdim sana
Bilirsin mesafe tanimaz bu sevda
Bilirsin imkansizliklardir bizi ayiran
Sen ve yuregin kalirsiniz basbasa
Ne yere koyacagini sasirirsin sevdani
Kimle konusacagini bilemezsin
Bilirsin duslerine girer de dinlerdim seni

Seviyor gibi seviyorum…

Ben seni dünyanın ilk günü gibi…
Hayatımın son günü gibi seviyorum…
Uçurumlardan düşer gibi…
Zamanın en geniş anında değil…
En bulunmaz,en dar zaman da gibi seviyorum…
Bir şeye ulaştığın an gibi değil…
Bir şeylerin senden kaçtığı,ulaşılmaz olduğu anında gibi seviyorum…
Çöllerde kalmış mecnun gibi…
Mecnun’un yüreğine hapsolmuş Leyla gibi seviyorum…
Gecelerin en koyu anı gibi…
Güneşin en yakıcı olduğu zamanı gibi seviyorum…
Boğazımda kocaman bir düğüm var gibi…
Sensiz nefes alamıyor gibi…
Dizlerimde derman kalmamış…
Tonlarca yük altında sana koşar gibi seviyorum…
Aşkını hiçbir şeye değişmeyen Bilal’i Habeşi gibi seviyorum…
Karşında durup sevgimi haykıracak gibi değil…
Susup,gözlerine bakarak…
Gözlerimle sevgimi söyleyecek gibi seviyorum…
Yalandan binlerce kez seviyorum der gibi değil…
Sevmediğimde doğruyu bir kerede diyecek gibi seviyorum…
Seni dünlerde,seni bugünlerde,seni yarınlarda gibi değil…
Anı yaşar gibi seviyorum…
Kızıl denizlerde yelkenli ile rüzgarda gider gibi seviyorum…
Dağların ulaşılan etekleri gibi değil…

Badem - Sen Ağlama

Kara gözlerinden bir damla yaş düşünce,
Güzel yüzün,yanakların ıslanır.
Kara gözlerinden bir damla yaş düşünce,
Hüzün keder yüreğime yaslanır.

Sen Ağlama!
Bir damla gözyaşın yeter.
Sen üzülme,gülüm…

Gece gökyüzünden bir damla yaş düşünce,
Bahar gelir tüm çiçekler ıslanır.
Kara gözlerinden bir damla yaş düşünce,
Hüzün keder yüreğime yaslanır…

Sen Ağlama!
Bir damla gözyaşın yeter…
Sen üzülme gülüm,
Gamzende güllerin biter…
Yollarıma taş koysalar, döneceğim
Gözlerinden yaşlarını sileceğim

Sen Ağlama!
Bir damla gözyaşın yeter…
Sen üzülme gülüm,
Gamzende güllerin biter…
Yollarıma taş koysalar, döneceğim
Gözlerinden yaşlarını sileceğim

Ey kalbimdeki dinmeyen sızı…

Ey kalbimdeki dinmeyen sızı…

Gözlerimden akan sıcacık gözyaşı…

Ey hasret ülkemin ateş-i aşkı. Ey aşk! Ey sevgili..!

***

Hiç elinizdeki kalem çâresiz kaldı mı?

Ya lisânınızda kelimelerin tükendiği oldu mu?

Ya da hiç yüreğiniz yandı mı?

Anlayabildiniz mi hiç Züleyhâ'yı?

İçinizde hissettiniz mi Mecnûn'un hissettiklerini?

Gül goncası, iki cihan serverini kıskandığı için takdir edebildiniz mi hiç Hazret-i Aişe'yi?

Hacer'in teslimiyetini seyretti mi rûhunuz hayranlıkla?!.

Rahime Hatun gibi yaralarını şefkatinizle hiç silebildiniz mi?

Hazret-i Hatice'yi örnek alıp, bütün varlığınızı serebildiniz mi ayakları altına?

Desteklediniz mi, hiç kimsenin desteklemediği en zor günlerinde, sevginizden rızık olarak verebildiniz mi?

Cenâb-ı Hakk'ın kâinattaki her şeye koyduğu muhabbet kânunu karşısında ezildiniz mi?

Lâtif olan Allâh'ın kullarına olan sevgisinin büyüklüğünü hiç hissettiniz mi?

Sevmek Yetmiyor

Kime sorsanız beni sevmeli .sadakat olmalı. maddeyi öne almamalı .beni taşımayı bilmeli .kalbi temiz olmalı huzur vermeli.denirya ...Yalan yalan .annemde öyle demişti bana.öyle bir yaşamın içinde çirkinliklerden uzak sadece sevgi sadakatle büyütmüs kalbimi bu tatlı yalanlarla dolu bir çeğiz sandığına çevirmişti.bir kızın en önemli çeyizi öpülmemiş dudaklarıdır.kadın bir kaleye benzer fethi zor fatihi tek olmalı diye...

İyide ayni annem niye benden özür diliyor .niye gözyaşlarımı silerken affet beni kızım diyor .
Annemmi değişti doğrularmı.?
Öyle sevdimki annemin dediği gibi.yoksulmuşuz .yersiz yurtsuzmuşuz umursamadan sevgiden alınan güçle gece gündüz çalışmaktan yorulmadan.yüzünü seyrederken iyiki yanımda soğan bile bal oluyr diye göcunmadan yermeden incitmeden.
sabahları ona ekmeğin yağlısını.elmanın irisi .urbanın en iyisini sunarak .o üzülmesin diye hasta olsam bile kendiiçimde acımı yiyerek.
sokağa girdiğini bile kalbimde hissederek.
mapusta yolunu gözleyip aşkımı hergün büyüterek.
onu daima artırarak daima yücelterek

Bir gün seni sevdiğimi anlarsın

Uykuların kaçar geceleri
Bir türlü sabah olmayı bilmez
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar, ne yastık
Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın
Onun unutamadığın hayali
Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine
Sevmek neymiş birgün anlarsın

Birgün anlarsın aslında herşeyin boş olduğunu
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin
Gün gelir de sesini bir kerecik duymak için
Vurursun başını soğuk taş duvarlara
Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
Duyarsın ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın
Sevmek neymiş birgün anlarsın

Birgün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
Niçin yaratıldığını
Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini
Uzun uzun seyredersin de aynalarda güzelliğini
Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın
Dolar gözlerin için burkulur
Sevmek neymiş birgün anlarsın

Birgün anlarsın sevilen dudakların
Sevilen gözlerin erişilmezliğini
O hiç beklenmeyen saat geldi mi
Düşer saçların önüne ama bembeyaz

Üşüdüğüm zaman...

Üşüdüğüm zaman...
Üşüdüğüm zaman kimin hayaline sokuluyorum zannediyorsun?
Kimin... kimin parmaklarını hissediyorum arasında saçlarımın? ..

Üşüdüğüm zaman...
Üşüdüğüm zaman, katı bir mum gibiyken yani;
Tam ortamdan geçen ipin ucunda kim yanıyor titreyerek?
Kim eriyor içimde,
Kim taşıyor benden ve kiimm sıcak gözyaşı damlaları halinde süzülüyor bedenimden? ..

Üşüdüğüm zaman...
Üşüdüğüm zaman bir yandan hayalini bulup ona sokulmaya çalışırken; bir yandan da hayal olup senin bulabileceğin yerlerde dolaşmadığımı mı zannediyorsun?..
Ve sana... Ve sanaa; başını yaslayabileceğin bir omuz getirmediğimi mi zannediyorsun?..

Üşüdüğüm zaman...
Üşüdüğüm zaman senin de bir yerlerde üşüdüğünü...
Ve sen, tam ortamdan geçen ipin ucunda titreyerek yanarken; ben de senin içinde “çattııırrçutur” yandığımı bilmediğimi mi zannediyorsun?..

Üşüdüğüm zaman...
Üşüdüğüm zaman, kimin hayaline sokuluyorum zannediyorsun?.

Susmak Sevmektir Adını Haykıramadığın Kişiyi

Susmak kabullenmektir habersiz geleni;
Bazen acı çekmektir,
Haklılığını bile bile boyun bükmektir,
Kelimelere küsmektir üzmemek için sevdiğini…

Susmak dinlemektir alabildiğine hırçın düşünceleri;
Bazen göz yaşlarını saklamaktır,
Hüznü sessizliğe zincirlemektir,
Göstermemek için toprağa düşeni…

Susmak sevmektir adını haykıramadığın kişiyi,
Bazen ödün vermektir,
Hicranıyla yüreği dağlamaktır,
Gitmesin diye sıkı sıkı örtmektir yüreğini…

Susmak hapsetmektir aşamadığın çaresizliği;
Bazen geleceği beklemektir,
Hatıralar uğruna sineye çekmektir,
Dostluk adına çiğnemektir gururunu…

Susmak ölmektir yaşamak adına hayatı;
Bazen kaçıp gitmektir,
Hayatla kaderi birleştirmektir,
Teslim olup kaybetmektir...

Yüreğim Meskendir Aşka Söz

Bana gülen o resmin hala koynumda
Hayalin aklımda
Yüreğim meskendir aşka beni sar
Gel bana zalim yar

Gül tanem bir tanem
Hançer getir vur sinem
Senin için can verem

Sevdalım muradım
Hançer getir vur kalbi
Ömür yetim can yetim of of

Yüreğime gam doldu sana hasretten
Derdinle yandım ben
Dilime yar oldu bütün dualar
Gözlerim kan ağlar

Yüreğime gam doldu sana hasretten
Derdinle yandım ben

Seslendiren: Şahsenem

İçeriği paylaş

Anket

Daha iyi çocuk bakımı için en çok ne yapıyorsunuz: