Keskin Bıçak, Namı diğer SEVGİ

Sevgi, Allah'ın insanlara verdiği en büyük nimetlerden biridir. Her insan hayatı boyunca çok sevdiği, güvendiği, yakın hissettiği kişilerle birlikte olmak ister. Allah'ın verdiği nimetlerin birçoğu, asıl değerini, gerçek sevgilerin ve dostlukların yaşandığı ortamlarda bulur.

Örneğin, gördüğü güzel bir manzaradan zevk alan bir insan, duyduğu heyecanı sevdiği biriyle paylaşmak ister. Aynı şekilde en muhteşem ziyafet sofrası ya da en güzel, en şatafatlı ev bile, tek başınayken bir insana çok fazla çekici gelmeyebilir.

Ananasın Faydaları

Türkiye ananas ile tanışalı henüz çok uzun bir süre olmasa dahi kısa sürede popülaritesini epey artırdı. İlk zamanlar nadiren karşılaştığımız ananas şimdi tüm marketlerde, manavlarda bulunabilir durumda. Lezzeti ve faydalı yönleri ile ananası benimsememek zaten tuhaf olurdu. Öyle ki C vitamini açısından fazlası ile donanımlı olan ananas diğer birçok faydası ile de tüketilmesi gereken meyvelerden biri. Peki nelerdir bu faydalar? Şimdi ananasın faydalarını sıralayalım.

Ananasın en güçlü yönlerinden biri antioksidan etkisine sahip olması. Damar sağlığı, tıkanıklıklar, şeker hastalığı ve bunlara bağlı kalp rahatsızlıklarına karşı hem önlem hem de giderilmesi açısından faydalı oluyor. Solunum yolu hastalıkları da ananasın C vitamini içeriği sayesinde sahip olduğu etki alanlarından önemli bir tanesi.

Göz sağlığı için de ananas önemli bir yer tutuyor. Özellikle spesifik olarak 55 yaşın üzerinde rastlanmakta olan sarı nokta hastalığında ananasın etkisinden bahsedebiliriz. Sarı nokta hastalığından korunmak adına daha çok önlem alma sürecinde uzmanlar ananas tüketimini ısrarla öneriyorlar.

Silikon Vadisi Yönetici Çocukları Neden Teknoloji Girmeyen Bir Okula Gidiyor?

Günümüz çocukları teknolojinin içine doğuyor. Bunu hepimiz biliyoruz. Şimdi bu durumu anne babaların nasıl yorumladığını daha iyi anlamak için başka bir gerçeği daha ortaya koymak lazım: Biz teknolojinin içine doğmadık. Hepimiz yaş kemale erdikten sonraki dönemde, yani lise ve üniversite yıllarında ya da iş hayatına yeni atıldığımız dönemlerde tanıştık teknolojiyle. Belki bu yüzden küçücük çocukların hatta el kadar bebelerin teknolojiyle ilişki kurmasından şaşkınlıkla karışık -ilk kez gördüğümüzden olsa gerek- tuhaf bir zevk alıyoruz.

Çok farklı ve zeki bir nesil yetişiyor duygusu kaplıyor içimizi. Belki bu yüzden bir sürü anne baba, “Oğlum 3 yaşında tam bir profesyonel Google kullanıcısı”, “Bizimkinin mouse kullanmasını bir görsen inanamazsın” gibi tuhaf gururlanmalar yaşıyor.

Şükürler olsun ki, çocukların gelişim çağında teknolojiye (bilgisayarlar, cep telefonları, tabletler) uzun saatler maruz kalmasının zararlarıyla (gelişimi ve öğrenmeyi olumsuz etkilemesi, obezite ve saldırganlığa sebep olması, radyasyon emisyonu vs.) ilgili çok sayıda araştırma yayınlandı. Ancak, buna rağmen çocuğunu teknolojiden uzak tutmak için çaba gösteren çok az sayıda anne baba var.

Allah böyle EŞ nasip etsin

Adam eşine sorar:
"Benden daha yakışıklı bir erkek var mı?
" Kadın önce susup sonra cevap verir:
"Bilmiyorum.
" Adam:
"Benden daha iyisi var mı ?
" Kadın, yine:
"Bilmiyorum.
" Adam:
"Benden daha nazik bir erkek var mı ?
" Kadın:
"Sana bilmiyorum dedim."
Adam:
"Nasıl bilmezsin?
" Kadın:
"Evet bilmiyorum, sen varken nasıl başka erkeklere bakarım ! "
"Allah dünya ve Cennette seni bana eş yazdığı halde nasıl başkasına bakayım..!

-Allah böyle EŞ nasip etsin(amin)

Aşkın böylesi de varmış

Kadın 32 yaşında güzel bir bayandı ve eşi oldukça yakışıklı bir deniz subayı idi. Bundan bir kaç ay önce yanlış bir teşhis sonucu gerçekleştirilen ameliyatla gözlerini kaybetmişti genç kadın ve asla göremeyecekti. Kocası ameliyattan sonra acı gerçeği öğrenince yıkılmış ve kendi kendine bir söz vermişti. Günler geçiyordu........

Kadın her geçen gün kendini daha kötü hissediyor, çok sevdiği kocasına yük olduğunu düşünüyordu. Eşinin bu içine kapanık, karamsar hali kocayı çok üzüyordu Birden aklına eşinin eski işi geldi. Geri dönmesini isteyecekti. Ama bunu ona nasıl söyleyecekti, çünkü artık çok kırılgan ve neşesizdi. Bütün cesaretini toplayarak akşam karısına konuyu açtı. Karısı dehşetle gözlerini açtı: Ben bunu nasıl yaparım ben körüm, diye bağırdı. Kocası ona destek olacağını, her sabah kendisinin işe bırakacağını ve akşamları da iş çıkışında alacağını ve ona çok güvendiğini söyledi. Çünkü eşini tanıyordu ve bunu başarabileceğini biliyordu. Kadın büyük bir umutsuzlukla kabul etti çünkü eşini çok seviyordu ve onu kırmak istemiyordu.

Hanım bana karpuz getirsene

Evvel Zaman içinde Memleketin Birinde 90 yaşlarında fakat çok dinç ve genç görün...ümlü bir adam yaşarmış? Çevresinde bulunan herkes ona çok özenir ve sorarlarmış ' Bu gençliğin sırrı nedir' diye. İhtiyar delikanlı güler geçermiş her soruldukça bu soruya.. ama sorular sık , soranlar çoğalınca cevap vermek vacip olmuş sanki.

Düşünmüş nasıl anlatırım bu sırrımı kolayca herkese. Sonra karar vermiş tüm meraklıları yemeğe davet etmeye evine.

"Bu davette size sırrımı açıklayacağım” demiş. Herkes merakla davete gelmiş. Yemekler yenilmiş, içilmiş, sohbetler edilmiş vakit iyice gecikmiş. Ama gençlik sırrı ile ilgili tek kelam edilmemiş. Herkes konu ne zaman açılacak diye merek ederken Adamcağız huri gibi sevimli hanımına seslenmiş:

- "Hatun, şu kilerden bir karpuz getirir misin bize sana zahmet!.." Hanım hemen doğrulmuş kilere giderek kaş ile göz arasında gidip bir karpuz getirmiş. Adamcağız şöyle eliyle bir vurmuş tık tık diye sonra da:

Aile merkezli helal duyarlılığı

“Helal” kelimesi, daha çok nesneler dünyasına ait bir niteleme olarak kullanıldığı için böyle bir başlıkla neyin kastedilmiş olabileceği ister istemez bir soru işareti doğurmaktadır. Acaba ailede helal duyarlılığı derken nikâhsız beraberlikler mi kastedilmektedir? Yoksa aile bireylerinin kursağından haram lokma geçmemesi hassasiyetine mi vurgu yapılmaktadır? Ya da aile içi ve dışı ilişkilerde söz konusu olması gereken hukuki ve ahlaki hükümlere mi işaret edilmektedir?

Hemen ifade edelim ki, helal kelimesinin geniş açılımı bu soruların hepsinin bu yazının kapsama alanına alınabilmesine imkân sağlamaktadır. Çünkü “helal” kelimesinin gerek Kur’an-ı Kerim’de gerek hadis-i şeriflerdeki kullanımlarında bir taraftan mübah ve caiz anlamı (mesela Bakara, 196, 228; Tirmizî, “Tahâret”, 52.) diğer taraftan vacip ve gereklilik anlamı (mesela Buhârî, “Ezan”, 8.) kastedilmiştir. Öyleyse “helal” hem bir meşruiyet ve geçerlilik hem de bir gereklilik ve bağlayıcılık vurgusu taşımaktadır.

Gaz problemine doğal çözüm

Bebeklerin büyük sorunu olan gaz sancısı son buluyor. Gaz sancısından uykuya hasret kalan ebeveynler artık rahat uyuyabilecek.

Wind-salbe N içerdiği kimyon yağı sayesinde bebeklerde oluşan gaz problemine köklü ve kolay bir çözüm getiriyor. Tamamen doğal altyapıyla hazırlanmış formüllerden oluşan ve gaz sancısına neden olan bölgeye masajla yedirilen Wind-salbe N gaz sancısı nedeniyle uykusuz geceler geçiren anne ve babaların imdadına yetişecek.

Gaz sancısı nedir?

Bebeklerde görülen gaz sancısına kolik denir. Kolik; gelişimi normal olan sağlıklı bebeklerde, en az 3 hafta süren, haftada 3 günden ve günde 3 saatten fazla ağlamaların olduğu tablodur. Kolik, her 4 çocuktan 1’inde görülmektedir. Yeni doğan bebeklerde gaz sancısı 2-3 haftalıkken başlar ve genellikle bebek 3 aylık olduğunda büyük ölçüde geçer. Bazı bebeklerde 8-9 aylık olana kadar kolik devam edebilir. Kolik nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte, bebeğin sindirim sisteminin tam olgunlaşmamış olmasından, bebeklerin nefes alma ve beslenme koordinasyonu tam olmadığı için emme esnasında hava girişi olmasından kaynaklanabilir.

Besinleri çocuklarınız seçmesin

Doğru beslenme alışkanlığının gelecekte ortaya çıkabilecek kalp, tansiyon, şeker, kanser, obezite gibi hastalıkların riskini azalttığına işaret eden diyetisyenler, besin seçimlerinin okul çağındaki çocuklara bırakılmaması uyarısında bulundular.

Samsun'da özel bir sağlık merkezinde beslenme uzmanı olarak görev yapan Diyetisyeni Meltem Üney, yaptığı açıklamada, okul çağındaki çocukların beslenmelerinin önemine dikkat çekti.

Okula başlayan çocukların artık besin seçimlerini kendilerinin yapmak istediğini ve bunların da genellikle yağlı, katkı maddeli yiyecekler ile kolalı içecekler olduğuna işaret eden Üney, bu tür beslenme alışkanlıklarının gelecekte kalp, tansiyon, şeker, kanser, obezite gibi hastalıklara davetiye çıkardığını ifade etti.

Ödev yapmak nasıl zevkli hale gelir?

Unutmayın ki siz de bir zamanlar çocuktunuz... Arkadaşlarınızın oyun oynadığı saatlerde oturup ders çalışmak sizin için de can sıkıcıydı, değil mi? Ama siz, Bebeğim ve Biz dergisinin önerileriyle çocuğunuza daha kolay ödev alışkanlığı kazandırabilirsiniz

Okul hayatımızın kabusu olmuştur 'ev ödevi'. Hiçbir çocuk yoktur ki ev ödevine karşı istekli olsun. Fakat doğru yaklaşımlarla bu durumun, çocuğunuz ve sizin için bir kabusa dönmesini engelleyebilirsiniz. NP İstanbul Nöropisikiyatri Hastanesi'nden Psikolog Aynur Sayım, çocuğa nasıl ödev yapma alışkanlığı kazandırılabileceğinizle ilgili önerilerde bulundu.

BECERİLERİNE DİKKAT!
Öncelikle her çocuğun bireysel farkları olduğunu ve öğrenme tarzının değişkenlik gösterdiğini unutmamak gerekir. Çocuğun gelişimi, öğrenme becerileri, dikkatini yoğunlaştırma ve sürdürme becerisi; yaşına uygun mu, ders çalışma motivasyonu nasıl, çocuğun çalışma disiplinini etkileyen nedenler nelerdir incelemek gerekir. Eğer çocuğun zekasında, öğrenmesinde ve dikkat becerilerinde sorun yoksa, tek başına çalışma disiplinini kazanabilir. Fakat bu alanlarda sorun yaşayan bir çocuğun özel eğitim desteği alması, birlikte ders çalışılması gereklidir.

Tavuk suyuna çorba içirin!

Gribe yakalanan çocuklara hemen ilaç mı verilmeli, yoksa bu hastalığı kendiliğinden yenmesi mi beklenmeli? Tıp dünyası bunu tartışıyor. Ancak Prof. Dr. Balkır, şefkatle hazırlanan tavuk suyu çorbayı tartışmasız öneriyor.

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Bakır, çocuklarda grip ile ilgili merak edilen soruları yanıtladı...

Grip, özellikle bünyesi güçsüz olan çocukları mı seçer?
Grip, bağışıklık sisteminin durumundan bağımsız olarak tüm insanları etkiler. Hastalık, bağışıklık sistemi zayıf olanlarda daha ağır seyirli ve ölümcül seyreder, komplikasyon oranları dediğimiz istenmeyen etkiler daha çok ortaya çıkar. Geçen sene H1N1 grip pandemisi sağlıklı genç erişkinleri olduğu kadar sağlıklı hamile kadınları ve sağlıklı çocukları da etkilemiş, bu kişiler de rahatsızlığın ağır seyrettiği grupta yer almıştı.

“GDO'lu somonu çocuğuma yedirmem”

Prof. Dr. Adem Tekinay, ABD'de genetiği değiştirilmiş somon balığının tüketime sunulması girişimine ilişkin, ''Bana, 'çocuğunuza GDO'lu somonu yedirir misiniz?' diye sorarsanız, ben yedirmem'' dedi.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Su Ürünleri Fakültesi Yetiştiricilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Tekinay, GDO'lu ürünlere karşı dünyada tartışmaların devam ettiğini ve şu an Türkiye'nin gündeminde olmayan GDO'lu somon balığının ithalatı konusunda dikkatli olunması gerektiğini belirtti.

Dünyada kullanılan soya fasulyelerinin büyük çoğunluğunun ABD ve Güney Amerika’da üretilerek dünyaya ihraç edildiğini vurgulayan Prof. Dr. Tekinay, ''Şu an bizim de yediğimiz soya fasulyelerinin büyük bir bölümü ithal soya fasulyesidir. Bunların da büyük çoğunluğu genetiği değiştirilmiş soya fasulyesidir. Biz bunu yıllardır yiyoruz. AquaBounty firması tarafından üretilen somon balığı ise bu hayvanlara yönelik ilk uygulamadır'' dedi.

Çocukluğuna vermeyin tedavi ettirin

Çocuklarda alt ıslatma, birçok hastalığın habercisi olabiliyor. Diyabet ya da tiroid bozukluğu gibi bedensel hastalıklar, dikkat eksikliği, depresyon gibi ruhsal hastalıklar çocukların geceleri altlarını ıslatmalarında başlıca sebepler arasında...

Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı ve Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Uzmanı Dr. Zafer Atasoy, tıpta “enürezis” olarak bilinen alt ıslatmaları hakkında merak edilen soruları yanıtladı.

Alt ıslatma nedir?

Enürezis hastalığı, çocukların gece veya gündüz elbiselerini ya da yatağını istemsiz olarak ıslatması olarak tanımlanıyor. Beş yaşından büyük bir çocuk, doğumsal ya da kazanılmış merkezi sinir sistemine ait bir sorun olmaksızın üç aydan uzun süre, haftada en az iki kez uykuda idrar kaçırıyorsa enürezisin varlığından söz edilebiliyor.

Şiiştt... Amca Kızıyor!..

Ülkemizde amcalar, teyzeler, ablalar hiç bitmez... her yerde vardırlar... sürekli de kızarlar zaten...

Çünkü bir çocuk ne zaman yaramazlık yapsa, annesi veya babası, o kaçınılmaz cümleyi söyler:

"Şişşştttt... Dur yapma kızım... Bak amca kızıyor..."

Amcanın kızması bir şey değil de, keşke her şey sadece amcanın kızmasıyla sınırlı kalsa!..

Amca kızar... çocuk bildiğini okur...

Teyze kızar... çocuk bildiğini okur...

Abi kızar... çocuk yine bildiğini okur...'

Çocukların merhamet ve vicdan duygularını nasıl geliştirebiliriz?

Anne-babanın birbirlerine ve aile üyelerine karşı sevgi dolu, saygılı, yardımsever ve anlayışlı olması çocuklarda vicdan ve merhamet duygularını geliştirir.

Çocuklar olumsuzluklardan ne kadar uzak kalır ve güzel örnekleri görerek büyürse sevgi ve merhamet de o derece yer bulur. Çocukların hayvanlara ve çevrelerine karşı acımasız davranışları dikkatle izlenmeli.

İnsanı insan yapan bütün hasletler merhamet ve vicdan duygularının iyi gelişmesiyle güçlenir. Bu da anne-babanın çocuğuna vereceği iyi bir bakım ve eğitim ile başlar. İnsanda var olan merhamet ve vicdan duyguları hem korunmalı hem de sağlıklı çevresel ve sosyal ilişkiler ile geliştirebilmelidir. Çocuğun temel ihtiyaçlarının karşılanması anne ve babasıyla sevgi ve güvene dayanan bir iletişim içinde olması ve zararlı alışkanlıklardan korunması merhamet ve vicdan duygularının hassasiyetini sağlar.

Anne-babalar, çocuklarının başarısı için ne yapmalı?

Günümüzde, çocukların okul başarıları, göz ardı edilmeyecek kadar önem kazanmıştır. Eskiye nazaran iş ve kariyer sahibi olmak zorlaşmış, çocukların da derslere olan ilgisi azalmıştır.

Bu nedenle yeni nesil anne-babalara daha fazla görev düşüyor. Eğitimin sadece okulda olmadığını, evin de eğitimde önemli bir rolü olduğunu unutmamalıyız.

Okullar açıldığı zaman velileri tatlı bir telaşe sarar. Bu telaşenin altında hem çocuğun geleceğiyle ilgili planlar, ümitler hem sorumluluktan doğan korkular vardır. Günümüzde, ebeveynler ve öğretmenler, öğrencilerin niçin her geçen gün okula ve derslerine daha az ilgili göründüklerini anlamak için çaba sarf ediyor. Ancak, çocukların eğitimi konusunda bazı anne-babaların yaptığı tek şey ise karne zamanında görüşlerini ileri sürmektir.

Evlilikte Sevgi Nasıl Canlı Tutulur?

"20 yıllık evliyiz" dedi kadın. "Eşimin geleceği saatte kal­bim hâlâ çarpar. O da beni görmek için koşarak gelir."

Belki kimilerine garip gelebilir. "Böyle bir şey olabilir mi? Günümüzde sevgi mi kaldı? Deliler gibi seviyorum, diyen nice çiftler, üç-beş ay sonra mahkeme kapısını çalıyor" diye­bilirsiniz.

Peki, bu çift, sevgilerini nasıl korumuş ve canlı tutmayı başarmış olabilir? Bunun sırrı ne?

Evet, sevgi kâinatın mayası olduğu gibi evliliğin de özü­dür. Eğer bir şeyin özüne bakarsanız dış kabuğunun iyi-kötü-çirkin güzel olması, sizi fazla ilgilendirmez.

Kadınlar Erkeklerden Ne Bekler?

Kadınlar, bir araya geldiklerinde çoğu kez eşlerinden beklentilerini dile getirirler. Aşırı isteklerde bulunanlar olsa da genelde eşinden abartılı şeyler bekleyenlerin sayısı çok azdır.

Peki, kadınlar, eşlerinden neler bekliyor?

Erkekler; acaba bu beklentileri karşılayabiliyorlar mı?

Kadın kocasından evi silip süpürmesini beklemez; ama "Bir şey yapmıyormuş" muamelesi görmeyi de hazmede­mez. Hiç olmazsa samimi bir şekilde:

"Hayatım bütün gün koşturup yoruluyorsun, Allah razı olsun" cümlelerini duymak ister, "sevgi" ve "şefkat" bekler.

Eşlerinin kapıdan girer girmez, "Yorgunluktan ölüyo­rum" sözleriyle selamsız sabahsız hemen TV'nin karşısına geçmelerini istemezler.

Mutluluk Zor Değil Ama İstemek Lazım!

Mutluluktan herkes söz eder,ama onun ne olduğunu kimse bilmez.
Madame Roland

Mutlu olmak elbette zor değil, ama önce karar verip istemek lazım. Genelde bizi mutsuz eden konulan şöyle bir Özetleyelim:

ı. Pahalılık, enflâsyon, kötü ekonomi ve buna bağlı olarak ge­lişen sıkıntılar, (ödenmeyen çekler, tahsil edilemeyen senetler ve geçim sıkıntısı.)

2. Ailevî problemler, (şiddet, kavga, çocukların okulu, vs.)

3. Toplumsal dertler (başörtüsü yasağı vs.)

Mutlu olmanın çok kesin hatlı belirli bir yöntemi, mutlulu­ğun belirli bir standardı yok.

Beslenme alışkanlığı çocukluktan başlıyor

Çocuğun okul çağında edindiği beslenme alışkanlığının büyük önem taşıdığını belirten Diyetisyen Zuhal Güler Çelik, bu dönemde çocuk kadar anne ve babanın da beslenme konusunda bilinçli davranması gerektiğini söylüyor.

Amerikan Hastanesi Diyet ve Beslenme Bölümü'nden Diyetisyen Zuhal Güler Çelik, hatalı beslenme alışkanlıklarının çok sayıda nedeni olduğunu söyledi.

"Bunların başında çocukların besin gereksinimlerinin bilinmemesi, ailenin beslenme alışkanlıkları ve annelerin, kendi bilgilerine göre en iyi bildiği besinlerden çocuğuna fazla miktarda yedirmek istemeleri gelmektedir. Bunların dışında fiziksel aktivite azlığı, özellikle ailenin akşamları veya evde olduğu günler içerisinde televizyon-bilgisayar karşısında oturmaları, çocukları ile oyun oynamamaları, yürüyüşler yapmamaları, sözlerden daha kalıcı izler bırakan olumsuz mesaj ya da mesajlar olabilmektedir. Ayrıca öğün atlama, şeker, tuz ve yağ içeriği yüksek yiyecek-içecek tüketimi özellikle ileri yaşlardaki beslenme alışkanlıklarını kötü yönde etkilemektedir. Bu hatalı beslenme şekli, özellikle çocukluk dönemindeki şişmanlık (Obezite) riskini artırmaktadır."

İçeriği paylaş

Anket

Daha iyi çocuk bakımı için en çok ne yapıyorsunuz: