Ailenin ölümü

İNSANIN, İÇİNDE BULUNDUĞU kâinatta kendine edebileceği en büyük kötülüklerden biri, bir şeyin 'değer'ini belirlemek için 'para'yı ölçü almasıdır. Her bir şey, varolması için tüm kâinatın çalıştırıldığı bir kudret mucizesi olduğu halde, 'fıyat'ı esas alınınca, birdenbire değerden dü­şer. Patates sıradan, istavrit kalitesiz, elma değersiz oluverir. Bol olan, ucuz olan, hatta parasız olan şeyler—bunlardan bir kısmı hava ve su gibi en ziyade muhtaç olduğumuz şeyler ol­sa bile—değerleri düşünülmeyecek kadar değersiz görülürler.

Bir kere 'para' değer ölçüsü olduğunda ise, iş yalnız kimi meyveleri, sebzeleri, yahut suyu, ekmeği değersiz görmekle kalmaz. Çok para getiren işler kıymete biner, hiç para getir­meyen işler değersiz olur.

Sözgelimi, temizlikçi bir kadının yaptığı ev temizliği 'değerli'dir, zira karşılığında para kazanmaktadır. Ama evin ha­nımının yaptığı temizlik 'iş' yerine konmaz, çünkü karşılığın­da bir para kazanımı yoktur.

Çocuğumuzun Her İstediğini Yerine Getirmeli miyiz?

Eğer çocuğunuz varsa ve yukarıdaki gibi düşünüyorsanız, bu yazıyı okumanızı tavsiye ederiz. Çünkü çocuğunuzla iyi bir iletişim kurmanın ve iyi birer anne-baba olabilmenin anah­tarı, sadece onun isteklerini karşılamakla sınırlı değildir. Başarılı bir iletişim kurabilmek ve iyi birer anne-baba ola­bilmek Özveri ister ve kuralları vardır.

Çocuğumuza zaman ayıralım. Unutmayalım ki çocuğu sev­mek ona bolca ve pahalı oyuncaklar almak değil; onunla or­tak faaliyetleri paylaşmak, ona zaman ayırmak ve onunla oynamaktır. Çocuğu sevmek; sevgiyi sözle ifade etmenin öte­sinde, eylemle bu duyguyu ona yaşatmaktır.

Çocuğumuzla beraberken tüm dikkatimizi ona yoğunlaştı­ralım. Anne-baba olmanın keyfini çıkaralım.

Aşağılamak, suçlamak, çocuk adına karar vermek yerine, çocuğumuzu dinleyelim.

Dinlendiğini gören çocuk kabul edildiğini, dolayısıyla se­vildiğini düşünen çocuktur.

Anneye bağımlı çocuklarda öğretilmiş çaresizlik

Bir çocuk nasıl anneye bağımlı hale gelir? Anneye bağımlı hale gelen çocukların kişilik özellikleri nedir? Bu soruların cevabını verebilmemiz için doğumdan okul çağına kadar çocuğun zihinsel gelişimini izlememiz gerekir. Bilindiği gibi, çocuğun doğuma kadar olan zihinsel potansiyeli genetik mirasa, yani anneden babadan ve atalarından genler vasıtasıyla intikal eden kodlara bağlıdır. Buna doğuştan gelen zihinsel yetenek diyebiliriz. Yeni doğan bir bebeğin genetik kodlar vasıtasıyla sahip olduğu zihinsel yeteneklerin açığa çıkması ve işlerlik kazanması aileden alacağı eğitime bağlıdır.

Yeni doğan bir bebek, annenin koruması ve bakımı olmadan hayatını devam ettiremez. Annenin şefkatli kollarında ve sıcak kucağında s?t emen, altı kirlendiğinde temizlenen, koruyup kollanan bir bebek, geldiği bu yeni dünyada yalnız ve korumasız olmadığını hissetmeye ve anneye güven duymaya başlar. Güven duygusu sadece beslenme ve bakıma bağlı olmayıp, anneden aldığı sevgi ve şefkatle yakından ilişkilidir. Bu sebepledir ki, en az iki yaşına kadar anne çocuk beraberliği güven duygusunun gelişiminde çok önemlidir. Bu süreyi anne sevgisinden ve şefkatinden ayrı geçiren bir bebek, resmi kurumlarda çok iyi bakılıp beslense dahi, zihinsel ve duygusal yönden geri kalmakta; güven duygusu gelişmemektedir.

Evlilikte Sevgiyi Neler Öldürür?

"Bitti! Seninle aramızdaki sevgi öldü. Sanırım boşanmak­tan başka çaremiz yok."

Evet!.. Şimdilerde pek sık duyar olduk böyle cümleleri. Peki, ama neden? İşte nedenlerden birkaçı:

Saygısızlık

Kimi eşler, evlenir evlenmez "Karı-koca arasında resmi­yet mi olur?" düşüncesiyle saygıyı rafa kaldırıyorlar. Hâlbu­ki saygı, sevgiyi besler. Her kaba söz ve davranış, sevgi du­varından koparılan tuğladır.

Sevgisizlik

Kimileri evlendikten sonra "seni seviyorum" demeyi an­garya görerek "Ona devamlı sevdiğimi hatırlatmama ne ge­rek var?" diyorlar. Oysa sevgiyi açığa vurmamak, odun atılmayan ateş gibi sevgi ateşini söndürmektir.

Evliliğin 10 Düşmanı

İnsan yaşamının en önemli ve sevinçli anlarından birisi de "evlilik"tir. Büyük umutlar ve hayallerle bir araya ge­linir; oturulacak yer, kullanılacak mobilya özenle seçilir; ço­cuk yapma ve onlarla mutlu olma hayalleri kurulur...

İki ayrı kişilikte ve kültürde insan bir süre sonra tartışma­ya, kavga etmeye başlar. Böylece hiç de arzu edilmeyen, na­hoş bir atmosfer oluşur. Bu ortamın oluşmasında kişilerin ka­rakterleri, davranış biçimleri, alışkanlıkları, inançları, korku­ları, bağımlılıkları, kompleksleri, beklentileri vs. rol oynar. Ar­tık aradaki sıcaklık ve samimiyet kaybolmaya başlamış, ileti­şim ortadan kalkmıştır.

İletişimde birbirini dinlememe, anlamaya çalışmama ve ön yargılarla hareket etme, kendini yeterince ifade etmeme veya edememe devreye girdiğinde evliliğin sonu karmaşık hâle gelir.

Evdeki Genç ve Ailenin tutumu

İçimizdeki inişler ve yokuşlar, engebeler dışımızdan daha çoktur. Kendimizi yeterince tanıyacak kabiliyeti ve insanlara meramımızı anlatacak gücü çoğu zaman kendimizde bulamıyo­ruz.

Geleceğine kuşkulu gözlerle bakan ve gelmemiş olan yarın­ların kaygısını en ziyade yaşayan gençlerimizin elbetteki sorun­ları oluyor.

Okul sorunu, meslek sorunu, maddi sorunlar, ailevi sorunlar vs. Ama bunlardan ziyade asıl ele alacağımız konu gençlerimizin manevi boşlukları, iç alemlerinde yaşadıkları ça­tışmalar, arayışları olacaktır.

Gençlik, hayat yolculuğunun en güzel, aynı zamanda en kri­tik devresidir. Bu devresinde insan güç ve enerjisinin zirvesin-dedir. Özellikle önümüzdeki fırsatları değerlendirmek ve ha­yatımızı verimli hale getirmek için boşa geçirmemiz büyük bir kayıp olacak bir evredir.

Çiçekler Kış Fırtınalarının Ardındaki Baharda Açar

Günümüz gençliği evlilik hayatında küçük bir problemle karşılaştığında hemen pes ediyor. Dünyanın tavanı başlarına çöküyor ve "Yok canım bu evlilik gitmez. Daha ilk günde böyle olursa bunun sonu nasıl gelir?" diye düşünmeye baş­lıyor.

Evet, bazen sonu gelmeyen, yıllar geçse, eşi sabretse de netice alınamayan evliliklerin varlığı bir gerçektir. Bunlar bir kenara; konumuz, "eften püften" şeyler için karamsarlığa düşerek sabır gücünü yitirenlerin evliliği; yani daha düşmanın ordusu gelmeden düşmanın üzerine askeri göndererek telef etmek gibi; gelecek günler gelmeden "Öyle olursa, böy­le giderse düşüncesiyle" evlilikteki sabır kuvvetini tüketerek ümitsizliğe düşmek... Gelecek günler, henüz gelmemiş, ge­celerin nelere gebe olduğunu; ancak Allah bilir. Belki bera­berinde çok güzel mutluluklar getirir.

Evliliğinizi Bakıma Alıyor musunuz?

- Alo, hayatım neredesin?

- Arabayı servise götürdüm.

- Yine mi? Daha geçen gün götürmedin mi? Senin de bir ayağın serviste. Varsa yoksa araban.

- Senin de bir ayağın alışveriş merkezinde varsa yoksa! evin.

Evet, erkekler arabalarına, kadınlar evlerine itina gösterir. Öyle erkekler vardır ki arabasının sesini dinler. "Acaba bu ses nereden geliyor? Egzoz mu patladı? Frenler mi boşaldı?

Motorun yağı mı bitti? Lastikler mi eskidi? Bu arabanın bu­rası neden çizilmiş?" der dururlar.

Kadınlar, "Ay bu halının burasına ne dökülmüş? Bu ma­sa neden eskimiş? Bu perdeler niye yıpranmış?

Annem-Babam Artık Beni Sevmiyor!

Bu sözler çocuğumuzun yeni doğan kardeşi hakkında düşün­celerini çok güzel ifade ediyor değil mi?

insanoğlu çok eski çağlardan beri sevdiklerini paylaş­mayı, ilginin bölünmesini ve bir başkasına yönelmesini içgü­düsel olarak kabul edemez. Çocukların iç dünyası o kadar karmaşıktır ki o küçücük yüreklerinde fırtınalar koparan, anne ve babasının sevgisini paylaşan, sürekli ağlayan ve ilgi isteyen bu konuğu kabullenmekte çok zorlanırlar.

Burada en önemli görev ve sorumluluk anne-babaya düşmektedir. İkinci bir çocuk sahibi olmayı planlamak, çocuklarına bunu uygun bir dille açıklayabilmek, onu hazırlamak, yeni bir bebek dünyaya getirmek kadar önemlidir. Annenin hamile­lik döneminde yaşayacakları, bebek dünyaya geldikten sonra aile düzeninde nasıl değişiklikler olabileceği açıklan­malı, ilk çocuğun psikolojik olarak neler yaşayabileceği göz önüne alınmalıdır.

Bebek mamalarında büyük şüphe!

Tüketici Örgütleri Federasyonu’nun (TÖF), bebek mamaları, bebek devam mamaları ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde GDO bulunup bulunmadığına yönelik araştırması talep ettiği bilgilere, bazı firmalar yanıt vermedi. Bu durum, “Bazı firmalar neleri saklıyor? Bu ürünleri tüketen bebekler tehlike altında mı?” sorularını akıllara getirdi. TÖF, tüketicilerin sorularını kamuoyu önünde tekrar sorarak, bu firmaları yanıt vermeye çağırdı.

TÖF Genel Başkanı Fuat Engin’in konuya ilişkin basın açıklamasını ilginize sunuyoruz.

Basına ve Kamuoyuna,

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) içeren ürünler 1990 yılından başlayarak dünyada, 1998’den itibaren de ülkemizde sokuldu. GDO’lu ürünler yıllarca ülkemize yasal bir düzenleme olmadan girerek, doğumdan ölüme tüketiciler tarafından tüketildi ve tüketilmekte.

Sağlıklı bebek için 10 altın kural

Bebeğinizle yaşayacağınız ilk deneyimleri başarıyla atlatmak için pratik ipuçları

Şunun şurasında doğalı ne kadar oldu! Ama saçları uzadı bile... Biraz kesilmesi gerekiyor. Bunun gibi birçok alanda ilk deneyimi yaşayacak. Bunları başarıyla atlatması için pratik ipuçlarını öğrenmeye ne dersiniz?

Bir bebeği dünyaya getirmek, aynı zamanda peşi sıra gelen bir sürü deneyim demektir: Tüm bu deneyimlerin aslında bebeğinizin cesaretini kırdığını nereden bilebilirsiniz ki?

BAŞLAMA İŞARETİ:

Çocuklar, başlama işaretini ailelerinden alırlar. Eğer kaygılı bir kişiyseniz, çocuğunuzun kaygılı olması da olasıdır. Yeni durumlara bakış açınızı güvenli ve sakin bir şekille değiştirin.

Yaz sıcağında cami serinliği

Okulların kapanmasıyla birlikte yeni bir yaz dönemine başlangıç yapmış olacağız. Üç ay gibi uzun bir tatil süreci çocukları beklemekte. Bu zamanın nasıl değerlendirilmesi gerektiği konusunda anne-babaların alacağı kararlar önemlidir. Çünkü tatile dair atılan adımlar çocuklar için anlamlı birer mesaj ifade eder.

Tatilin sadece oyun ve eğlenceden ibaret boş bir zaman dilimi olmadığı, bilakis kış boyunca derinlik kazandırılamamış alanlara dönük çalışmaların yapılabileceği iyi bir fırsat olduğu çocuğa öğretilebilir. Bu alanlardan en önemlisi ise, okulda yüzeysel bilgilerle geçiştirilen din bilgisidir.
Kişilik gelişiminde dinin etkisi

Çocukların kişilik yapısı büyük oranda okul öncesi dönemde oluşmaktadır. Kişiliğin çocukta sağlıklı oturması ise her ebeveynin kayıtsız şartsız arzusudur. Çünkü sağlam bir kişilik geliştirebilen bir kişi ancak, kendisiyle ve toplumla gerekli olan irtibatı gerekli olan şekilde kurabilir ve sürdürebilir. Dini inancın bu anlamda sağladığı gücü, başka hiçbir öğretiyle karşılamak mümkün değildir.

Eş seçimi ve evliliğe hazırlık için ana kurallar!

Hayat boyu annemizden, babamızdan, hocalarımızdan, büyüklerimizden duyduğumuz, kitaplardan okuduğumuz bazı önemli sözleri ömür boyu unutamayız.

Zamanı ve yeri geldikçe bu önemli sözleri, "babam böyle demişti", "kulakları çınlasın hocam şöyle demişti" şeklinde dile getiririz. Eğer sözünü ettiğimiz kişi rahmetlik olduysa, ruhunu şad edecek şekilde en güzel övgülü sözleri söyledikten sonra, zihnimizde kalan tek cümlelik o güzelim "vecizeli sözü" anlatır ve onun hakkında yorumumuzu yaparız.

Bu tür vecizeli sözler, halkımız tarafından büyük ölçüde önemsendiği için kolay kolay hafızalardan silinmiyor.

Aşağı yukarı her insanın hafızasında bir takım vecizeli sözler vardır. Yeni evlenecek gençler için aşağıda sıraladığımız anlam dolu sözlerin, sizlerin hayatında da aynı şekilde yer edeceğini umuyoruz.

Çocuğu oyun oynarken tanıyabilirsin

Çocuklar oyun oynarken büyüklerini taklit etmekle beraber kendi duygularını, korkularını, üzüntülerini ve sevinçlerini de ortaya koyarlar. Henüz çocuk duygularını kelimelerle ifade edemediğinden duygularını oyunlardaki sembolik hareketlerle gösterirler. Bu nedenle oyun onun dilidir denilebilir. Bazen olumsuz duygular da yaşayabilirler (kardeşini kıskanması veya arkadaşına kızması ). Bu olumsuz duyguyu oyun esnasında açığa çıkarmakla rahatlamış ve olumsuz duygularından Allah'ın izni ile kurtulmuş olur. Bu nedenle uzmanlar oyunu çocuk için çok önemli görmektedir. Çocuğun oyundaki hal ve hareketleri ailesini yansıtır. Mesela emir verici veya ricacı bir tavır sergilemesi ailedeki iletişim seviyesini gösterir.

Çok oynayan çocuk çok akıllanır

Oyun, çocuğun çalışması, işi olarak tanımlanmıştır. Oyun her çocuk için yemek ve uyku gibi önemlidir. Maalesef toplum tarafından oyuna çok düşkün olan çocuk hoş karşılanmıyor, boş vakit doldurma gibi görülür. Öğrenmesi gerekeni oyun esnasında rahatlıkla öğretebilirsiniz. Dikkat, ilgi kurma, çağrışım, hatırlama ve algı yetenekleri de oyun esnasında gelişen yeteneklerdir.

Çocukların masala neden ihtiyacı var?

Masallar çocuklara, en sıkıntılı zamanlarda, karamsar bir haldeyken bile hiç olmayacak şeyleri başarabileceğini fısıldar. Çocukların içindeki kahramanı ortaya çıkarır. Hayal kurmak sadece eğlendirmez. Fantastik öğeler çocukların hayal dünyasını zenginleştirir ve onları hayata hazırlar.

Çocukların masala neden ihtiyacı vardır? Sebebi çok basit: Her halk çocuğuna masal anlatırken hayal kurmuş, onu eğlendirmiş, masala fantastik öğeler katarak hayal dünyasını zenginleştirmiş. Masalın sonunu mutlu bitirmiş. Çocuk hep sevinmek istiyor, masalcı onun bu ihtiyacını fark edince hem onun isteğini yerine getirmiş, hem de masalı detaylandırmış, ballandırmış, masala birçok işlev yüklemiş. Bir masalla bunu en iyi şekilde açıklayabiliriz.

Eşler aralarındaki mutluluğu nasıl artırabilir?

Mutluluk, eşlerin birbirine karşılıklı saygısıyla var olabilir. Evliliğinizi eşinizle karşılıklı bir mücadele ortamına dönüştürmeyin. 'Ben' yerine 'biz' düşüncesini yerleştirin. Mutluluğunuz kötü huylara kurban gitmesin.

Mutlu olmak isteyen eşler, şu yedi "M"ye dikkat etmelidir.

1. Mutlu olmayı isteyin

Bazen insan eşinde aradığını bulamaz. Hayal kırıklığına uğrar. Mutlu olamayacağı kanaatine varır. Böyle durumlarda hemen yelkenleri suya indirmemek, ümit ışığını söndürmemek gerekir. Beyninize "Bu evlilik yürümez, bu eşle hayat bitmez." yerine "Kayaların altından sular fışkırır. Çamurlu toprakların içinde güller biter." düşüncesini yerleştirin.

2. Mutluluğunuza sahip çıkın

Hayali bir mutluluk peşinde koşmayın. Bu koşu sadece enerji sarf ettirir. Elinizdeki mutluluğa sahip çıkın. Onu avuçlarınızda tutun. Onu büyütmenin yollarını arayın.

Yeni Evlilere Huzurlu Bir Hayat İçin Mutluluk Reçetesi

Yeni evlilik, yeni bir hayata başlamaktır. Güzel; ama karmaşık, tatlı; ama zordur. İnsanın tanımadığı biriyle uzun bir yolculuğa çıkması, değişik mizaçlarla bir arada yaşaması; elbette kolay değildir. İşte size sunduğumuz bu reçete ne yapılması gerektiğini bilemeyen yeni evliler için:

Bekârlığa "Elveda" deyin

Her şeyden önce bekârlığa zihnen veda edin. Yeni bir ha­yata başladığınızı unutmayın. Bekârlık günlerinizdeki "Ne­rede akşam orada sabah!" sayfasını kapatın.

"Bekârlık sultanlıktır" yerine "Evlilik sultanlıktır" cümle­sini koyun.

Sağlam bir iletişim

Eşinizin vücut dilini öğrenin. Jest ve mimiklerini doğru anlamlandırın.

Modern Aile

Geleneksel aile yapımız iki eksene oturmuştu: Yaşlılar ve ço­cuklar...

Toplumda hem yaşlıların, hem de çocukların önceliği vardı...

Çocukların önceliği sevgi merkezli, yaşlılarınki saygı merkez­liydi...

Geleneksel değerlerimizden kopuş süreci içinde çocuk ve yaş­lı eksenli aile yapısından da koptuk...

Televizyon eksenli, para merkezli bir aile yapısına geldik!

Tabiatiyle ailelerimiz yaşlıların tecrübelerinden de, denetim­lerinden de uzaklaştı...

Bundan da başta çocuklarımız olmak üzere, herkes derece de­rece etkilendi.

Üstümüzdeki şefkatli bir çift gözün adı; anne

O anne ki ''Rahim'' isminin tecelli makamıdır. Oradan dünyaya "rahmet nehirleri'' yol alır. Hz. Havva ile başlayan bu nehir birçok kola ayrılır. Hz. Hacer'in anne yakarışıyla cûşuhurûşa gelen tükenmez pınarın öyküsü yazılıdır bu kelimede.Zemzemin gürül gürül çağıldayışını anne nefesinde duymak ne güzeldir. Cennetin seçkin hanımefendileri, dört anneden oluşur: Hz. Asiye, Hz. Meryem, Hz. Hatice ve Hz. Fatıma.

Bahar bir anne gibi sıcak gülümseyişle geldi. Kışa, ayaza çamura inat sürdü filizlerini. Renk renk cümbüşüyle hayata ahenk kattı. Anne ve bahar. Birbiriyle özdeş bu iki kavram sevginin renkleriyle bezenirler. Anneler, bahar buketleri gibi hoş kokularla bizi sarmalarken, bahar ''anne kalbi'' kadar bereketli ve özverilidir. Anne, hayatın dişil öğesidir. Üreten, koruyan, sarmalayandır. Hayatın yekpare bütünüdür. Sevgi, şefkat, aşk ve ahenk onun sıcak sarmalında iç içe sunulmuştur.

Çizgilerle Çocuk

Çocuklar dünyanın en tatlı varlıkları. Onların olmadığı bir hayat, cıvıltılarının olmadığı bir ortam, neşe dolu kahkahala­rının çınlatmadığı bir dünya, gülücükleri­nin olmadığı bir evren ve nefeslerinin ol­madığı bir kainat düşünemiyorum bile. İnsanlar için Allah'ın en büyük hediyesi çocuklarımız. On­larla sevinip onlarla gülüyoruz. Mutlulukları mutluluğumuz, hastalıkları hastalığımız oluyor. Minicik bir tebessümleri için gözümüzü kırpmadan dünyayı ayaklarına sermeye çalışıyoruz. Varlıkları, hayatımızın anlamı oluyor çoğu zaman.

Yaşamaktan bıkmış insanların, evlatları için yeniden doğ­duğuna şahit olmayanlarımız var mı?

Kaçımız onlar için gecelerce uykusuz kalmadık? Kaçımız kara gözlerindeki yaşları dindirmek için uğraşıp yorulmadık?

Kaçımız üstlerini örtmek için, geceler boyu uykumuzdan olmadık? Kaçımız?..

İçeriği paylaş

Anket

Daha iyi çocuk bakımı için en çok ne yapıyorsunuz: